Mu’nun Evrendoğumsal Tasarımı, onların Gök Tanrısını ve onun Yaratımı Evreni betimler.

Tibet’ten Budist mandalası, Evreni, insan ruhunu ve aşkın düşüncenin merkezindeki Tanrıyı simgeler.

Arab-Eyyubi hanedanlığına ait gümüş sikke,
Halep, Suriye
(1212-1213).

14. yüzyılın başında Güney Anadolu’da özerk Türk Teke Beyliği bayrağı.
M-kenarlı bir “kurgan / kale” tasarımını yansıtan simgenin aynısı 12. ve 13. yüzyıllarda yapılmış Selçuklu kervansarayları üzerinde de bulunur. Resim :
N. Danişmend, Türklük Mecmuası
#
1, Nisan 1939,
sayfa 16A.

 

Yazarın, evreni algılayışımızla biçimlenen Gök*köG Bitşik  damgalarından “Magen David
(D(awoo)d)” kavramının nasıl evrimleştiğini gösteren  yorumlaması
.

Tasarımlar:
© Doğan Türker

Davud’un Kalkanı Diğ’l O...

ENGLISH
Kimliği yitik bir simge
Altı köşeli bir yıldız ya da bir heksagram biçiminde birbiri üzerine ters yönde yerleştirilmiş iki üçgenden oluşan bu evrensel simge, 12. yüzyılda Anadolu’daki Selçuklu kervansaraylarında ve 14. yüzyıldan sonraki Osmanlı döneminin değerli ipek kumaşları üzerinde görülür. Ayrıca tüm antik Ortadoğu, Asya ve Orta Amerika’da değişik ürünler üzerine uygulanmış olarak bulunur 1. Çin’in gizem kitabı “I Ching”, tümüyle hexagramlardan oluşmuştur. Carl Gustav Jung (1875-1961) bu simgeyi bireyin ruhundaki nesnel ve öznel evrenlerin birlikteliği olarak tanımlar. Albay James Churchward (1851-1936)’a göre 2, batarken kurtulan insanları dünyanın dört köşesine dağılan Mu anakarasının tufan öncesindeki uygarlığına dek uzanır. Solda gösterilen özgün biçimiyle heksagram, burçlar tekerini, evreni ve bir ham öğrencinin en son “tinsel yetkinlik” aşamasına ermesi için gerekli gelişimin oniki durağını tanımlayan aydınlanma ışınından dökülen demetler ile 12 yapraklı bir çember içinde yer almaktaydı 3. Sayısız gizemli çağrışımları yanısıra, özellikle çember içine alınmış olduğunda, eski zamanlardan beri dünyanın bir çok yerinde doğaüstü güçler taşıdığına inanılmıştır. İçrek filozoflar onda, cennetin ve yeryüzündeki yansımasının, tanrısalın ve yaratılıştaki yansımasının, u(--)p & d(ow)n (yukarı & aşarı), devevren & çükevren (macro- & micro-cosmos), ışık & karanlık, tin & özdek, akıl & beden gibi ayrılamaz zıtlar arasındaki bağlantının bir anlatımını bulurken, biçiminin yıldızlara bağlı olan soyut ögesi ve somut özellikleri de onu Pisagorcular için kozmik simgeciliğin bir belirteci yapmıştır.
Şu andaki yaygın bilginin zıttına, heksagram’ın Yahudi varlığı ile eşleşmesi son birkaç yüz yıl içinde çok yavaş bir süreçte gelişti. Antik yapıtlarda uzun süre var olan, daha sonraları Hıristiyan ile İslam sanatlarında da yer alan bezeme, 13. yüzyılda İspanya ve Almanya’da yazılan İbranice el yazmaları’na geçtikten sonra, Yahudiler tarafından bazan onların söylencesel Kralları Süleyman’ın Mührü 4, bazan da David’in Yıldızı ya da Kalkanı 5 olarak anılmaya başladı. Kral Süleyman’ın Mührü (Khatam Shlomo ~ Hâtem-üs Süleyman) giderek, aslında çok daha erken kökenli 6 bir başka evrensel simge olan ve MÖ. 4 – 3 bin’lerden kalma Sümer mühürlerinde bol bol kullanılan pentagram ile bir tutulurken; ikinci terim Yahudilerin Avrupa çevrelerinde ancak 15. yüzyıldan sonra yaygınlık  kazanmış oldu. Yeterince ilginç bir durum da, bu iki simgenin çoğu kez birbiriyle karıştırılması ve bugüne dek iyi eğitimli kişiler tarafından bile Yahudi yaratısı tasarımlar olduğu yanılgısının sürdürülmesidîr.
Yeni adın ardındaki Antik ipuçları

