UFO'LAR ÜZERİNE BİLİNMEYEN OLGULAR AÇIKLANIYOR

Doğan Türker

15 Ocak 1991 tarihinde, UFO’ları çözümlenmemiş gizemler olarak niteleyen bir yazı üzerine
Omni Magazine (USA)  adresine göndermiş olduğum bir mektubun geliştirilmiş biçimidir.
    
  
ENGLISH

Ne göz aldanması, ne sanrı sonucu ve ne de şahinlerin gizli silahları olan, ancak hiçbir kuşku izine yer bırakmaksızın özellikle bize özgü sayılan bazı UFO’lar —içsel kozmik doğaları gereği— dünyadışı FO’lardır. Dünyacıl soy soplarının ne yaptıklarını denetlemek için uzak geçmişten gelen atalarınız ya da geçerken şöyle bir uğrayıveren derin uzaydan akrabalarınız ve de olasılıkla kendi kendilerini yoketme noktasına gelmiş büyük ana-babalarına bir bakış atmak için gelecekten dönen öz torunlarınız olduğu ileri sürülen öbür UFO’lara gelince, onların tümü “çözümlenmemiş gizemler” diye bilinmesi için hiçbir yaratıcı neden bulunamayan özgür quark’lar, başka bir deyişle tözlerdir...


 



“Ummo dökümanla-rında, .... H harfine benzeyen, ucu kıvrık kollarının yanısıra yatay çubuğunu ortadan kesen, daha kısa bir düşey çubuğu da bulunan bir amblemi taşıyan bir mühür bulunuyordu. –
Kozmos’dan Dünyalılara, Ummo Planeti Misyonu, Bilim Araştırma Merkezi Yayınevi, İst. 1978, s. 36.”



Bazı UFO gözlemleri geçmişin sanat yapıtlarında işlenmiştir.
(Üstte) Ortaçağ Alman duvar resmi ± İS. 1500;
(Ortada) Çin ipek üzerine boyama ± İS. 1200;
(Altta) İnka küçük altın yontu ± İS. 1400. © Magical Blend # 62, Oct. 1998 – Digital)

Her şeyden önce, evrende deveran eden sınırsız güçlü yaratılış bilincinin kendisini bedenleştiren bizim FO’larımızdır. Soldaki gibi yalın bir çizim, bu özdek-ötesi gücün niteliğini bin belirsiz sözcükten daha iyi açıklayabilir:

Bizim bu büyük oluşumla ilgili FO’larımız, gövdeleri üzerinde belirgin olarak sergilenen hiperbolik biçimde bir simge ile kolayca tanınabilirler. Bu özel damga yazılı tarih boyunca birçoklarınca gözlemlenmişti. 1989 yılında, Voronezh (SSCB)’deki bir parka inişine tanık olan bir okul çocuğu eliyle doğru biçimde çizimi de yapılmıştı. San Jose de Valderas kentinde böyle bir damgayı taşıyan bir UFO’nun fotoğrafı, kurgulama bir çekim olsa da olmasa da, konumuzla ilişkisi bakımından üzerinde durulmaya değer.

Bu gizemli simge UFO Encyclopedia (Corgi Books, 1980)’da yayınlanmış olup, Uommo adındaki bir gezenin imzası olduğu söylenmiştir. Ancak bu, bana göre, tümüyle bizim kendi  or.okh-khu.ng (altın okun {ucuyla yazılı} kut okuma; Orkhun) damga imlerimiz konusundaki bilgi noksanlığından kaynaklanan bir yanlış tanımlamadır.

Öyleyse, bu özgün damgayı ya da onun değişmiş biçimini her gördüğünüzde, onun “Dünya Dışı” gerçekliğinden ve “Dünya Dışı Zeka” niteliğinden emin olabilirsiniz.

Gelenek, Uruk kentinin Sümerli kralı G(il)G.am.ış’ın (Gök İli Işam(+an)ı’nın), yakınlaşma çabalarını salakça savdığı tanrıça İştar’ın öfkelenip üzerine saldığı Gök Boğa olarak düşündüğü bu FO ile yeri göğü titreten bir güreşe tutuştuğunu anlatır. Rig-Veda’da Hindular onu Dyaus Pitar adıyla, gökten böğürerek inen ve bir Altın Çağ’da tüm dünyayı yöneten bir kızıl zorba boğa olarak betimlediler.

