haber * Bkz: (oğh)-ğhu.(e)b(e).er+gin; [ ğhu+ber ]

hamak * Gök*köG yumak uyumak; Bkz: oğh.am : ma.oğh

hattuşaş * Bkz: gök.oğh.uz.am

hışam @ moşeh * Hişam @ Mişa(h) / Moşe ~ Moses / Musa; Bkz: (oğh. (uz)).ış.am(+an)

hindi * Bkz: öt.ür.ük.(oğh.uş) : y(ay / iy)i; ötüşüñ & tüşüñ

hint-avrupacılık * Bkz: hint-avrupa ideolojisi

hitit * hebr. hatti & hattim; eur. hethiter ~ hittites; Bkz: gök.oğh.uz.am

hiyerarşi * Bkz: gök : y(ay).er : or.ışı

hoca * Bkz: oğh.uz : can

hoh


© 1991 doğan türker

hoh * günümüzdeki Türkçe yile de, bir başka dil ile de sınırlı olmayan, hemen her dilde geçerli olan çok evrensel bir gerçekliği, soğuk havalarda H—O—H diyerek, ağzımızdan çıkan ob.oğh.(or) : us-su yilen anlatıyoruz. Aynı anda 2 hidrojen yile 1 oksijen atomundan oluşan su molekülünün kimyasal formülündeki is.im.öge’leri de açığa çıkarıyoruz. Hangi dili konuşursak konuşalım, hiçbir eğitim almadan; fizik, kimya, dirim bilim bilmeden, doğduktan sonra ortaya koyduğumuz bu olağanüstü dirimcil-dilsel (biyo-linguistik) tepkime nedir? Hızla soluk verirken çıkan bu ses neden başka türlü değil de böyle gelir? H—O—H demek ilen onun kimyasal betimlemesi arasındaki benzerlik nasıl bir raslantıdır?..; “Evrenle özel bir ilişkiye sahibiz; insan yaşamı, ilk üç dakikaya kadar geri giden bir raslantılar zincirinin az-çok saçma bir sonucu olamaz; ancak, şöyle ya da böyle, daha başlangıçtan işin içine konulmuşuzdur –Weinberg, Steven, İlk Üç Dakika, çev. Z. Aydın - Z. Aslan; Tübitak, Ankara, 1995, s. 142.”; Bkz: [ u(–)p @ d(ow)n ]; Gök*köG : ür.ük.ot;
[ Doğan Türker ile Söyleşi ]

holland * Bkz: y(ay). oğh.uç-ça

how? how! * içtepisi “how are our owner? oğhu(r)? oğhu(s)!” demek olan ön-incin (proto human) yaratıklardan id.or.okh.it (it & dog), dilindeki bu tek “haou(r)” sözcüğünün değişken sesleri yilen obadaki özüng obyayı (göz bebeği özbayı) oğhuz ile ovadaki obyayınguz (büyük boynuzlu) okhuzu, kokusu yaban-cin gelen oğh.or.sz (uğursuz & hırsız)dan ayırıp korur; sz.ap.id.al (tabansız, zaptal), işe yaramaz egoist kençatlara üp/f.ür.öt (ifrit) olur; tr. ul.oğh : am.okh ~ uluğmak > lat. ululare; tamğhuların yer değiş tokuşu (metatezi) sonucu tr. oğh.ul : am.okh ~ havl{amak}> eng. howl; Bkz: it.ür.ük

hu

© 1991 doğan türker

hu * 1. oğhuz er+en(ler)in esenleme & ne : ğhu.ber (n’ağber) sorgusu içeren yakınlık çağrısı; “hu dost!..; hu komşu!..”; 2. tasavvuf öğretisinde Allah’ın adını anmak; ar. hû, Allah (yaratıcı tengri) anlamında üçüncü tekil kişi kipi ‘O’, “Ya hû!”; fars. Hûda, Allahü azîm’ü-şan; Bkz: ğh ; ğhu+ber; (O); oğh.

huğ.eylem.can * Bkz: oğh.(uz.am.er.ng).(y)ay : a(l.(am : ma).l)a : (okh.ng)+gen / gin / cin / can / yin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14