iç.gin  ya da iç.cin * doğuştan or.gin / gen.ök : iç.(iz).am (çam @ çınar, köknar > organisme) içine gizli organik çiz+imli, kayıtlı & kuyutlu, sonraki yaş+am koşulları altında gelişe(bile)n varsaklı (potansiyel / potential) ob.ot+an.ük (botanik; bitkisel) yaşam yet+ingeki; eur. innatus; eng. innate faculty of organic (i.e. language) development potential; ob.ot+an : (ür).ük : ot.ng > gr. botanikos ~ lat. botanicus; eur. botanical heredity; ar. nebat+î > batn, batınî, doğum & doğuştan g(el)en iç el gen.

id.am.at


©1991 doğan türker

id.am.at * 1. iduk kut am (yer & can) atmak, kutlu dam açıp ev kurmak; dam çekmek; “Oğuz zamanında bir yiğit ki evlense ok atardı, oku nereye düşse orada gerdek dikerdi –Ergin, Prof. Dr. Muharrem, Dede Korkut Kitabı I, TDK 169, Ankara 1989, s. 29 “In the days of the Oghuz the rule was that when a young man married he would shoot an arrow and wherever the arrow fell he would set up his marriage-tent. –The Book of Dede Korkut; trans. by G. Lewis, Penguin Classics, p. 68”; yer / tarla açmak “kadınlar sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz biçimde varın –Kur’an, Bakara 2:223” > eng. “your women are a tilth for you (to cultivate) so go to your tilth as ye will –TGK (The Cow) 2:223”; ç > t / s dönüşümüyle amat ~ amaç; “ahrette iman, dünyada mekân”; kut yerde ebe+ergin (virgo ~ virgin) kız yı(&)la+an dam kuran er > fars. dâmât; lat. domus ~ dome; ger. dach; “Aya bak, yıldıza bak; / Damda duran kıza bak. / Ay benim, yıldız benim; / Damda duran kız benim –Anadolu türküsü”; id.am (dam) imleriyle yapılan dama oyunu tablası, damalı çizim; Bkz: id.am # am.up > eng.
u(–)p # d(ow)n; 2. id.at.am * üzerine çapraz X (battal im-mi) atılan (kutlu / kutsuz) yer, eylem, can, adam; idam(lık); parçalara ayırmak, ayrıntı+lamak; am im-mi’nin al imiyle yer değişimi uyarınca id.at.al > fr. detail+ler; 3. id.at.im * atılan  (yazılan) kut imleri eklemek; “im’daaat!..” > lat. datum / data ~ date; execute, do+ing, “heeelp!..”; 4. id.at.iş.ng * artı imlerini arttırmak, toplam etmek > lat. ad+data ~ additive ~ addition; dat+ing, güneri sayıp im düşmek / tarih+ilendirmek; Bkz:
okh-khu : id.am-mı; id.okh-khu : ob.ar

id.am.er * 1. kut ana yer / er kişinin demir istem, söylem & yaptırım gücü; @ ar. iradî, irade; eng. will power; usta demirci tengriler olan id.am.er : oğh.us : in.cin+er * kut ana yer / er kişinin demir istem, söylem & yaptırım gücünü engine inerek, göksel erlere özgü bir beceri & at.okh.ini : eb.il.iğh-ğhi > gr. tekhni+logia yılan uygulayan injun’lar; id.am.er.cin : oğh.us.[at.a(m)] * usta demirci oğhuz ata’lar / adamlar; tr. mötüş. Altay Yaratılış Destanı’na göre yer yüzünün bağhatur (boğa-toro) egemeni olan mandı-şire; “tengri balık işini, verdi Mandı-Şire’ye –B.Ögel, TM I, 434”; id. am. er : oğh.us > gr. dmiourgos; lat. dmiurgus, a deity in Gnosticism, Manicheeism and other religions who creates the material world and is sometimes viewed as the originator of evil. Also a  Platonic deity who orders or fashions the material world out of chaos; 2. id (battal) olacak can, idamlık er; 3. demir ~ temür; özel ad. Timur; Bkz: [ B.Ğh.A T.R.Kh.N ]; [ Türk’ün Simgesi ]; istenç

id.am : ış.oğh * kut adam’ın şık / ışık / aşk damı; ışık (şık / aşık ) adam ya da ev; ışık(lı) damları çok kent > Şam; ar. Dimaşkh; lat. Damascus; bu özüm öz tr. sözcüğün +an / +on... gibi çoğul eki almış biçimi id.am+on : (ış).ot.oğh+ an * damlar & otağlar > eng. downtown, the lower part or the business center of a city or town; Bkz: ış.ot.oğh;
[ u(–)p @ d(ow)n ]

id.eb.er+en    

id.eb.er+en ~ id.eb.er+ler * 1. deveran (çark) eden evrende kut veren ödevlerini deviren (yerine getiren) edebli dev ebe er+en(ler); şık / ışık han(ım)lar; evrendeki yaratıcı gücün getirdiği yaşam düzenini uz.am (ıl(&)an) uz.am+an’da sağlayan, yayan & geliştiren kozmik ergler (enerjiler) > sans. dhyan-chohan; jap. shogun; lat. illuminati; 2. id.eb.er+ler ~ dev erler > üp/f.üng : öt.ük : can (Phoenician / Fenike) aleph+beth’inden alındığı ileri sürülen G(r(φ)e)K > Grek yazısında, or.okh-khu.ng (orkhun) imlerinin retro @ örter (kıçından başa doğru) kopyalanmasıyla > gr. , titan; lat. titan; yukarıda fonetik dışı & görsel yanlı çözümleme yöntemi yile sunulan açıklama bu savın kanıtıdır –DT. ; benzer anlamda tr. (Gök*köG).oğh.uz : can’lar > gr. gigas; lat. gag³s, gagant ~ gig³s > fr. geant, jaiant ~ mid. eng. giant, dev; ayrıca oğh.er.ebe’ler, eski mötüş & matitas’larda anlatılan kötü dev erler & dev ebeler > lat ~ fr ~ eng. ogre & ogress; 3. al(ma : am)la : id.eb.er+en * göksel yaratıcı, kut dev ebe er+en(ler); “Çanakkale’yi rahat geçeriz demiştik. Çünkü Türk’lerin atacak barutu bile yoktu; {ancak} biz orada gökten inen güçleri gördük –İngiliz Amirali Hamilton’un 1914’teki yenilgiden sonra böyle yakındığı ileri sürülür (kaynak gerekli); 4. ob.oğh.(uz).a(m) : ot.or. oğh.us (oturan boğa / taurus ~ toro) burcu içinde, eski Türk evren biliminde gök bakır ~ bakar > ar. bakara (ingök ~ iñek) diye bilinen kızıl dev al.ide / al.uça : varan (ar. el-deberan ~ lat. aldebaran) & titan çift yıldızı; bunların her ikisine de aynı anlama gelen id.eb.er+en & id.eb.er+ler imlerinden kaynaklanan dev erler & titan adları verilmiştir; Bugün dizgesi içinde yaşadığımız Güneş yıldızı yilen ana ata’larımızın gezegenlerinden kalkıp, gökten inerek geldiği ideber+en yıldızının dev boyutu arasındaki orantıyı görmek için, yukarıdaki gök haritası üzerine tıklayınız –DT; 5. id.eb.er : im * (evren) çarkını döndüren deverancı (reincarnating) dev ebe eren+(ler > titans) yeri & göğü sarsarak devir’dikleri im’ler & dev erim’ler > tr. debrim ~ deprem & devrim; lat. revolutus, dönüş(üm) ~ eur. revolution; ar. ihtilâl & inkılâb; Bkz: dev erimci; eb.er+on : oğh.uz; (Gök*köG : oğh.uz.am.er)+en; ış.oğh+an; [ b.ğh.a : t.r.kh.n : ğh.z : kh.n ]; [ Bayrak & Buyruk ]; [ Sümer Serpintisi ]