Eski Mısırlılar bu damgayı Ureus dedikleri ve Boğa Mentu (Apis) kültüyle ilintili kutsal bir simgeye dönüştürdüler. Yunanlılarsa Dyaus Pitar’ı Zeus Pater diye aktarmanın yanı sıra, onu tanrıların habercisi, hızlı uç.or.okh (çarık)’ları kanatlı Hermes kişiliğinde tanrılaştırdılar. Daha sonraları Yesus Hristos için o Kutsal Ruh (Ruh ül-Kudüs) olduğu kadar, Orta Doğu’daki yalavaçlar takımı için melek Gabriel / Cebrail kılığında tanındı. İrlandalılara gelince, onların söylencesel boğa-toroları, günümüzdeki deyişle bahadırları Yavuz Hu sürüsündeki öküzleri bu imle damgalamıştı...

Kutsal İnekler! Tüm o eski masallar...

Bozulmamış biçimiyle bizim bileşik damgamız    görsel terimler içinde oğh.(uz.am) kavramını tanımlar ve şöyle açılabilir: Evrende ruhu, aklı ve maddeyi yaratmak için patlayan acunsal erg (kozmik enerji).”

İşte bu nedenle, sırasıyla sizce hem İlahi Şuur ya da Evrensel Bilinç olarak bilinen Tümel Akıl, hem de sürgit devinim içinde çalkalanıp, patlayan Kozmik Enerji ile Yaratıcı Güç yerine geçen Uzam Oku anlamlarını içeren çifte sarmallı oğh.uz : am & oğh : uz.am okunuşu.

Bir öznitelik olarak onun tekil ve tüm belirlemeleri için “kutsal” sözcüğü kullanılır. Çağlar sonrasında geliştirilmiş olan simgesel ya da önyargılı yorumlamalar bugün dünyamızda konuşulan bu denli çok değişik diller için yığınla sözcüğün türemesine neden olmuştur. Nasıl?

Dilbiliminde bilgince yüksek düzeydeki kuramlarınızın zıttına, “Dünya Dışı Zeka” bilgisi yer yüzündeki çağdaş dillerin hiçbir zaman geçmişte mağarada yaşayan atalarınızın sescil gargaralarından evrimleşmediği, amma kök ceddinizin eğitimindeki bir beceriksizlikten kaynaklandığı konusundaki yalın gerçeği açıklar. Ne y(ay).sz.ok’tur kim (yazıktır ki), cadı’lar olarak seçilen yerli kadı(n)’lar –bir başka deyişle “büyücü doktorlar”— dünyacıl konuşmayı başlatan “ç!k, ç!k, ör.öt.üng : ür.et.ing :  öt.üng” ya da ötüş üretimi öğretimi için kendilerine “emanet” edilen sürülerden daha iyi olduklarını gösteremediler.

Babil Kulesi’ndeki çalışma koşullarına bağlı herhangi bir patırtı değil amma onların anlaşılması zor karalamaları ister istemez yanlış okumalara ve hepten yanlış yorumlara yol açtı. Bu durum giderek değişik dillerinizin ortaya çıkmasına neden oldu.  

id.üng : y(ay).er.nda  : at.er / ot.or : am.nda ya da başka sözcüklerle dünya / yer / erde / earth / terra ~ terror / mondo gibi adlar taşıyan küçük bir gezegenin ay üssünde bir zamanlar topraktan kil-can’lar yoğuran bizim yıldızlar arası konfederasyonumuzun üyeleri, Toros ~ Torus ya da Boğa burcunda yer alan Alıcavaran Aldebaran & Deveren Titan güneşlerinin varoşlarında oturmaktadırlar. Kanları öt.ür.ük : okh.an (türk khan ~ türken > turquin) diye bilinen mavimsi bir renkte olup, tenleri de bu nedenle öt.ür.ük : oğh.uz (türk oğhuz ~ türkuvaz > turquoise) rengindedir. Tüm bu mavi-yeşil kanlı ve türkuvaz tenli göksel kutsanmışlar, başlarında iki boynuzlu yıldız-miğferleriyle, manyetik yıldırımlar saçan kanatlı boğalarına binmiş olarak eski dünyamızın söylencelerine dalışlar yapan Işık Hanlar & Hanımlar, bu yöreden gelmektedir.