Bu simgeye sonradan verilen eğreti adın arkasında ne yattığını görmek için, kök hecelerimizin önemli amma çok bilinmeyen bir özelliği incelenmelidir. Bu yöndeki bir ipucu Türk söylencelerinden birinde, Nuh’un üç oğlu olduğunu; bunlardan Yafes’in sekiz, Türk 7 adı verilen en büyük oğlunun da, biri Amlak (?) 8 gibi garip bir ad taşıyan dört oğul yetiştirdiğini anlatan Oğuz Destanı’nda bulunur. Açıklayıcı yazıda bu adın yanına bir soru işareti konulup geçilmiştir. Çok eski ve tümüyle Türkçe olan ad, çağdaş Türkçede ağıza alınmaz sanıldığı için bizim akademik çevrelerimiz tarafından kasıtlı olarak göz ardı edilmiş, günümüz İngilizcesinde “cunt fucker” demekle bir sayılmıştır. İkinci ipucu, Güney Sibirya’da Orhun Nehri yakınında MÖ. 732 ile 735 yıllarında Kül Tigin ve Bilge Kağan adına dikildiği söylenen anıtsal taş yazıtlar üzerinde bulunan amga ya da amgı korgan sözcüklerinde bulunur. Burada da, sözcüğün anlamı için “bir yer adı” 9 demekle yetinilmiştir.

Kök heceleri fonetik dışı & görsel yanlı çözümleme yöntemime göre, Amlak adı başlangıçta ayıp ya da kaba bir anlam içermiyor, amma İngilizcede kullanılan Maker (yapan) ya da achiever; creator; producer; mover (elde eden; yaratan; üreten; yürüten) sözcükleriyle aynı biçimde, sadece çok becerikli bir kişiyi tanımlamak için kullanılan bir adıl yerine geçiyordu. İkinci ipucumuz ise, amga (ya da amgı) sözcüğünün, hiç kuşkusuz am.gen nitelemesinden türeyen bir bozunma olduğunun ayrımsanmasıdır. Bu niteleme, bir khurgan (tümülüs ya da korunaklı yer, siper, hatta kale) yapısının, üçgen bir plan üzerinde dışa çıkık köşeli duvarlarıyla M-kenarlı 10 olma özelliği taşıdığı anlamına gelir. Yaptığımız açıklama, Teke Beyliği bayrağı üzerinde kullanılan ve aslında Attalia (Antalya) limanının bu Beyliğin merkezi olduğunu anlatacak biçimde “deniz üzerinde M-kenarlı bir kale” gösteren tasarım tarafından da doğrulanmaktadır (soldaki 4. resim).

Amgen ~ Magen (M-kenarlı) David deyimi sadece onun kalkanını ya da yıldızını (?) anlatmanın dışında herhangi bir anlam taşımadığından, biz hangi özgün damga imlerinin görünüşte benzer bir etki üreteceğini ve böylece, içeriği için bize daha akla yatkın bir anlam sunarken, (D(awi)D) ya da (D(awoo)D) yazılışının daha sonraki dönem al(e)pha-bet(h)a’larda ne yönde gerçekleştireceğini bulmak zorundayız. Soldaki 6. çizim, ış.am: öt.ük (semitik) dillerde David adının ya da onun grafik açılımının nasıl ve nerede elde edildiği konusunda yapılan ve bir paleontologun taşıllaşmış döküntüler üzerindeki çalışmalarını yakından andıran bu işlemin sonucunu gösterir. Yenilenmiş biçiminde y(am.er.ok)y damga imleri aslında, çok katmanlı anlamı kök hecelerinin hangi sırayla çözüldüğüne bağlı olarak, en azından ya y(ay).amrak, İlâhî Rahmet / İlâhî Aşk, ya da yumruk, Gazap Yumruğu / Tanrı’nın Öcü anlamlarını taşıyacak okumalara yol açar.

Sonuç olarak, am.gen : y(am.er.ok)y terimi, Tanrı’nın Yaratılış & Yokoluş edimlerindeki sürgit ikiliğinin bizim sonlu varlığımız için bir M-kenarlı kurgan, bir tür çentikli, içiçe girişik bir kalkan olan uzam / uzaman birlikteliği kavramımızda nasıl belirginleştiği düşüncesini bütünüyle somutlaştırır.

am.gen’in gizli özniteliği : Evrensel zamanlama simgesi

Heksagram konusunda yapılmış tüm içrek açıklamalara ek olarak, onun aynı zamanda 8 rakamının yalın biçiminde dip dibe eklenmiş üç kum saatini  gösteren somut bir imyazısı (pictoglyph) oluşturduğunu belirtmek gerekir. Bu ilginç simge Gök*köG Bitşik : Ana Dil’imizde “kumu okuma” ya da “okuma kumu” olarak dile getirilir; tıpkı Maya sözcüğü quipu’nun da günümüz Türkçesinde “ipi okuma” ya da “okuma ipi” diyerek ses ilen dirileceği gibi (soldaki 7. & 8. resim).

