|
Üstte:
oğh.uz : at.okh.ini (Noah’s Ark) yapımı;
Altta: Gilgamış
Destanı’ndaki Ziusudra Tufanı’nı Akkad dilinde anlatan kil tablet.
|
Ziusudra (Ogyges ~ Nuh) Tufanı Doğan Türker Nuh Tufanı, semitik dinler tarafından bize aktarılan biçimiyle kişioğlu’nun başından geçen acımasız bir “Büyük Kıyam” öyküsünün en çağdaş sayılabilecek uyarlamasıdır. “İbranice {Tufan} öyküsü Gerçeklik Tapınağı’nın kaldırımından sökülmüş bir moloz parçasından başka bir şey değildir –Judge, William Q.; The Ocean of Theosophy, The Theosophy Co., USA, 1987, p. 16”. Bilginlerin bu ilginç konu üzerinde yaptığı araştırmalar, kesin zamanı belirsiz bir geçmişte tanrıların yargısı üzere bir evlek dışında tüm insan türünün telef olduğu bir ot / ut.{ış}.y(ay) : oğh.öp/f.ür.ng söylencesinin şu ya da bu biçimde yer yüzünün hemen her köşesinde çok yaygın olarak bulunduğunu, bunların kuşaktan kuşağa aktarıla geldiğini göstermiştir. (Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi I & II, TTK, Ankara 1989 & 2002). Eldeki belgelere göre en eski anlatımı Sümerlerde bulunan söylencede, Tanrı Enki dindar kulu Zi.us.ud.ra Han’ın bu tufandan kurtulmasına yardım eder. Ziusudra Han, çok sonraları‚ Dyaus Pitar olarak Hint Veda’larının ve öpkelenince kullarına ış.okh.ng : ış.ım : ış.okh’lar yağdıran Baba Zeus olarak da Yavannas ~ Yunan söylencelerinin en başında boy gösterecektir. Bu masallarda, büyük tufanda yok olmaktan kurtulan kişi olarak anılan Attika ya da Boetia kralı Ogyges ise, gerçek anlamda adıyla sanıyla y(ay). ür.üng : y(ay).er‚ ya da ot.ob.oğh.aç : ili khanı (Boğaç İlhanı) Gök-Oğuz Khan(am)’dan başkası değildir. Kimi araştırmacı ve yazarlar, Ogyges tufanıyla Atlantis’in batışının, günümüzden 10-15 bin yıl önce yer alan son Buzul Çağı ertesinde Atlantik Okyanusu sularının Akdeniz çukur ovasını basması olayı ile özdeş olduğunu ileri sürerler. Daha yakın zamanlarda, Akdeniz taşkını sonucu Marmara Denizi’nin kabarıp, Boğaziçi setini yıkarak, beklenmedik bir hızla Karadeniz çukurunu doldurduğunu saptayan ve Nuh Tufanı’nın bu olay ile ilgili bir anlatım olduğunu göstermeye çalışan araştırmalar yapılmıştır. (Ryan, William & Walter Pitman; Noah’s Flood – The New Scientific Discoveries About the Event that Changed History; Simon & Schuster, NY, 2000, p. 198-200). Bunlar, kuşkusuz somut belgelerin yokluğundan ötürü, örneğin bize ulaşan aktarımı eski Mısır’dan gelen Atlantis öyküsünün nedeni olarak İÖ ±1500’lerde yer alan Ege’deki Thera patlamasını görmek gibi şaşıgün (anakronik) bir zaman kertmesine atanmış olduğu kadar, Asya ve Amerika anakarasındaki eski uluslar arasında yaygın olan benzer söylencelerin kökenini de bütünüyle açıklamaya yetmeyen, kapsam ve konum bakımından yetersiz kalan varsayımlardır. Ogygian sözcüğü, bugün batı dillerindeki id.okh-khu : ış.ng : y(ay).eri bitiklerine göre, ya “çok büyük bir sel baskını”nı tanımlamada, ya da “yazısız sözel geçmişin karanlıklarında kalmış arkha : (g).ök > arkhaik, antik; kadîm” bir olayı / ögeyi nitelemede eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
Mayaların (Bakab) Tufanı Kuzeydoğu Sibirya’ya yerleşen Sakhaların zıttına, göç yolunda ilerleyerek Orta Amerika’ya vardıktan sonra, orada eski Mısır ile boy ölçüşen bir uygarlık kuran Mayaların Chumayel ilinde bulunan en eski kutsal belgelerinden Chilam Balam Bitiki’nde, yer yüzündeki büyük tayfun ile onun ertesinde yeni ırkların ortaya çıkışı bu çok etkileyici biçem içinde anlatılıyor: Ve sonra, bir anda sular boşandı.
Ve Ulu Yılan yıkıldığında gök çöktü, yağız
yer de yarıldı.
Ve ilk Ak Ağaç ağdı Kuzeyde, ak göğüslü bir
kuş konmuştu üstüne. İlk Ak Ağaç ağdığında, ilk Kara Ağaç da ağdı idi, kara göğslü bir kuş konmuştu üstüne. Ve ilk Sarı Ağaç ağdı, aşağdaki kıyamın nişanı gibi, sarı göğüslü bir kuş konmuştu üstüne. Ve Sarı Adamların, yani sarı görümlü’lerin, geldikleri duyuldu.. Dünyanın öbür ucundaki Maya’lara göre herşeyi yok eden bu dört tanrı, dört Bakab kimlerdir diye araştırırken Z. Gökalp’te çok ilginç bir açıklama buluyoruz: “Eski Türklerde tanrılar toplumların simgeleri gibidir. Her tanrı, kesinkes bir topluluğun bilincini simgeler. Bögü Han topluluğunu dört ordu’ya ayırmış, her birini bir yönün koruyucusu tanımıştı. Bu toplumsal örgütün tanrısal aleme yansımasından Gök, Kızıl, Ak, Kara Han diye ikinci derecede dört tanrı ortaya çıktı. Bunlar, en merkezde bulunan tanrı Ugan, Oğuzlardaki adı ile Gök Han’ın oğulları sayıldı..” İşte, başka açıklama gerektirmeyen bu Orta Asya tanımlamasına göre, Orta Amerika’daki Mayaların anlatımıyla Ak, Kara, Sarı ağaçlar ve üstlerinde aynı renk göğüslü kuşlara benzetilen damgalar taşıyan araçlar ile geldikleri duyulan adamlar, bugün yer yüzünde yaşayan ırkların ön atalarıdır. –Doğan Türker, Gök*köG Bitşik (1991)'den alıntı. “İspanyolca bir çevirisine sahip olduğumuz, ... İspanyolların Amerika kıtasına gelişini on yüzyıl önceden ve ayrıntılıca anlatan Chilam Balam adlı kutsal kitapta, gene bu zaman yeteneğini buluyoruz –Bergier, Jaques, Zamanın Gizli Sahipleri, çev. V. G. Üretürk, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1990, s. 40.”
|