B.Ğh.A : T.R.Kh.N : Ğh.Z : Kh.N.(+M)

ış.oğh.(uz) : a(m.or) > sans. Hindu üçlemesinden tanrı Shiva’yı yer yüzüne indiren kut+sal boğa; tr. gök.ing. ök, gökten inen ana > sans. Nandi.

CLICK TO ZOOM IN & OUT

Dandera tapınağı tavanında  yer alan Burçlar Tegresinde, başındaki Ay & Yıldız simgesiyle güneş salı içinde yer yüzüne inerken görülen Mentu (Apis) boğası,  (ış).ot.or : oğh.us > Taurus / Boğa burcunun; arkasında elinde Yay & Oku ile duran avcı ise (gök).ap.okh : ci(n) > Apokçu (Orion) takım yıldızının simgesidir. (Resmi büyütmek için üzerinde tıklayınız).

Gök Boğa (burcu) ile yer yüzündeki ob.oğh : ot.or.am (yer topu / obuğa oturum ~ boğa & bağ & tarım)  çalışmasını betimleyen bir ahşap vazo. Urfa Müzesi.

ob.oğh.a(m) : ot.or.oğh.us > Torok ~ Doruk Oğhuz ya da Oturan Boğa / Taurus ~ Toro(s) burcu & dağları

 

Napoleon’un 1798 Mısır seferi sırasında, Nil vadisindeki Dandera tapınağı tavanından sökülüp Fransa’ya kaçırılan ve Paris’teki Louvre Müzesi’nde kilit altında tutulan Gök Burçları Tegresi (Zodyak Çarkı) kabartmasında betimlenmiş olan ve çok uzun süre kendisine tanrı düzeyinde tapınılan Mentu (Apis) Boğası, eski Masr (Mazar / Mısır) yazmalarına göre yaratıcı gök ve yer tanrıları User / Osiris ile Ptah’ın Sopde (Sothis / Sirius / Şi’râ) yıldızından yer yüzüne y(ay).er. ng : okh.or.nga : er.iş.ng, güncel deyişle yerin ve dişi erin o karanlık karnına inerlerken, yani enkarne olurlarken büründükleri bedenlenmenin kutsal içerikli görünümüdür.

Oysa burada, başında Ay & Yıldız simgesi ile taçlanmış olan Mentu (Apis) boğası’nın, yazımızın başlığında yer alan or.okh-khu.ng ~ or.ng.okh-khu ~ okh-khu.or.ng (orkhun ~ runikh ~ khor’an) kut imleriyle belirtildiği üzere b.ğh.a : t.r.kh.n : ğh.z : kh.n. (m) olan ve bizce anılması gereken adıyla Boğha Tarkhan Oğhuz Khan (obuğa ve abağa oturan altın / or kanlı boğa{ç} han, öbür adı yıla bağatur Boğa Tarkan Oğhuz Han)’ın, Altay Yaratılış destanındaki bağhatur’un ya da Mandı-şire’nin, üliger (Ülker / Pleiades) takım yıldızı yakınlarında oturan (ış).ot.or : oğh.us ((Star) Taurus / Toro{s} / Boğa) burcunda yer alan ve batı dillerinde gene Türkçe al+ide : baran (Alaca varan) adıyla bilinen, öte yandan al.(ma : am).la : id.eb.er+en diye de okunabilen id.eb.er+en (Aldebaran & Titan) çift yıldızından, başka bir deyişle eski Türk gök bilimindeki özgün adıyla Gök Bakar ~ Gök Bakır Dağ’dan Yer Demir Dağ’a kutsal gök teknesi iduk kut(lu)sal içinde, tengri+(i)ç-çe amay ana’nın, yanındaki iki kadın oğh-uç’u ~ kayın ağaçı @ uç-oğh’u (kaç / köç / koç uçağı) ile birlikte in(diril)işi, genellikle ayrımına kolayca varamadığımız bir çarpıcılık içinde betimlenir.

Çarpıcıdır, çünkü eski söylencelerde okyanus olarak anılan uz.am / uz.am+an boşluğunu aşıp obuğ’a, yani Yer Demir Dağ’a gelecek olan tekne (yapım) biligi de, usta demirci tengriler olan id.am.er : oğh.us : in.cin+er’lere, yani engine inen demiurgos göksel erlere özgü bir beceri ve tekhni-logia’dır.