Her kum saatinin sekiz saatte yavaşça akıp bittiği ve birbiri ardına alt üst edildiklerinde üçünün bir gündeki 24 saati ölçtüğü göz önüne alındığında, tüm tasarım insan soyunun uyku, çalışma, dinlenme dönemleri için biyolojik olarak en uygun görülen süreleri belirtir; aynı zamanda Yaratıcı’nın yaratıklarının kurtuluşu için geçmiş, şimdiki, gelecek zaman kiplerindeki aralıksız uğraşının gizemli kuralına da birebir karşılık gelir. Ki, bu sürecin en sonunda acı çeken amma yine de sadık kalan ruhlar söz verildiği üzere cennetteki bengi mutluluk ödülünü kazanacaktır...

Böylesi sıradan deyimler, tempus fugit (zaman kaçıp gidiyor); tempus edax rerum (her şeyi tüketen zaman); zamanın yürüyüşü; zamanın kumları; toz toza ve onun kutsallığını sürdürmek için, Şabat gününü anımsa, ttr., ttr..., az önce bizim evrensel am.gen ya da M-kenarlı kurganımız içinde şifrelenmiş olarak gözlemlediğimiz bu doğuştan gelen uzam / uzaman birlikteliği anlayışı için yapılmış tanımlardır.

İşin garibi, bu tasarımda bir saat kadranındaki 12 saatin M-kenarlı noktalarını, her bir saat içindeki 5 dakikalık birimleri, çağdaş takvimdeki ayları, burçların çemberdeki konumlarını, eski Türklerin takvimindeki dönemsel yılları, dahası Yesus Khristos’un yemek listesindeki havarileri, çölde avare dolanan kabileleri, üzerinde yaşadığımız yer kabuğunun devinen büyük katmanlarını, hem Oğuz Han’ın sağ kanadındaki ak otağlı, sol kanadındaki kara otağlı beyler ile kuş ongunlu boylarını, hem de kral Arthur’un yuvarlak masada oturan İskit ~ İskoç kökenli şövalyelerini çok büyük ölçüde çağrıştırma yetisi vardır.

Altı köşeli bu yıldızın son derece ilginç bir başka belirtisi de, 4,000 – 7,700 angstrom arasındaki ışık dalga boylarının, her biri enerjinin evrensel titreşimlerinin bir yansıması olan ve Türkçede “renk / ürün / ağlama ya da uluma” anlamları yerine geçen üç birincil ve üç ikincil ür.üng’ler olarak duyumsal algılarımızda bulunmasıdır. Bu durum için, iki boyuta indirgenmiş düz bir taslak aşağıda sunulmuştur.

Yukarı yönelen üçgende üç birincil & aşağı yönelen üçgende üç ikincil ür.üng (renk)’leri ile onların altıgen (hexagon) içine yansımış olan negatif oğh (hu ~ hue)’ları gösterilmiştir.

      

Ankara, 08.11.1998; Türkçe sürüm: 01.09.2012


DİPNOTLAR

1 “Antik dünyanın insanları tarafından kullanıla gelen ve onların bu birbirinden ayrılmaz lokas ve talas’ları tanımlamak için yararlandıkları en ilginç simgelerden biri Hindustan’da Vishnu’nun İşareti diye bilinen şeydi. Buna Avrupalı mistikler arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı Süleyman’ın Mührü denilmiştir. Bu simge Asyatik-Avrupa dünyasının en yaygın, tanıdık ve gözde simgelerinden biridir. -Purucker, G. de; Fundamentals of the Esoteric Philosophy, Theosophical University Press, Ca. 1979, p.480”;

“Bu heksagram birçok kültürde gelişme kavramını anlatan simgelerden biri olmuştur: örneğin, Güney Hindistan’daki Kartikeyya (Murugan) ile bağlantılı Vişnu’nun damgası, Solomon’un gizli mührü ve Davud’un Yıldızı diye bilinir. Heksagram Vişnu’daki gelişmenin on ve bireylerdeki gelişmenin üç, yedi, dokuz ve on aşaması için temel sayılır. Sonuçta Yoga’nın Hint, Kabala’nın Yahudi, Orta Doğunun Mithra ve Serapis’in Mısır gelenekleri birbirleriyle bağlantılıdır. –Veltman, Dr. Kim, New Models for Culture, Overview, from "http://www.sumscorp.com/new_ models_of_culture/overview/#1”;

Ayrıca bakınız: H.S. Santesson, Batık Ülke Mu Uygarlığı; çev. E. Arıkdal-Y. Keskin, s.70, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1989.