id.eb.er+en : an ~ deberan * deveran (çark) eden evrende kut veren ödevlerini deviren (yerine getiren) edebli ideberen dev ebe er+en(ler)in uz.am & uz.am+an içindeki an(lar)ı; dev evrenin / feleğin dönmesi, büyük deveran / çark / çağ & dönem; “sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün... –Kur’an, Secde 32:5”; er+an > lat ~ eur. era (çağ) & millenium (bin yıllık çağ); eb.er ~ ever > eng. ever # n+ever (hiç ..., her / hep ... # asla); Gök*köG Ana Dil(im.iz)’in ğhu.iç-çe’leri içindeki deberan ~ deveran sözcüğünün > ar. devr; fars. devrân sözlerinden geldiği savı, günümüzdeki bakar ökör aymazlığın yaptığı sayısız yanlışlardan biridir.

id.eb.er : iş.can.at.a(m) * deveran (çark) eden evrende kut veren ödevlerini deviren (yerine getiren) edebli ideberen dev ebe er+en(ler)in id.eb.er.i(s)’i (debi & veri’si > input & output) yopyoğun ve çok çatık işlerini canla başla düz+enli etmeye, yür+ötmeye, den+li / +siz+etmeye (dogru / ogru denetlemeye); am.uç-cu (amacı)’na uz.am & uz.am+an’ında er+iş’tirmeye can atan baş kut dev erimci ebe / ata / adam; ► 1. yukarıdaki tamghular içinde döne döne okuma yıla biş : eb.er > beş ebe er’in id = + olup (dolup > lat. ad.d+are, eklemek / katılmak / toplamak} bir ara’ya gelerek bir kamu kurultayı / başkanlık kurulu / osm. millet meclisi reisliği oluşturduğu da anlaşılmaktadır; 2. bu tamghuların betimlediği göksel kut ödevler dev ebe er+en(ler)’den yer yüzündeki dev erimci : oğh.uz.er : at.a(m)’lara devir edildiğinde, yazılım imleri, “yukarıda neyse, aşağıda öyle / as above, so below” uyarınca yine yukarıdaki yaratıcı gücün / kozmik ergler (enerjiler)’in işlevlerinin aşağıda bozulmadan

sürdürüleceğini anlatır biçimde birazıcık değişmiştir (yukardaki çizim) ap.y(ay).er : iş.can.at.a(m) yukarı yerdeki yüce ata {er / dişi} can; apa / ata erki üyesi / ana / baba / ata er+en(ler)den yerin yüce işini yapmaya can atan baş kut dev erimci ebe / ata / adam > lat. praesidns, başkan ~ old fr - mid. eng. president; ger. präsident; gr. pro-edroV , proedros; ar ~ osm. reis ül-cumhur(iyye); baş+k(amuğ / omut)+an, kamu başkanı / başkomutan; Bkz: ap.er.is+on

id.eb : ör.et ~ debret * kut evrende ödevlerini deviren (yerine getiren) edebli dev ebe er+en(ler)in devir (çark) eden dev ör(g)üt & edeb ö(ğ)retisi Has Hacip, Yusuf, Kutadgu Bilig (1070) –Günümüz Türkçesine uyarlayan: F. Silahdaroğlu, Kültür Bakanlığı, Ankara 1996; bağımsız & özgür bir toplu yaşam kurma gücü & aydın bir toplumun çağdaş yönetimi bilimi; bu niteliği gelecek kuşaklara devretme becerisi, “Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli miraslarından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlak o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bir hayat meselesidir –M. K. Atatürk (22 Nisan 1921)”; b ~ v & r ~ l dönüşümü yile devlet > ar. devle / dovle; “ya devlet başa, ya kuzgun leşe!..”; aynı anlamda “ya istiklal, ya ölüm!..–M. K. Atatürk (1919)”; Bkz: dev erimci; id.eb.er : iş.can.at.a(m)

id.ik-ki.okh : at.ng / id.ik-ki.at : tut.ng * Açıklama düzenleniyor; (dikkat / attentione / achtung); Bkz: id.okh-khu : ob.ar; [ Minateri ]

