19. yüzyıldan bir gravür

 

“Bu nedenle adına Babil denmiştir; Tanrı tüm yeryüzünün dilini orada karıştırmıştır: Tanrı onları oradan tüm dünya üzerine saçıp savurmuştur.”

Genesis 11 : 9

 


Samarra’daki Minare
(Irak, 9. yüzyıl). Bağdad’ın kuzeyindeki büyük askeri kışlanın bir parçası olarak Halifelik Muhafızları olan Türkmenler tarafından yapılmıştı (Foto: NGM).
Büyük Bruegel’in ünlü Babil Kulesi tablosu (Viyana 1563) için tıklayınız.
(Buradaki tablo kopyası fiziksel bir kıyaslamadan çok tasarım alanını doldurmak amacıyla uzatılmıştır).

 

“Tarih geçmişte
olanlar değildir.
Tarih sadece tarihçilerin bize anlattıklarıdır…”

Barnes, Julian;
 A History of the World
in 10½ Chapters, p. 242; Picador / Pan, GB, 1989.

   

kök.el.ng :
ot.oğ.{y(ay)}.eri

at.oğh.or.(am) :
gög.(y(a)y).eri / eli ~ ili


kök.el.ng : ot.oğ.{y(ay)}.eri

Bab+ili Kulesi

Mötüş’e 1 Dönüşen Bir Dil Olgusu
 

ENGLISH
 

La Tour de Nimrod était faite de mots. {Nemrud’un kulesi sözcüklerden yapılmıştı.}
–Georges Steiner, Langage et silence, p. 58.

Babil Kulesi Bible (Eski Ahit): GENESIS Bitiki’nde, NUH’un torunlarının yaptığı bir kule. Kulenin GÖK’e dek yükselmesini, ünlerini arttırmasını ve kendilerini Tanrılaştırmasını amaçlamışlardı. Tanrı, birbirlerinin ne dediğini artık anlamayacakları biçimde dillerini karıştırarak onların kuleyi tamamlamasına engel oldu. O zamandan sonra, BIBLE bitiğine göre, yeryüzü insanları değişik diller konuşarak, dağılmış olacaklardı. “Babil” kargaşa ve şamata demektir. –The American Heritage Talking Dictionary (1999).

   

“Bir zamanlar tüm dünyanın tek dil konuştuğu”nu anlatan söylencelere yer yüzünün hemen her köşesinde rastlanmaktadır. Orta Doğu’da daha eski çağlardan kalmış olan çivi yazılı Sümer tabletlerinden 2 uyarlanan ve yaygınlıkla tanınan Semitik sürümü Babil Kulesi adını taşımaktaysa da, herkes tarafından konuşulan, ancak Tanrı tarafından karıştırılan insanlığın bu ilk ortak dili için kimse şimdiye dek özel bir ad ileri sürmeyi üstlenmemiştir.

Evrensel bir dil olmasıyla benzersiz olduğundan ve somut gerçeklik içinde yaşayan bireyler arasında özellikle kavramsal iletişim için yararlanıldığından, Gök*köG Bitşik : (y(ay).ış.am / et.ür.ük & öt.ür.ük) Ana Dil 3 cins adını alması niteliğinin dışında şu ya da bu topluluğa ilişkin özel bir adla ayrımsanmaması da en uygun olanıdır.

Geçmişten & günümüzden gelen tüm göstergeler, Türkçe’den daha eski ve daha gelişmiş olduğu –benim dışımda— neredeyse herkesce savlanan ve öyle olduğu  her zaman peşin kabul gören dillerin gerçekte bu Ana Dil’deki kök damgaların, kimi zaman geriye, kimi zaman 3 (1 : 2) 4 sıralı bir sarmal  ya da (2 : 1) : (3 : 4) sırasını izleyen bir sonsuzluk döngüsü  gibi değişik yönlerde birbiri ardına kötü kopyalamaların ve yanlış aktarımların neden olduğu genetik değişimler sonucu ortaya çıktığı anlamına gelmektedir.