2 Churchward, James, The Lost Continent of Mu, NY, Ives Washburn (1931); reprinted Paperback Library, N.Y., 1968.

3 Alparslan Salt, Cem Çobanlı; Dharma Ansiklopedi: Parapsikoloji, Mistisizm, Okültizm, Ezoterizm, Teozofi, Spiritüalizm, Neo-spiritüalizm, sayfa 152-153; Dharma ® Yayınları Ansiklopedik Sözlük Dizisi,  İstanbul 2001.

4 “Biz, ne Solomon adını, ne de onun Yahudilere krallık ettiği savını kabul etmek zorunda değiliz, amma biz Yahudi kayıtlarının söz ettiği puslu zamanlarda bir yerde, bir Üstat olan ve sonradan bu adın verildiği bir kişinin yeryüzü insanları arasında yaşamış ve dolaşmış olduğu gerçeğini kabullenmeliyiz –Judge, William Q.; The Ocean of Theosophy, p. 9, The Theosophy Co., USA, 1987.”

5 “Bu {biçim} 17. yüzyıldan beri Yahudiliğin simgesi ve 1897 yılından bu yana da Siyonizm’in amblemi olmuştur -Microsoft Encarta Encyclopedia”;

Ayrıca bakınız: “Magen David”; Ana Britannica, Cilt 15, Ana Yayıncılık, İst. 1989.

6 “King Solomon’s Seal”; Ariel, The Israeli Review of Arts and Letters; # 106, p.15, Jerusalem 1998;

“ ... pentagram ve pentagon içrek örgütlerin kutsal simgeleri olmuştur. Eski Mısır’da, bir yıldızın simgesi beş köşeli olarak çizilmiştir. Gerçekleşen insanın ülküsü bir yıldız olmak ve ‘Ra’nın tayfalarından biri durumuna ulaşmaktı’ –West, John Anthony, Serpent in the Sky, Julian Press, USA 1987, p.53”;

“Onlar evrenin tanrısını, ya da kaderi ya da 5 sayısını canlandırmak istediklerinde, bir yıldız resmi yaparlardı –Elisabeth, R.; Hieroglyphs of Horapollon, Brussels, 1943, p. 54”.

7 Bu soyağacına göre, Türk aynı zamanda, daha çok Phoenix takma adıyla bilinen, başka bir bağlamda ise ap.y(ay).er. am : ot.oğh.uz > Prometheus olarak ortaya çıkan Kültigin’in Titan ağabeyi olmaktadır –DT.

8 Ögel, Bahaeddin; Türk Mitolojisi, I. Cilt, sayfa 377, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1989;

Ayrıca bizim sözlük girdisine bakınız : am.al.okh+an ~ amlak han; Burada belirtmemiz gerekir ki, Nuh’un, Batı dillerindeki yazılımı olan Noah adı, özgün Z damgasının -yanlışlıkla ya da değil- bir N olarak algılandığı Zoah adından türetilmiştir. Ve zoah yazısı Gök*köG Bitşik : Ana Dil’imizin or.okh-khu.ng (orkhun) damga imleriyle verilen oğhuz’un tersten uyarlanmış yazılımıdır (retroactive @ transcription) –Doğan Türker;

“İbranice {Tufan} öyküsü Gerçeklik Tapınağı’nın kaldırımından sökülmüş bir moloz parçasından başka bir şey değildir” –Judge, William Q.; The Ocean of Theosophy, p. 16, The Theosophy Co., USA, 1987.

9 Orhun Anıtları ile ilgili tüm çalışmaların zaman dizinsel ve çok özlü bir kapsamı için, bakınız: Tekin, Talât; Orhon Yazıtları, s. ı-xxıv, Türk Dil Kurumu Yayınları 540, Ankara, 1988.

10 M-kenarlı bir koruganın üstünlükleri konusunda, ABD’nin askeri operasyonlarıyla ilgili bir haberdeki bu açıklama dikkate değer: “{Komutanlar} Özel Kuvvetlerin yeğlediği üçgen tasarımı Kolombiyalılara tanıttı. Üç kenarlı sığınaklar, savunmak için daha az adam gerektirir ve içerdekilerin ateş altında birbirlerini korumasına olanak sağlar” –Warrior Class by Linda Robinson; US News & World Report, February 10, 2003, p. 38.

SEÇME YAZILAR / ARTICLES