id.oğh / id.okh * 1. iduk kut oğ(uz) ağız uğu okuma > ar. du’a; ger. gebet; fr. ~ eng. prière ~ pray+er; 10th c. tr. id.ğhu ~ edhgü / ey(g)i ~ iyi; id.ğhu @ ğhu.id > ger. gõdaz ~ gut; old eng. gõd ~ good / God, “good god!..”; tr.“men dakka-dukka”; eng. “as to me today, so to you tomorrow” or in a more esoteric sense “as above, so below”; godly, holy, sacred; 2. id.oğh @ oğh.id > iduk : kudi * sümer. oğh.uz.er.at. a(m) : eb.er.oğh.(uz). am, adı güzel oğhus adam Berk (birikim / bereket) Ata’ nın, aramî / arabî haham ~ rabbi Abra+(ha)m / Hz. İbra+(hi)m’in kurbanlık adak ettiği yavrusu, Ishma-el / İsmail; tr. kut.us ~ kotas, Sibirya’nın kuzey-kuzey doğusunda yerleşik is.okh.at (İskit / Sakha) Türkleri’nin kutsal öküzü; sans. Brahma+n; hindû ve mecûsi din adamlarının başı Berhem+en’in in+g.ök (ingek)’leri; > eski masr. yaratıcı tanrı Ptah’ın eşi tanrıça Bast’ın kutsal kedisi; > gr. kutsal kutu, Pandora’nın kutusu; 3. ış.ng : id.okh @ kho.di > sandukh khudi * kut okuma (du’a) ışınını sığındıran sandık > ibran. ahd-i atik kutusu; ar. tabut / sandûk us-sekine, kutsal sandık; eng. the ark of covenant; ayrıca (id).eb.er.oğh > filist. baba-oğul-kutsal ruh diye yorumlanan Yesus / yalavaç İsa’nın simgesel kurbanlık iduk kudi ~ kutsal kuzu olması; eng. divine lamb ~ lamp < gr. lamptiras < tr. çakmakcin : çıra(ğ)sı; Bkz: id.(or).okh : oğh.uz.(am) 

id.oğh-ğhu.a(m) ~ iduğu okuma * 1. kut kozmik tohum / kutlu doğum / kutsal doğa & kurban adak okuması > gr. idea, idea; ar. du’a, dava; eng. the reading of cosmic seed / holy birth & sacred nature / spirit; a reverent petition / ideo+gram; a pray+er; al(ma : am)la : eb.er+id. (oğh) imlerinden yaratıcı ebe er birliğinin iduk (kutsal adak) doğum verisi; yavru > ar. mevl+id ~ velîd; 2. id.oğh-ğhu.(am) : eb.il.iğh-ğhi (entry suggested by T.M.P. Duggan) * kut doğum & doğa okuması; du’a / dava okuma  & yürütme bilgisi yi(&)le bu bilginin uygulanması eylemi > gr. idea+logia ~ fr. idéologie; eng. ideology, i. The body of ideas reflecting the social needs and aspirations of an individual, a group, a class or a culture. ii. A set of doctrines or beliefs that form the basis of a political, economic, or other system (AHD); “Even idio+ts can form their own ideo+logy”; 3. id.oğh-ğhu.am : ma.[y(ay).er / iş / iç]. nta * doğum, doğa, du’a, dava iduğu okuma “yerinde / işinde & içinde” kutsal sayılan taş / deri / kumaş / kağıt... gibi dokuma parçaları & bilgi belgeleri; eylem & konum ögeleri düştüğünde onun adı olur; id.(uğu).okuma. ().nta > ger. dokument; lat. documentum, örnek, kanıt; fr. ~ eng. document, belge; documentary, belgesel; lat. docere / docens ~ docent, öğretmek / öğretmen > tr. doçent; Bkz: id.okh-khu : öt.er; okh-khu.y(ay) : id.am

id.oğh-ğhu.(am) ~ id.okh-khu.(am) * iduk kut okuma yeri / eylemi & işlemi > ar. du’a; lat. precarius; eng. pray+er, an act of communion with God; Bkz: id.okh-khu.ış.ng : y(ay).eri

id.oğh-ğhu.a(m) : ob.akh.(ış.(ım) : işi) ~ iduğa bakışım işi * kut olan, saklı canın duvak ılan örtülü yüzüne dualar okuyarak, tohum ~ doğum’un mubah ak  ışım akışımına bakmayı sağlama işi; tr. eve ebe+er gelen gelininin duvak & yüz görümlüğü eb.er : oğh-ğhu ~ vergi’si; iduk kut du’a okuma işi için ödenen bağış parası > ar. bakh’(ı)ş+iş.

id.oğh.uz ~ id.okh.uz * iduk (kut+sal) ulu us’un (ulu akıl, ilahî şuur; divine reason / universal mind) indirdiği dokuz oğhuz (am / ap.at.er+on / nowem mat(e)r+ons & pat(e)r+ons / novena) & dokuz öküz  & dokuz dua; dönerek okumayla id.okh+uz : [oğh.uz] @ soğh+dak [oğhuz] boyu > Sogdak; eng. sogd+ ian; ar. zahid /+e, aşırı sofu; sakha mötüş. Er-Soghotok Destanı (Ögel, B., TM, I : 96); ata sözü  “id.oğh.or : id.er : eri : id.okh.uz : khon. y(ay).er : ng.nda+n : id.oğh.or : oğh.ob : (id).er+or”; güncel deyişle “doğru der eri dokuz ko(nak) y(erin)den uğursuz kob ederler; uğurlamazlar, kaba kovarlar”;  id.okh+uz : [oğh.uz] : okh-khu.ap.is-si * iduk kut(sal) apis öküzün dokuz (ulu oğuz / ağız) dua okumayı kapma kafası & hapsi  / dokuz oğuz kuz kapısı > lat. cappadocia, Nevşehir (TR); burada or.okh-khu.ng altın okuma (orkhun ~ rhunikh ~ khor’an) yazısındaki + (id) ya da X (id) imlerinin kutsama, arttırma ve tersine olumsuzlama gibi üç işlevinin bir arada nasıl kullanıldığı görülmektedir.


Martin Mystere © Bonelli Comics

id.okh-khu.ış.ng : y(ay).eri * 1. gökteki aydan yere inen ök am.y(ay) ~ amay ana tanrıça’nın gök & yeri, dişi & eri ayırış işinde id.okh (iduk) kut dua okuma ışı(ğı)nın / aydınlama, bilgilenme & bilinçlenme yetisinin yayılıp dağıldığı yer (kutsal bitik; livre d’or / sacred book) ya da onu yayan er /dişi kişi, (bilge / yalavaç; magus / prophet); idokışıñeri ~ dikşıneri > eng. dictionary; fr. dictionnaire, sözlük; gr. glossa, dil; lat. glossary / lexicon; ger. wörterbuch, sözbitiki; ar. lûgat / kamus; pers. ferheng;  Bkz: iduğu okuma; iduk.öter; ingeriş idokışıneri; dictionary, graphic

