Lucas Cranach, Sr. (16. yy)

 

 


aphonetic &
  provisual analysis

Orkhun ABC

Orkhun & Runikh

DT ile Söyleşi

Kalem & Levha

Kutsal İmler

Davud’un Kalkanı

Magen David

İlk Üç Buyruk

aleph-beth, çizim

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önce İm’ler

“Biz sözcükleri tarihsel biçimde düşünürüz. Başka bir deyişle, sözcükler önce sözle söylenmiş, daha sonra harflerden oluşmuştur {varsayarız}. Oysa Kabala’da harflerle gösterilen sözcüklerin değil, harflerin önce geldiğine, harflerin tanrının araçları olduğuna inanılır. Sanki insan yaşamdaki deneyimlerinin tersine, yazının sözden önce geldiğini düşünmek zorundadır. Buna göre Kitabı Mukaddes’teki hiçbir şey rastlantısal olamaz; Her şey, örneğin her dizede kaç harfin yer alacağı bile önceden belirlenmiş olsa gerektir.”

Jorge Luis Borges, “Kabala”, Fenomen, sayfa 43, no.8, Kasım 1996.

       

u Yukarıdaki çeviri parçasında yer alan harfler sözünden, şimdi kullanılan anlamda harflerin değil de, asal tanımıyla im’lerin anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca, Kabala yı(&)la Kitab-ı Mukaddes’in anılması da, bu bitiklerin özgün kaynaklar olduğunu göstermez; onlar olsa olsa, çok daha öncel ve içrek kimi bilgilerin arta kalan izlerini şöyle böyle aktarmış olan derlemelerdir (Bkz: Magen David).

Gelenekler, kutsal im’leri yaratıcı tanrıların ya da kutsanmışların, söz gelişi kuzay    > Nord ~ Norse tengrisi Odin (Wotan)’ın ya da eski Masr’da akıl & bilgelik tengrisi Djeheuty / Nabo ya da Thoth’un, kişi oğullarına armağan ettiğini anlatır. Bizim için önemli olan nokta, araştırdığımız Gök*köG Bitşik : Ana Dil’in iletişim işlevini yerine getiren ve içgin, doğuştan var olan im’lerinin niteliğidir.

Bundan sonraki alıntı, yukarıda anılan Borges gibi büyük bir yazarın bile dinsel geleneklerin etkisi ile kaynak bitikler konusunda nasıl nesnel olmaktan uzaklaşabileceğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Kabala & İbrani Alfabesi konusundaki tarihsel olguları yerli yerine oturtmak için aşağıdaki yazıyı da okuyunuz –Doğan Türker.


Kabala & İbrani Alfabesi     

Kabala’nın hiçbir zaman tümüyle Yahudi olmadığını söyleyecek kadar ileri gideceğim. Kabala geleneğinin en büyük bilgini olan Gershom Scholem, onun kaynaklarını İsa’dan sonraki yüzyıllarda Yudaizm üzerindeki Gnostik ve Neoplatonik etkilerde görmüştür. Ancak, başka kültürlerden yapılan alıntılar daha da eskilere uzanır.

Örneğin, tipik olarak İbrani alfabesinden daha Yahudi sayılan hiçbir şey yoktur ve Kabala bilgeleri onun harflerindeki biçimlerin ve dizilişin evrenin tüm gizemlerini içerdiğine inanırlar. Ama, oldukça şaşırtıcı olan şudur ki, İbrani alfabesi gerçekten İbrani değildir. Bugün bizim İbrani alfabesi dediğimiz nesne aslında Arami ya da Asuri {asıllı} olup, İsa’dan önce 6. yüzyıldaki Babil sürgününden sonraki bir zamanda Yahudiler tarafından kabul edilmiştir. (Bundan önce İbrani dili Fenike harflerinin bir türü ile yazılmaktaydı). Talmud’un da dediği üzere, “İbranice konuşulan bir dildir, ama kendisine ait bir yazısı yoktur. İbraniler kendilerine Asuri yazısını ve İbrani dilini seçmişlerdir.” Sürgün döneminde Yahudi geleneğinin büyük bir yeniden düzenlenme geçirdiği anlaşılmaktadır.

Yani Kabala hiçbir zaman tam bir yalıtım içinde yaşamamıştır. Gerçekten de, erken miladi çağın merkavah mistisizmi ile ortaçağ İspanyol {yahudilerinin} Kabala’sı da dahil, onun en yaratıcı çiçeklenmeleri başka gelenekler ile muazzam içiçe’liğin yer aldığı konumlarda olmuştur.

Smoley, Richard, a.g.e.; çeviren: Doğan Türker

Kabbalah & the Hebrew Alphabet

I might even go so far as to say that the Kabbalah has never been exclusively Jewish. Gershom Scholem, the greatest scholar of the tradition, saw its origins in Gnostic and Neoplatonic influences upon Judaism in the early centuries of the Common Era. But cross-cultural importations go back further still.

There is, for example, nothing more quintessentially Jewish than the Hebrew alphabet, and the sages of the Kabbalah have regarded the shapes and sequence of its letters as embodying all the secrets of the universe. Yet, astoundingly enough, the Hebrew alphabet isn’t really Hebrew. What we today call the Hebrew alphabet is actually Aramaic or Assyrian, and was adopted by the Jews sometime after the Babylonian exile in the sixth century B.C.E. (Before then Hebrew was written with a version of the Phoenician letters.) As the Talmud says, “Hebrew is a spoken tongue but has no script of its own. The Hebrews chose for themselves the Assyrian script and the Hebrew tongue.” Evidently the Jewish tradition underwent a major reformulation during the exile.

Thus the Kabbalah has never lived in complete isolation. Indeed its most creative flowerings, including the merkavah mysticism of the early Common Era and the medieval Spanish Kabbalah, occurred in settings where there was tremendous interpenetration with other traditions.

Smoley, Richard, “The Kabbalah: Whom Is It For?”; Gnosis Magazine, # 47, Spring 1998, p. 10, San Fransisco, CA, USA.


Gizli Simgeler

Ayrıca, çok eski Doğu alfabelerinde –ya da onlardan arta kalan parçalarda– kullanılmış olan simge ve ideogramlardan özellikle bazıları, belki Mu, Atlantis, Uzay gibi daha da gerilerde kalan bir zamanda, aslında gizemli simgeler oldukları, seçilmiş inisyeler için saklı bilgilere erişmeyi sağlayan anahtarlar görevini taşıdıkları düşüncesine yol açıp bizi şaşırtmaktadır. Yoksa onlar bilgisayarları programlamada simgeler olarak mı kullanılmışlardı?

Collyns, Robin,  a.g.e.; çeviren: Doğan Türker

Secret Symbols

Another point is that certain of the symbols and ideograms used in very ancient Eastern alphabets –or remnants thereof– seem to indicate a startling thought that perhaps even further back (Mu, Atlantis, Space?) they were originally secret symbols which for those chosen initiates would act as keys to lead to hidden information. Or were they used as symbols for programming computers?

Collyns, Robin, Laser Beams from Star Cities?, Sphere Books Ltd., London 1977, p. 42.