Söz konusu r ~ l dönüşümüne üp/f.üng : öt.ük bir sorun olarak değil de, fonetik dışı & görsel yanlı çözümleme yöntemimizle bakacak olursak, yukarıda or.okh-khu.ng yazıtlarından aldığımız tamğhu’lar içinde ince ön ünlülerde kullanılan ünsüz (er) ilen (el) imlerinin birbirine benzerliği yanı sıra, kalın art ünlülerde kullanılan Türkçe  (aR) iminin Fenike > Grek r (ro) imine; Türkçe (aL) iminin de Etrüsk > Latin L (Le) imine benzemesi oldukça ilginç amma bugüne dek üzerinde durulmamış bir im aktarım / dönüşüm / değişim olayıdır.

1730  yılında bulgulanan Yenisey-Orkhun  yazılarının nereden & nasıl kaynaklandığı sorunu, başta A. Heikel, W. Radloff ile bu yazıların Türkçe olduğunu ortaya koyan V. Thomsen gibi araştırmacılar olmak üzere, tüm yabancı & yerli okh-khu : id.am.okh : öt.ür.ük : eb.il.iğh+en (akademik Türkologi bilig+gen(ler) tarafından, bütünüyle şaşıgünce (anachronistic) bir saplantıyla –ve bu yazının Türklerin özgün tasarımı olamayacağı (!)  önyargısıyla–  ele alındığı için, yukarıda sözü edilen im’lerin etkileri de görmezden gelinmiştir. –DT.


Bu konudaki tartışmalar için Bkz: Caferoğlu, Prof. Dr. Ahmet, Türk Dili Tarihi I-II., Enderun Kitabevi, İst. 1984, p. 117.

 

Alephbeth

G(r(φ)e)K

Orkhun ABC

Orkhun & Runikh

Önce İm’ler

 

 

r ~ l  dönüşümü

 

u“r ~ l değişikliği bugün Osmanlı sahasından daha çok Azeri sahasında görülen bir değişikliktir. selvi ~ servi’den başka güreş, server, kiraz gibi kelimelerin de bu sahada güleş, selver, kilas şekline geçtiği görülür. Dede Korkut’ta da bu değişikliğin iki misali vardır ve biri şahıs  ismidir: selvi (1 defa), Yaltaçuk (10 defa). servi şekli eserde yoktur. Yartaçuk şekli ise 2 defa geçmektedir. –Ergin, Prof. Dr. Muharrem, Dede Korkut Kitabı II., TDK # 219, Ankara 1991, s.424” 

u“... the l and the r were interchangeable in Egyptian at the level of pronunciation and symbol. It seems the Egyptians, like the Chinese of the present day with their flied lice for fried rice had a paralamdism and inability to differentiate the two liquid sounds. Indeed, the l could be differentiated further if our ears were so trained. –Temple, Robert, The Sirius Mystery, Destiny Books, USA, 1998, p. 260”

u“... Doğal olarak zaman, sözcüklerde bazı değişiklikler yapmıştır. Bu elbette kaçınılmazdır, ancak kelime kökleri tüm bu değişikliklere rağmen hâlâ aynıdır. Örneğin Grekçe’de Maya’dan gelme k’nin sık olarak g harfiyle yer değiştirdiğini bulgularız. Yine çoğu zaman Maya t’sinin yerini d ve l’nin yerini r almıştır. Bu arada, bu son durum birçok dilde meydana gelen bir şeydir. –Churchward, James; KayıpUygarlıklar II, Kayıp Kıta Mu; Çev.: Rengin Ekiz; Ege Meta Yayınları, İzmir 2000, sayfa 291 – 294”