id.okh-khu+an ~ iduk+khan * iduk okuması, kutsallık bildirisi, gir+erim yasağı uyarısı & simgesi olan, bilge insan & kutsal hayvan & değerli nesnelerin korunduğu oğh.uz : ini, o kuz oğhuz eren{lerin} hazine ini ~ kuzine / konak / han yer > ar. dükkân / han; fars. hân, sofra & aşçı dükkanı; old eng. sceoppa, treasure house ~ mid. eng. shoppe ~ shop; Bkz: açıl ses’im (im : mi) ile açıl

id.okh-khu : ob.ar
 

id.okh-khu : ob.ar ~ iduğu : bar * iduk okuması, kutsallık bildirisi, dokunulmazlık niteliği, nitelik & nicelik değeri, gir+erim yasağı uyarısı & simgesi olan yer & nesne; “çapraz vurulu iki dik iduk oku var; id okung olmaz (dokunulmaz) iduk davar sürüsünün avara alanıdır; dur!.. içeri gir+olmaz”1. iduğu : bar ~ iduğuvar > tr. tawar ~ davar (sürü & mal varlığı, değer) & duvar; kutsal davar varlığını koruyan duvara çapraz iki dik ok ile konulan dur emri; “tuz yemiş davar, tanımaz duvar –Torus Keçililer yörük obasının besili keçiler için deyişi”;  eng. Dover, İngiltere’nin güney doğusundaki kıyıda White Cliffs Country (Ak Yarlar Ülkesi) diye bilinen bölgede, ilk çağlardan beri oturulan & Antik Roma döneminde önem kazanan liman kenti; “The higher land on either side of the valley {...} has been adapted to perform the function of protection against invaders –Wikipedia, 2013”; Bkz: [ Tongeren ]; 2. iduğu : bar ~ iduğu : bak * ob okere (o bekâr ere)  iduğu (kutsalı) verilecek kıt oğhuz kuzu kızın yasaklı yüzüne bakmadan önce yüz görümlüğü için örtülen geçi(t)ci duvar > tr. duvak; kızla birlikte id.am.at (kut dam atacak olan damat) ere verilecek değerli davar & mal varlığı; çeyiz > eng. dower, dowry; gr. drahoma; geç.at.sz ~ geçit.siz @ gr. τεϊχος , teikhos, duvar; “nen : y(ay).sz. okh-kh(u) : im : ob-b(u) : oğh.uz.er : is.öz.çük +on (ne yazık kim (alas!) bu güzel sözcükler) farsça-marsça; grekçe-mrekçe sayılıp gerçek Ana Dil(im.iz)’e örülmüş olan duvarlar da böyle korunur –DT”; iduğuvar : eş * iduk okuması, kutsallık bildirisi, dokunulmazlık niteliği, nitelik & nicelik değeri, gir+erim yasağı uyarısı & simgesi olan yere & nesneye eşlik eden, ortak değeri koruyan, bu kavramı paylaşan, kişi, davar ~ duvar eşi > rus. tovariş, yoldaş; 3. tr. (d)u : var sözcüğü d ünsüz yitmesi & r ~ l dönüşümü sonucu uval > lat. vall+um; eng. wealle ~ wall; “humpty-dumpty sat on a wall...”; ayrıca X (id) im-mi’nin (am) im-mi’ne dönüşümüyle > ger. mauer ~ lat. mur+us > fr. mur, mur+al, muraille; it. muro; “duvar muvar ne yazar, varsa bunca maval davar –DT”; Bkz: ap.y(ay).er : id.oğh-ğhu

id.okh-khu : öt.er ~ iduk.öter * iduğa dua öter (eder), (idu)kut+(sal) sözler okur, davul çalıp, oynar; köt.{ür}.ük (lat. caduceus ~ fr. caduc / caduque) er+en(ler)i ateşe tutup, öt.(ür).ük : ür.üng ile gök : öt.üş / ot.ış / at.ış.ng > gr. baptizein ~ eng. baptizing (vaftiz) yapmasını bilir, ötücü / otacı, sağaltıcı ış.am.(an) : at.a(m), ışım atan, şamata {yapan}adam / şaman ata; > amerind. eng. witch doctor & fire dance; özelad. Samantha; ger. doktor; lat ~ eur. dottore, docteur / doctor; ad+voc.at+e(r); “aman doktor, canım doktor; dürtüme (derdime) bir çare...”; iduk.öt.er @ [ör.et].ng * iduğa dua öter (eder), (idu)kut+(sal) sözler okur sağaltıcı erin ö(ğ)retisi > lat. docere, öğretmek’ten doctor, öğretmen ~ doctrina, öğreti; fr ~ eng. doctrine; Bkz: iduğu okuma; atasagun  

idokışıneri * Bkz: ingeriş idokışıneri

id.okh : ört.ng * Bkz: ap.y(ay).er : id.oğh-ğhu

id.or.oğh * kut olunan (kutsanan) orak (oluk) ile varılan & durulan değerli yer, erek, doruk; dağın / ulu ağacın tepesi, ucu; d < t dönüşümünde eski. tr. toruk; sum. Ur & Uruk; @ gr. korufή, korufi, doruk; d.r.gh imlerinden fars. dergâh, kut(lu), dingin yer, tekke, saray; d & ğu im’lerinin z & w ünglerine dönüşümü yile > ar. zirve; eng. apex / vertex; d.r.gh imlerinin tersine @ (retro) yazılımı gh.r.d. imlerinden grad > eur. slav & batı dillerinde yer adları son eki, Bel+grad (köG (güzel)+durak); Novgorod (Yeñi+durak); Leningrad, ttr., ttr..; “dur, otur!..” eyleminden durak ~ oturak anlamında > ger. Stuttgart; ger ~ eng. garten, garden; it ~ fr. giardino ~ jardin, varılası kutlu durak, gök bahçe; ar. vâha, çöl ortasında {durulacak} yeşil alan; Bkz: ot.or.oğh 