Eski Masr ve Orta Doğu araştırmalarındaki eksik bilgiler yüzünden, kutsal Apis boğası Mentu’nun (gök).ap : okh.ci(n) (ök : köpük ~ ak : köpek > Apokçu / Orion) yıldız takımının sol alt ucuna denk gelen ış.or : oğh.us (Sirius, Şi’râ, Dog Star) çift yıldızından geldiğine ilişkin savın ne denli yetersiz olduğu, Orta Asyadaki Uygur’lardan kalan Oğuz Destanı ile Batı Afrikadaki Dog+on’ların yaratılış söylencesi karşılaştırıldığında anlaşılır.

Özgün Gök*köG Bitşik Düşünbilimi  kurgumuza göre, ış.(ot).or (+on) : oğh.us (star / stern; iştar ~ astarte / sitâre ~ stella; sirius; şi’râ) yıldızından gelen id.eb.er+en : ış.oğh+an : can (ışık han / shogun & gunjin / dhyan chohan / titan; deveran eden kut evrenin dev ebe erleri & askerleri tengriler; illuminati’ler), Oğhuz Khan(ım)’ın kendilerine altın yay & gümüş (boz) ok vererek gönderdiği ebe+ergin (ev ergini > virjin) kızları Gün, Ay, Yıldız ile Gök, Dağ, Deniz Han(ım)’lar ve onların an.ob.uç ~ Anubis, eski Masr’ın Sopde dediği Sirius’tan gelen, zağhar (avcı köpek / j.ack.al) başlı yer altı tanrısı denetimindeki  kollukçu, çoban güçleri am.az+on : can’lardır. Gök (doğum * tohum) köG : ebe tanrıçası amay : ana dışında, bunların çoğuna sonraki ata erkil dönemde değişen söylencelerinde oğulları denilmiştir. Bunlar, Altay söylencelerindeki ış.am+an’cıl yer-su-hava ruhlarının tanrısı Amlak Khan ile kurt başlı Barak Khan (Anubis / Lord Dog @ Good God) olarak tanıtılırlar.

Bizdeki (oğh.uz).am.er : y(ay).am.(er) ise tengri iç-çe : am.ay (Ana Tanrıça Amay), Sümer’de Nin-khursag, An(u) / İnanna; Masr’da İsis, Hathor; Babil’de İştar, Astoreth ya da Astarte; Anadolu’da Kera, Kubaba / Kibele; Frigya’da Cybele ~ Sibel; Pers’lerde Sitâre; Ortadoğu’da Miriam / Meryem; Grek’lerde Hera, Afro+dite & Athena (aslında bizim Aşina ~ Asena!); Roma’da ise Juno, Maya, Venüs, Minerva;  ttr., ttr. gibi akla gelen, gelmeyen sayısız adlarla anılır.

Gene, gök ve yer tanrıları Sümer’de Ea / Enki & Enlil; Masr’da ise saklı güneş (kara delik?) Am+on Ra, Osiris, Ptah ve koç başlı Khnum olurken, öbür çağ ve yerlerde de Merodach ~ Marduk; Şamaş ~ Şems; Ahura-Mazda; Dyaus Pitar, Brahma / Vişnu / Şiva; Ouranos, Zeus / Hermes; sonra Hermes Trismegistus ilen y(ay) : ap.at.er’den Jupiter (Yupiter / Karakuş) gibi burada sayması hem zor, hem de gereksiz türlü kılıklar içinde çoğaltılmış baba’lar olarak görünürler.

Adlarda ortaya çıkan bu karmaşanın ana nedeni, ana dilimizdeki m ~ b (min ~ bin) dönüşümü uyarınca mama / meme sözcüğünün, sonradan baba / bebe biçiminde öt.ür : eb (tür+ev)’lenmiş olmasıdır.

Mamma mia!..

 

Ankara, 14.03.1999 ~ 21.09.2006


Gökte var bir boğa Üliger yanında,

Bir boğa saklanmış yerin altında;

Kör müsün, aç gözünü bak gerçeğe,

İki boğan’ arası tepişen eşeklere!

 

–Ömer Hayyam (1048-1131)   

The Ruba’iyat of Omar Khayyam (12th c.)
Trans. by P. Avery & J. Heath-Stubbs, Penguin Books, UK, 1981. Türkçesi : Doğan Türker


    

SEÇME YAZILAR / ARTICLES