Ve has mavi anlamı taşıyan “true-blue” ile soylu kanlı demek olan “blue-blooded” öt.ür : im (terim)’leri Brit’lerin dilinde bugün bile kişi oğlu için değerli sayılan iki yüce erdemin göstergesidir.

Kilden döküm yanısıra, bu ileri karakolda en bol bulunan ham madde demir-oksit bileşimleri olduğundan, kanın da bu “Dünya Dışı” ana-babalarımızca kızıla dönüştürülmesi gerekiyordu. Ana yurtlarından taşınmış olan Deveren Titan malları arasındaki türkuvaz renkli damar borularından arta kalanların kullanılmasıyla da oldukça önemli ölçek ekonomileri gerçekleştirilmiş oldu. Benzeri bir biçimde, yerel olarak elde edilen sığır postu, Genus Homos’un az çok işe yarar ox. (en : (x-y) : gen).e(r)+at.ed derili ilk örneklerini üretmekte kullanıldı.

Bu zifoslu dünya gibi böylesine sapa gezegenlerde, altın tozu serpintili silisten deri & kas dokularının, bakırdan iskelet yapılarının, tatara ve titirilerin yokluğunda bir başarı sayılması gereken “galaktik bio-mühendisliği”ndeki yaratıcı doğaçlama kırıntıları. İşte bu türkuvaz renkli Türk-oğhuz’ların, bir bakıma aşağıdaki çizime çok benzeyen, organik olarak düzenlenmiş bir biçimde kendilerini nasıl tanımladıkları şöyledir.




Datça (Muğla, TR) dağları üzerinde sıradışı
bir bulut oluşumu.
(Foto: Doğan Türker,
08.10.2012 @ 17:42)

Bu çizim üzerinde gezindiğinizde, onların tümcelerinin DNA yapısında sarmallanan or.oğh : uz.am+cıl (orgazmik /  kösnül) yaşam gücünü siz de seziyorsunuz, değil mi? Çeviride bile!..

Bunun tümü ko(z)mik konuşmadır!..  Gerçekten de, bu canlı evrensel damgalar dilinde, yalnızca yoğun bir tümce yazmanız, daha da ötesi düşünmeniz bile, onun içinden uzun soluklu bir anlatım okumanız için yeterlidir. Ve bu anlatım, canlı bir parçacık gibi işleyebilir; herşeyden önce bir töz gibi!

Çünkü, o “Baş ılan gıç’ta bulunan ve Tanrı’nın birlikte olduğu Söz”dür...

O zaman, Sümer ile Mısır’ın bilge yazıcıları ancak bilmecemsi bir im yazısına sığındıktan sonra ‘kafa rahatlığı’na kavuşabileceklerini her nasılsa düşünmüş iken, Mayalar, Toltekler ve İnkalar gibi bazı ruhların başka hiç bir şeyden değil de salt bu nedenden ötürü hastalıklı bir “dürüst yazı korkusu”na kapılmış olmalarına şaşmamalı.

Bu durumla aynı olan “Gerçek –ve yalnızca Gerçek—” korkusundan dolayı, geçmişte Kutsal Altın Kitab’ımızın / Kitab’ınızın sayısız tomar yığınları Karanlığın Krallarınca soğuk kanlılık içinde ateşe verilmişti (*).

Bu yalın olgular, yukarıda açıklandığı üzere, FO’ları doğru dürüst tanımlamada ve U ile I arasındaki ayırımı söylemede hepimiz için yeterli veri sayılmalıdır...

Öyleyse, şimdi hep birlikte Kutsal Kuzu Yesus Hristos’un Yuhanna İncili’nin 16 : 12-13. bölümünde havarilerine ne söylediğini anımsayalım. Alıntı aç:

Size söyleyecek daha çok şeyim var, amma şimdi söyleyeceklerim SİZE ÇOK DAYANILMAZ GELECEK.

Ancak, TANRIYLA İLGİLİ GERÇEĞİ açıklayan RUH geldiğinde, sizi TÜM GERÇEĞE o götürecek.