(id).or.oğh : oğh.uz.(am) ~ or.oğh : uz.am * 1. kut doruktaki altın orak & Gök*köG dokuz oğhuz can, altın kut okuma (Livre d’or; Good Book) ile altın kut orak’ı veren, Gök*köG ulusu ulu oğuz us (ulu akıl, ilahî şuur; divine reason) & uzam oku (acunsal erk; cosmic {conscious} energy); yarat+okh /+an; id & y(ay) imlerinin değişkenliği için Bkz: y(ay).or.oğh : oğh.uz.(am); ğhu

id.(or).okh : oğh.uz.(am) * kut doruktaki altın orak & Gök*köG dokuz oğhuz can, altın kut okuma (Livre d’or; Good Book) ile altın kut orak’ı veren, Gök*köG ulusu ulu oğuz us (ulu akıl, ilahî şuur; divine reason / universal mind) & uzam oku (acunsal erk; cosmic {conscious} energy / space arrow); yarat+okh /+an; @ (am).uz.oğh : okh.(or).id, can uzatan mızık & mizah (ruhun gıdası mûsiki ve mizah) kurucusu gök okur kurdu > oğhuz : us ~ ğhu : saz > o oğhuz saz’ın (o)ğh.(ol.ut).u ~ uğultu’su; Bkz: id.oğh / id.okh

id.üng : y(ay).er.nda  : at.er / ot.or : am.nda * başka sözcüklerle dünya / yer / erde / earth / terra ~ terror / mondo gibi adlar taşıyan çok küçük bir gezegen; eng. a minor planet named  dünya / yer / erde / earth / terra ~ terror / mondo, etc. Bkz: am.ap; [ u(--)p @ down ]; [ UFO’lar Üzerine ]

id.üng.y(ay)

 
Piri Reis Kartası (1513), Topkapı Saray Müzesi.

id.üng.y(ay) : okh-khu.or : at.is-si * kut sesin yayı & onun yayıldığı dünya yayı’nın (ufuk’unun) or  (altın) okuma atısı (yazısı / belgesi / verisi); dünya kartası; ar ~ osm. resm-i müsettah / arz harîtası; Bkz: okh-khu.or : at.is-si; am.er.okh : oğh-ğhu

il.at : ış.ım / il.öt : iş.im * bir ilden / elden ışım atıp kon.(ver : ses).uç.ng ötüşümü  iletişim işi; söz, im, yazı, davranış gönderimi yile konu, düşünce & bilgi atışı & aktarımı; lat. communicari; eur. communication; Bkz: öt.il : üng.oğh-ğhu

il.nda * ilinde > eur. Batı dillerinde ‘ülke’ tamlaması olarak, Finn+land, Hol+land, Deutsch+land, Swazi+land, Thai+land gibi; old eng. lendh ~ mid. eng. lande (yer, kara); “bölge, yer” anlamında hinterland (artalan), lowland / highlands (düz / dağlık yer); the word land is supposed to be from Germanic, or from Celtic landā (AHD); Bkz: el.nda

il.üng : uğu * Bkz: öt.ür.ük.ng : il.üng.oğh-ğhu

im * 1. iz, nokta; tr. deyiş “cim karnında nokta (bilgisiz, cahil, önemsiz)”; noktalardan biçerek oluşan / oluştur olan biç+im; belirtilmek istenen özne / nesne / konu için seçilen, sözlü / yazılı iz / leke / belge > ar. imlâ @ a-l-m (elif-lâm-mim) imleri yile yazı yazma bil+im-mi’i & biç+im-mi; bilerek biçerek yapılan yazım işi; “Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler (öğretiler) vardır. –Kur’an, Hicr 15 : 75”; “Grafik simgeler olmaksızın; sözcüklerin nedensellik bağlarını, biçim ve anlamlarını anlamak mümkün değildir. Bu artık (günümüze kadar tek bir söz kökünün bile biçim ve anlam bağlantılarını açıklayamamış olan) tüm etimolojik sözlüklerin deneyimi ile kesin bir şekilde kanıtlanmıştır. Dilbilimsel inceleme metodolojisi, görüntülü dilbilim yönünde niteliksel bir adım atmaya muhtaçtır. Rakam ve sayıların tarihi, bizi buna zorlamaktadır –Süleyman, Olcas, Yazı’nın Dili, çev. A. Acaloğlu, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İst. 2001, s. 202.”; 2. ordu içinde güvenlik için başbuğun savut ya da kuş adlarından birini seçerek koyduğu denetim sözcüğü: “im bilse er ölmes –Kaşgârlı Mahmut, DLT, I : 38-8”; “–okh+im?.. –okh (am.i)m+en!.. –hay! ob.y(ay).or...”, güncel deyişle “–o kim? –ok ben+im!.. –hay! buyur... –DT”; lat. paraula ~ parol+e; it > tr. parola; eng. password; fr. mot de passe; 3. im.öge : iş.ör.öt * > ar ~ osm. işaret; eur. image; Bkz: (a)m : im; am.(y)ay : im-mi; is.im.öge ; el.iş.(ör.et.im.iz); öt.ür.im; tamğhu; [ Önce İm’ler ]; [ Kutsal İmler ]

in(cin)san * Bkz: ing.(ök) : cin.ış.(am)+an

in.(g+ök).cin.(er) ~ in.cin * Orta Asya’dan am.er.okh : oğh-ğhu anakarasına göç etmiş kızıl / tunc derili et.ür.ük ırkı > amerind. injun (am. eng. in’cın okunur); Kolumbus’un Amerikan tunc derililerini hintli sandığı için, onlara amerikan ingilizcesi’ne göre inc’iyın okunan “indian” adının takıldığı savı, bu sözün ingilizce’de ind’iyın diye okunuşu karşısında, in’cın deyişinin öt.ür.ük.iç-çe kökenini gizlemek üzere uydurulmuş bir sav-satı (safsata)’dır; ancak,  “western” türü kitap & film seven kişiler, hızlı amerikan kovboylarının bu önleme boş verip kızılderililere, onlardan öğrendikleri biçimde incın okunuşlu “injun” dediklerini, yine o töre sakıpı yerlilerden öğrendikleri bir töre+(e)n sözüyle, “a good injun is a dead injun” diyerek dan-dun ateş ettiklerini bilirler; aynı töre bizde can.sz.er : uz.am+anı @ an+am.(oğh).uz’undaki > osm. cenaze namazı)’ndaki “gök.olmuş : am.er : oğh.(uz).am : edgü : in.(cin). san : erti > ölmüş / göke ermiş / merhum iyici insan idi –DT” deyişinde bugün bile yürürlüktedir. “Batı’ya giden her beyaz göçmenin elinde bir tüfek vardı. Korunmayı, avlanmayı, barınmayı ve tarımı yerliden öğrendi ama hedefi onu yok etmekti –Ataöv, Türkkaya, ‘ABD Sınırları Değişsin mi?’, Cumhuriyet, 03.09.2006, s. 17”; Bkz: öt.ür.ük.(oğh.uş) : y(ay / iy)i; uz.am (ıl(&)an) uz.am+an

