Gök : er+en
ya da G(r(φ)e)K

ış.oğh : e[b.il].nçi

Hint-Avrupa İdeolojisi

yaygur uygur

Yeni Kültür Örnekleri
 

Uygarlık Bir Grek Mucizesi mi?

{Kaynak Yayınları’nca “Bilimin Türk-İslam Kaynakları” üst başlığı altında sunulan} bu dizinin amacı, emperyalist Batı’nın Asya’yı ve İslam uygarlığını dikkate almayan bir safsatasını; yani “bilimin sadece Antik Yunan ve Batı kaynaklı olduğu” hurafesini ortadan kaldırmaktır. Avrupa merkezli anlayışa göre, bilimin temeli esas olarak Antik Yunan’da atılmış ve 1500’lü yıllardan sonra, Avrupa’nın bilimsel atağıyla doruk noktasına ulaşmıştır.

Bu mantık ve bilim dışı düşünceye bakılırsa, Antik Yunan’da bir mucize gerçekleşmiş ve insanlık birdenbire bilimi, felsefeyi, siyaseti ve sanatı keşfetmiştir! Ondan önceki Sümer, Babil, Mısır, Hint, Çin ve Orta Asya uygarlıklarının bilimsel etkinlikleri ise, bilim tarihinde sadece kısmi bir gelişmeyi ifade ediyorlardı. 8. yüzyıldan sonra Ortadoğu ve Asya’da görülen İslami ve Türk kökenli uygarlıklarsa sadece Antik Yunan’ın bir tekrarından ibaretti...

Ama gerçek bunun tam tersidir.

Bilim Doğu’da Başlar

“Antik Yunan mucizesi” denen bilimsel atılım, Sümer’de, Babil’de, Mısır’da, Hint bölgesinde, Çin’de, Orta Asya’da, İç ve Batı Anadolu’da filizlenen, karşılıklı etkileşimle gelişip büyüyen ve olgunlaşarak ürünler veren, eski uygarlıkların sentezinden başka bir şey değildir.

Uygarlıklar bir mucizeyle açıklanamayacak kadar derin köklere sahiptir; bin bir kaynaktan beslenir; bir renk cümbüşü oluşturur; kökleri yerkürenin en geniş coğrafyasına kadar uzanır.

Bilim, insanlığın sınıflı toplumlara geçişiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Uygarlık ise sınıflı toplum sürecine girmiş insan topluluklarına ait kültürel birikimin tamamının adıdır.

Unat, Yavuz, Tarih Boyunca Türklerde Gökbilim, Kaynak Yayınları #523, İstanbul 2008, s. 7.


Beşyüz yıl önce Türk emîri Uluğ Beg, Dünyânın Güneş etrafındaki dönüş süresini hesaplamıştır ki ondan asırlar sonra Avrupalı bilginler, onun çalışmasından habersiz olarak, modern cihazlarla, bu mesafeyi ona çok yakın olarak saptamışlardır. Vardıkları sonuç ile Ulu Beg’in hesabı arasındaki fark, sadece 62 saniyeden ibarettir –Ateş, Prof. Dr. Süleyman, İslâm Tasavvufu, Yeni Ufuklar Neşriyat; Radikal, İstanbul, (tarihsiz), s. 75.


► Kendine kültürel bir köken arayan Emperyalist Avrupa’nın 19. yüzyılda “Yunan (Hellen) Mucizesi” diye ileri sürdüğü sap-satı varsayım konusunda Cengiz Özakıncı’nın gerçekleri açıklayıcı bir yazısı için Bakınız: http://www.guncelmeydan.com/pano/turkiye-de-yeni-zaharof-lar-kimlerdir-turkiye-de-hellen-propagandasi-nin-sutun-santimi-kac-para-cengiz-ozakinci-t38754.html