İletişimin bu görsel evre’si ardından, kamu dillerinin temel sesleri gelişmeye başlamış, değişik ortamlardaki koşulların etkisi altında yeni dillere dönüşüp ayrışmaları hızlandıkça da türlerin sayısı artmıştır. Bu Ana Dilin kendi zamanlarında çok etkin işlevleri yerine getirmiş olan bazı dalları artık yaşamamaktadır. Ne denli şaşırtıcı görünürse görünsün, Gök*köG Bitşik : Evrensel Ana Dil’in özü, dünya çapında sayıları 2500-5000’ü bulan dillerin günümüzde konuşulan ağızlarında, lehçelerinde yaşamayı sürdürmektedir. Bu özellik elbette ilk kuşak Türk dillerinde çok daha belirgindir. Özgün resim yazılarının (piktoglif) ya da damga imleri’nin izleri, seslenme evrimleri sırasında öbür dillere taşınmış olan bazı sescil (fonetik) ipucları yanı sıra, günümüzdeki öt.ür.ük : oğh.uz (turqu+oise+aux = quetzal [kuş] renk) inci dizileri gibi, üretken görsel-ertesi oluşumlarında gömülü kalmıştır.

Benim önerdiğim yöntemle çözümlenip anlam örtüleri kaldırıldığında, Kur’an’daki bu gizemli “..ve O, sizin için sığırlardan sekiz tür sağlamıştır..” 4 bildirisi “...Oğh  , Tümel Akıl (İlâhî Şuğur; Tanrı ya da Tanrıça) siz bakar-ökör’lere 5 sekiz türde uğurlu ses ürüngleri (ünlü’leri) sağlamıştır..” biçiminde okunmalıdır.

Ancak böylece kişioğlu “a(na)+b(aba)+c(ocuk)” gibi anlam içeren sesler çıkarmaya  başlayabilecekti.

      


DİPNOTLAR:

1 mötüş * Bkz: am.(y(ay)).öt.üş : eb.il.iğh-ğhi

2 Sümer tabletlerindeki öyküye göre kulenin yapılmasındaki amaç konusunda The 12th Planet adlı yapıtında Zecharia Sitchin’in yaptığı ilginç bir açıklama için Bkz: [ Sümer Serpintisi ].

3 Gök*köG Bitşik : (y(ay).ış.am / et.ür.ük & öt.ür.ük) Ana Dil terimi, günümüzde konuşulan dillerin hangi lehçesine çevrilirse çevrilsin salt “Türkçe” demeye gelir. Bunun nedeni içerdiği anlamın, bir zamanlar tam olarak belirttiği ve kullanıldığı üzere kuşlar, sürüngenler & memeli ırklar da işin içinde olmak üzere, etten ve kandan oluşup, ses veren, ötüşen & konuşan yaratıkların bütün soylarını bir öbekte toplamaktan çok, şimdilerde yeryüzünde belirli bir tek ulusu tanımlayacak biçimde daralıp kısıtlanmış olmasıdır.

4 The Glorious Koran (The Troops 39 : 6), M. M. Pickthall, Mentor Books, NAL, NY; çeviri & yorum: Doğan Türker; Bkz: u/ ı/ a/ e/ i/ ü/ ö+t : ür.ük; ış.okh.or : ötmek

5 Bkz: bakar ökör

  


Burada yayınlanan parça, 18 Şubat 1992 tarihinde Kanada Ottawa kentinde Türkolog E. G. Stewart’a –daha sonraki tarihlerde de başka kişilere– gönderdiğim bir mektuba dayanan “Some Notes on the Fl(a/e)sh-Born Mother Tongue” başlıklı daha uzun bir yazının gözden geçirilmiş bir bölümüdür. Özgün yazı Ankara’da Milli Kütüphane’de kayıtlıdır.

    

   

SEÇME YAZILAR / ARTICLES