ing.(ök) : cin.ış.(am)+an ~ ing.cin.ış+an * ş ~ s dönüşümüyle in(cin)san, insan cinsi, jap. anginsan; ar. insân, eşref-i mahlûkat; eng. (w(h)o)man+ kind(er) > hu+man; mankind; “in misin, cin misin?; men insan+am > i am a man mi(ne) self”; Bkz: [ Woyengi (the Mother) ], graphic / çizim

in(g+ök) : cin.(is.am / eb).er ~ incin * “in misin, cin misin?” ya da “injun misun?” sorusundaki varlıksal biçimler & nitelikleri; “in(cin)din mi cicim mene?” us.or.oğh-ğhu.ng : y(ay).ng : öt.öğh-ğhü (sorusunun yang ötüğü): “oğh+ök.(ötüng.er)nde : ng inen ingök / inek ana cin is-si (me : me’li türü can) kıt kuzu kızı okhuz ins+an am(er)am men”; eng. mam : mal+ian, genuine & engine+er(r); ger. in.geg+n.ere ~ ingenieur; fr. ingénue & ingénieur; Bkz: in.(g+ ök).cin.(er) 

ing.(ök.y(ay)).er.iş.iç-çe * er ~ el dönüşümüyle ing.er.iş.çe ~ ing.el.iş.çe > ing.el.iş : öt.il.üng : oğh-ğhu, english language & tongue; “kendi iki el.(iş.ör.öt).im.iz’le yarattığımız s-s : oğh.oru –Kur’an, yâsîn 36:70”

ingeriş idokışıneri * Bkz: dictionary, graphic;  Bkz: ing.(ök. y(ay)). er.ış. iç-çe : id. okh-khu.ış.ng : y(ay).eri 


Sabiha Erengönül (1976)

ing.(ök.y(ay)).er.ış.iç-çe : id.okh-khu.ış.ng : y(ay).eri ya da ing.el.iş : id.okh.ış.ng : y(ay).eri * > gökteki aydan yere inen ök ana tanrıça’nın gök & yeri, dişi & eri ayırış işinde (ay.or.iş : öt.il.üng.oğh-ğhu’nda > Irish tongue / Lingus language dilinde) id.okh kut dua okuma ışı(ğı)nın yayılıp eriştiği yer ya da onu yayan kişi > eng. English Dictionary; Bkz: kon.(ap).uç.ng & ış.okh.or ötmek; Gök*köG Bitşik : öt.ür.evi : okh-khu.y(ay) +eri : id.okh-khu.ş+ iş. ng : id.iş.okh-khu+ç.ng > Günümüzdeki deyişle, o kuyu gibi kuytu yeri (yuvayı) dokuma (yı&la+n) okuma / yazma / işidi (eğitim, öğretim) işi dişi kuşun; şimdiye dek  “yuvayı dişi kuş yapar...” diye bellediğimiz özdeyişin hem yarım kaldığını anlıyor; hem de yit(iril)miş olan özgün biçimini tr. id.okh-khu. ış.ng : y(ay).eri ~ iduk ışın (y)eri > eng. dictionary (oku. dikşın’eri) sözcüğünün içinde saklanmışken yaka(la)yı (ele)veriyor+uz; erkek egemenliğin azdığı dönem(ler)de bu anaç ilke’nin kuşa çevrimi, kadınların eğitim, öğretim işlevinin gözden kaçırılmasına ve onların toplumdaki öncelikli yerleriyle orantılı olan önem & değerlerinin azımsanmasına, buna karşılık cinsel am-ma : al (ar. maal maa el-esif, kusurlu alım malı alma ~ elma) olmak düzeyine düşürülmesine yol açmıştır.

is.ap.er.am.at : (oğh).uz+on * o kuz on / ön ulu oğhuz’un oğhuz kuzu kız+an(lar)ının döl yatağını am+aç’layan saplı er tohumları; bel akıntısı sakıpı (sahibi); sap.er : am.at.(ış) işinin başarısız olması, “sapır sapır dökülmek”; günümüzde “iş, güç sakıpı olmak” anlamında kullanılan “bir baltaya sap olmak” deyiminin içinde, oğh.uz : khan.(am)’ın kız+ışık kıt kuzu kız+(ış.oğh).an (kızan şogun)’larına üç altın yay & (ılan) üç gümüş (boz) ok olarak verdiği ob.y(ay).or.oğh (yay orak / uyruk / buyruk & bayrak) doğrultusunda, daha kuluç & içrek (okült & ezoterik) bir gönderme bulunur: “ebe+er : ob.alt.[ung] : y[(ay).ng]a : is.ap.[er.am.at] : ob.ol.ng!”; ancak buna karşılık “diline, eline, beline sakıp olmak –Hacı Bektaş Veli” deyişi de geçerlidir; is.ap.er.am.at : (oğh).uz+on > gr. spermato+zw+on, spermato+zo+on (+on Gök*köG : et.ür.ük : öt.ür.ük : iç-çe Ana Dil’imizdeki çoğul ekidir –DT); eur. sperm+e; ç > t / s dönüşümüyle > it. spermaceti, ispermeçet, balina yağı; arıtılmış yağdan yapılan mum; eng. sperm whale; Bkz: [ Dünya Kadınlar Günü ]

is-es.oğh.or ~ s-s.oğh.or * uğurlu, üng’lü ses; bu ses gibi uğurlu, üng’lü olmak; güncel  kullanımda ünlü daralması & ünsüz r ~ l dönüşümüyle is-es: oğh.or ~ us-su.oğh.or > “sağol!..”; us-su’dan türetme yile “su gibi uğurlu (h(ay)+ırlı) ol !...”; “Yaratan şöyle buyurmuştu ata(m)lar(ım)a: “size kendi el iş(ör.et).im.iz’den s-s ek iz’inde sekiz türlü zinde ötürülü ses uğur verdim, hâlâ ış.okh.or : öt’meyecek misiniz?” Anlamca, “şuurun altın ışık’ını, şık aşk’ını okuyup, ışığın uğurunu şakırdamayacak mısınız daha?”. Özetle,“bakar-ökör’lüğü bırakın, bakar-okor olun & kon.(ap).uç.ng artık” diyordu –DT”; günümüz aram ~ arab+iç-çe’sinde bir tek c ~ k ayrımına dayanan camus (su sığırı) ile kamus (sözlük) sözcükleri arasındaki ilişki de, im’lerdeki ses uğur & su sığırı kavramları arasında oluşan içgen (batınî) özdeşlikten kaynaklanır; eng. coo / cooer & cou ~ cow / coward; gerisine (retro @ örter) okuma yıla okh.am.(at.uz.oğh) : ış.(y(ay) @ y(ay).ış : (oğh.uz. at).am.okh imlerinde de benzer bir koşutluk bulunur –DT; Bkz: fi; üp/f.üng : öt.ük