O kendi yetkisine dayanarak konuşmayacak, amma ne duyuyorsa onu söyleyecektir...

Alıntı kapa.

Gerçekten de, biz I(FO)’ların siz U(FO)’lara daha çok söylecekleri var.


Antalya, 15 Ocak 1991; Yazının geliştirilmesi ve resimlerin eklenmesi: 03 Mart 1995; Türkçe çevirisi 24 Aralık 2009; Sayfanın yeni düzeni 05 Mayıs 2012 .


DAMGAMIZ ÜZERİNE EK NOTLAR

Aşağıdaki parçalar Gnosis Magazine, # 50, Kış 1999 sayısında R. Smoley ile Jay Kinney’in “Doubt! The Gnosis Interview with Robert Anton Wilson” başlıklı yazısından alınmıştır.

u “UMMO, 1960’lı yıllardan beri seçilmiş uzmanlara ileri bilimsel konularda, tümü )+( damgasıyla imzalanmış mektuplar göndermekte olan sözümona dünyadışı bir ırktır. Her ne kadar Jose Luis Jordan Pena adında bir psikolog bu belgeleri kendisinin uydurduğunu açıklamışsa da, kimi uzmanlara göre mektuplar gerçekten de bizim bilim düzeyimizi aşan bir bilgiyi ortaya koyduğu için Wilson onun doğruyu söylediğine pek emin değildir; dahası UMMO damgasını taşıyan bir uzay gemisinin de büyük bir Rus kentine iniş yaptığı görülmüştür. [s. 41]

Smoley: Every Thing Is Under Control kitabında ilgi çekici bulduğum bir şey de, buralarda iyi bilindiğini sanmadığım o gerçek ya da düşlenmiş olan UMMO düzmecesidir.

Wilson: Avrupa’da daha iyi bilinmektedir. UMMO konusundaki çekicilik, geçenlerde birisinin çıkıp bütün olayı kendi başına yaptığını açığa vurmasına karşın, işin içinde onun yapmış olamayacağı bazı şeylerin bulunmasıdır. Madrid’teki özgün UMMO görünüşleri, gerçekleşmeleri için Steven Spielberg ile George Lucas’ın teknolojisini gerektirirdi.

Rusya’da büyük bir sanayi kenti olan Voronezh’de bir gözlem oldu. Orada yüzlerce insan vardı, iniş yapan bir uzay gemisi gibi, dışarı çıkıp çevrede dolaşan iki buçuk metre boyunda uzaylılar gibi ve orada öte-taşınmalar (teleportations) yapıldığı gibi şeyleri gören; yani orada neler döndüğünü bilmiyorum. Amma ‘ben yaptım’ diyen adamın tüm bu olayları tek başına nasıl becerebildiğini anlamıyorum. O, UMMO mektuplarını yazmış olabilir, ancak daha başka birşey de yer almaktaydı; ne olduğunu ben bilemiyorum. [s. 45]

 

Buradaki örütbağ dosyamın İngilizce sürümü, 2003 ile 2006 yılları arasında bir süre “www.abducted.net” adlı web sitesinde aynen alıntılanarak yayınlanmıştır.

 

(*) “Zamanın sırrı, 12 Temmuz 1562’de Mexico City’de yakıldı. İspanya Kralınca Yucatan’la Guatemala’nın taşralarında sapkınlığı ortadan kaldırmakla görevli Fransisken keşişi Diego de Landa, zamanın sırlarını kapsayan Maya Elyazmaları’nın aslının, bir odun yığını üzerinde yakılmasını buyurdu. ... Maya sırlarını çözmek için elimizde çok kaynak bulunmuyor. Yalnız üç elyazması var. ... Yetmiş beş sayfa tutan birincisi, Dresden’de bulunuyor. İkincisi Madrit’tedir; yüz on iki sayfadır ama, başı ve sonu eksiktir. Paris’teki Bibliothèque Nationale’in arşivlerinde Léon de Rony tarafından, kötü durumda yirmi dört sayfa ele geçti.”

–Bergier, Jaques, Zamanın Gizli Sahipleri, çev. V. G. Üretürk, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1990, s. 38.

SEÇME YAZILAR / ARTICLES