is.im.öge * kişinin öt.üş.üng yetisinde sakıp (sahip) olunan im / isim / simge / imge & öge’si > gr. eίkwn, icon & sύmbolon, súmbolon; ar. tasvir & timsal, “timsal-i mücessem (heykel / yontu)”; ar. is’m, esma; eur. image & symbol; “Türkçe ... doğadaki varlıklara başvurarak, benzetmeler yaparak duyanın zihninde hemen bir imge, bir hayal yaratan, konuyu, kavramı canlandırıveren bir dildir. Bu özelliğiyle Türkçe, kimi bilginlerce ‘betimleme gücü olan bir dil’ biçiminde nitelenir. Örneğin Alman Türkoloğu H. W. Brands bu niteliğe değindikten sonra imajla anlatma eğiliminin ilk evrelerden bugüne kadar geldiğine değinir –Aksan, Prof. Dr. Doğan; Türkçenin Gücü, İş Bankası, Ankara 1987, s.42”; “Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler (öğretiler) vardır. –Kur’an, Hicr 15 : 75”; Bkz: (a)m : im; am.(y)ay : im-mi; im ;
[ Önce İm’ler ]; [ Dilsel Simgeler ]; &;
y(ay).ıl(&)a+an

is.okh.at ~ iskit * 1. Sibiryanın doğusuna ve Avrasyadan batıya, Alpler üzerinden İtalya ile Fransa / İspanya kıyılarına ilerleyen et.ür.ük : is.okh.at ulusu, türk ürükü ok & at sakıpı etrüsk (etruschi, etrus+can) & iskit / sakha uluslarından ayrılıp karadenizin kuzeyine, Balkanlara yayılıp, et.ür.ük : y(ay).eri > Trakhia / Trakya; Thrakë & Attika yarımadasına inerek, is.okh.at : eli’nden t ~ ç dönüşümüyle İskeçe (şimdiki Yunanistan’da Xánti); Boğazın doğu yakasında is.okh.at : y(ay).eri ~ iskhit : yeri > gr. Skuthoi, Skuthoi ~ Skuth+ari (şimdi Üsküdar), Makedonya’da at im-mi’nin op olarak çevrimiyle Üsküp (Skopje) adlı otağ kentlerini kuran Gök*köG : oğh.us boyu; Bkz: [ Leibniz & Kelt-İskit Varsayımı ]; “01. Abtin (800 BC), chief / king of the Hyrkanians [Scythians] in Central Asia, claimed descent from the semi-mythological Skhilti Dynasty of Scythia, which claimed descent from Targitaus, called “1st” King of Scythia, the ancestor-deity of the Scythians and mythological eponymous ancestor of the Turks, the son of the sky-god Zuisudra [Zeus] and a mortal-woman, the sister of Thoas, King of Scythia, &, daughter of Borysthenes, King of Lemnos [note: another myth says the dynasty descended from one of the sons of the epic Greek hero Hercules begotten of the “monstrous” half-human / half-reptile Scythian queen, circa 1200 BC] –Hughes, Davis; www.turkgenealogy. com (2004)”; Kafkasya, Hazar üzerinden inerek Doğu Anadolu’yu ele geçirip Medleri 28 yıl egemenliklerine alan ve bu tarihten M.S. 2. yüzyıla kadar hakimiyetlerini devam ettiren Sakalar (İskitler), doğuda Çin seddinden batıda Tuna nehrine kadar uzanan geniş bir sahada varlıklarını, biraz önce verilen rakamlardan da anlaşılacağı üzere, yaklaşık olarak 1000 yıl gibi uzunca bir zaman korumuşlardır. Onlar bu coğrafyada Atlı Kavimler Medeniyeti’ni oluşturan kavimlerin ana gurubunu meydana getirmiştir. Oldukça geniş coğrafyaya yayılmış olan İskitler, değişik kavimler tarafından tanınarak onların kaynaklarına geçmişlerdir –Durmuş, Yrd. Doç. İlhami, İskitler, Doktora Tezi, s. 99”; Günümüzde yanlış okumayla “Gagavuz” diye sözü edilen gök : oğh.uz Türkleri’nin ataları olup, Fransa & İspanya kıyılarına ulaşan (et.ür).ük : is.okh.(at) boylar ise, nice bin yıllar süren dil, ağız ve ardından gelen yazılımların bozunması sonucunda ük : is.okh’taki ük iminin B biçimli olması nedeni yile B+ask (Basque) diye anılır olmuşlardır. Dilleri hiçbir Avrupa diline benzemeyen bu incinsanlar kendilerine karagöz : oğhus ~ (g)öz : kara > Euskara demekteydiler; Bkz: [ is.okh.at ~ iskit, ek yorum ]; Anadolunun ortasında yerleştikleri bir yere kon.y(ay).eri ~ konya diyen {am}.oğh.us : can boyların Atlantik kıyılarına varanlarına Gascon / +ne, yerleştikleri büyük bölgeye de oğh.uz.(can) : kon. y(ay).eri ~ oğhus+konya > Gasconia denmiştir. Bu iki nokta arasında yer alan ve Latince Etrüsk demek olan Tuscus / Tuscänus’dan dönme Toscana diye bilinen bölgenin adı da, kökeninde ot.uz : oğh.uz. (can) : kon.y(ay).eri’nden gelmektedir; eng. Tuscany;  İberia bölgesinde boğa yetiştiren Torus ~ Toros’lu Tatar erlerinin ot.or : oğh.uz. (can) : kon.y(ay).eri de Tarascon diye bilinir olmuştur; “Tartarin de Tarascon –Alphonse Daudet” & “Taras Bulba –N. Gogol”; daha kuzeyde   (et.ür). ük : il. ügi, yine ük iminin B biçimli olması nedeniyle > België (Belgium / Belgique) ülkesi üzerindeki ilk yerleşim yeri olup, tunç yapımıyla ünlenen tong : er+en ~ tunc : eren > Tongeren (Tunc+ erler) kenti; y(ay) : oğh.uz.uç : il.nda > Deutschland’daki y(ay).ür. ng : y(ay).or.ot.(oğh) ~ yürüng : yurt; daha sonra, “y-u-f olsun yay-u-fi yapana!..” ilkesi uyarınca, tr. et.ür.(is).ük.iç-çe (etrüskçe & türkçe) y(ay) iminin gök.er+en ~ g(r(ö)e)k+en ~ G(r(φ)e)K dilinde Φ (phi ~ fi) imine dönüşümüyle fürüng. furt > Frankfurt; oğh.us : yurt > Oxford kent adları yı&lan uç.oğh.us @ us.oğh.uç > scotch / scott; ç > t / s dönüşümü uyarınca da selçik ~ selçük > celtic / celtique oymak adlarının oluşması gibi; Bkz: [ Got’lar & Kelt’ler ]; 2. is.okh.at * ok & at sakıpı iskit / sakha özelliklerinden öt.ür+eb’len(diril)miş ad / nitelik / eylem sözcükleri; tr. saka (sucu) & sakat; eng. scythe (tırpan / +lamak); scut (değersiz kişi); scuttle (kömür kovası / seğirtmek); “Yakutlar {Sakha’lar –DT}, ilk insanın gökten inen bir yaratıktan yaratıldığını, bu yaratığın ise yarı at, yarı insan şeklinde olduğunu söylüyorlar –Şener, Cemal; Şamanizm, AD Yayın., İst. 1997, s. 53”; Bkz: ür.ük; gök.oğh.uz; [ yaygur uygur ]; is.okh.er

is.okh.er * 1. ok sakıpı (oklu, akıllı, anlayışlı & uyanık) er, sakha (saka+(a+(kı+)l+lı), sakınçlı erk+ok er; savaşta yüzüne bıçak ılan iz kor; sokar ~ siker kişi; “sak er –DLT. I,333-22; I,471-20” > ar. asker / zeker > ar. y(ay). or.okh ~ yarak; eng. scar, yara izi; 2. am. eng. soccer (vurdu-kırdı at.ob.al oyun+am.oğh @ > game # sz.okh.er ~ zoker * oksuz, sürüsüz, akılsız er kişi; ~ szakar > hung. szekel; ~  zeker+iyye > ar. zeke+riya; ~ sak+er, sakar; sakınçsız; sakhalsız; 3. iç.eb.il: (oğh).uz.(am).er.at > çipil (çıplak) ~ cıbıl  er kişi; sivil, sivil+ce (sakal kesilmiş yerde çıkar); çipil ~ cibil / cıbıl * çıplak;  p / b ~ v dönüşümü uyarınca > lat. civil, civil+it+at; eng. civilis+ation / +ed; osm. cibilliyet, huy; yaradılıştan / doğuştan gelen erdemler; is.okh.nda : er * 1. ok sakıpı er kişinin sikindeki er at.oğh.am-mı (am atığı doğum tohumu; yer / su / hava atığı doyum tohumu / yiyecek > ar. taâm); 2. ok (akıl) sakıpı er kişinin sakındaki (usundaki) er / kişi / eylem / nesne sıralaması, sayı nitelemesi > lat ~ eur. second / seconder (ikinci / ikincil) ► tr. özad. is.okh.nda : er ~ iskender > ar. el-isk’andır > gr ~ eur. Al+ex+ander ~ Alex; eng. kakao kreması & cinle yapılan iç.oğh-ğhu (içguğ / kokteyl); Bkz: oğh.uz : is.okh.er

istenç * isteme gücü; eng. will power; ar. irade @ id.am.er

it.ür.ük * it türü, ürükü, uruku, ırkı; ön-incin yaratıklardan id.(or).okh.it > it, barak, kurt, tilki, ttr.. > eng. dog, to bark; fr. chien; ar. kelb; sümerlerde okut (kutlu) it sayılan şirruş ırkıyla öbür it.ür.ük türlerin tengri Barak Khan (Lord Dog) çobanlığında uç.ob+an @ an.ob.uç > süm. An(u(s) Baş+kan) & zağhar başlı yer altı tengrisi masr. Anubis olarak ış.(ot).or (+on) : oğh.us > Sirius a & b yıldız sisteminden gelmiş oldukları konusunda Bkz: uç.ob+an; how? how! 

iy-ye * üye; iy-ye: at ~ iyyet, üyelik, üye olma, ait > ar. aid+iyyet; mem(e)+ebe+er.(lik) : işi * gökçen amay ananın & ebenin bebe ere meme emme ver(iş)iminde gök yı(&)la gök+üs paylaşımı; ebe er memesini emmede birlik / beraberlik; bu paylaşım & beraberliği anımsama olgusu > lat. membrum & memorabilis; fr & eng. mem+ber / mem+ber.ship; re+mem+ber; mem+ory /+or.andum; # is-si * sakıp, sakıplık durumu > ar. sahib; (oğ)h.us-su / is-si+iy-ye.at ~ oğh-us : öz+iy-ye > oğhuz usun özü & sözüne sakıplık / iyyelik duygusu > ar. his.sî+yat–ı hus.us+îyye; husye & haya(t); ar ~ osm. deyiş, “ya hurri+yat, ya mem+at!”; günümüz Türkçesiyle “en az dört nazlı hurriyle yatıp zürriyyet iyyesi atmak hürriyeti (özgürlüğü) ya da meme tamam deyip kapağı göğe atmak (ölüp uçmak) erliği –DT”

iz.okh.or

© Graham Round

iz.okh.or : göç.(er.{eb.çük}) ~ iz kor göç(er evcik / böcük) * 1. yininden akar {salya / sümük} iz kor, küçük evi {yile birlikte} göçer ebe (y)er böceki; iz kor göç * ç > t dönüşümüyle tr. iz kor göt > fr. escargot; 2. okh.or : göç > lat. carrus (yük arabası) ~ sp. cargar (yüklemek) ~ eng. cargo, the freight carried by a ship, an aircraft, or another vehicle / carrier ~ carriage; 3. güncel tr. sal{la}+yang+göz * başındaki gözleri & duyargaları o yana, bu yana sallayan, ardında salyalı / sümüklü özünden iz koyan böcek > salyangoz & sümüklü böcek; bu imlerin dönerek okunması sonucu > old eng. snægl ~ eng. snail (sneyl) & slugge ~ slug (slag); a. any of numerous aquatic or terrestrial mollusks,  typically having a spirally coiled shell, broad retractile foot, and distinct head. b. a slow-moving, lazy, or sluggish person (AHD).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

40