Geleceğin Bilimerlerine Sab Öterken (Sabıtırken ~ Sav Atarken)

7 Mayıs 2003 sabahı, Doğan Türker bir düzine geleceği parlak doktora öğrencisi ile onların Ankara-Maltepe’deki Öğretim Bilimleri Enstitüsü’nün “Öğrenme Psikolojisi” dersliğinde buluştu. O, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Ataman tarafından çağrılmış bir konuk konuşmacı olarak oradaydı.

Doğan Türker, Türkçe’nin kök heceleri üzerinde yaptığı çalışmanın bir özetini  sunarak, Evrensel Ana Dil olarak bilinen ve akademik açıdan çok tartışılmasına karşın bir sonuca varamayan kuramın kısır sorunlarını, o kuramı dil bilimin ve sesçil öbeklendirmenin geçerli sayılan kuralları altına sokmak yerine  (*), kendi özgün fonetik dışı & görsel yanlı çözümleme yöntemiyle işlemden geçirerek çözmek için neden ve nasıl en eski Orkhun damga yazımızın dikkate alınması gerektiğini açıkladı. 

Kara tahtada çiziktirilen imlerle canlı kılınan konuşma, at.ob @ ob.al, ob.al.okh, ve id.okh-khu : ış.ng :
y(ay).eri > dictionary gibi, hepsi de şimdilerde birbiriyle ilgisi olmadığı düşünülen insan dillerindeki bu şaşırtıcı birlik için önceden tasarlanmış ve doğuştan gelen biyo-genetik bir ögenin var olması gerektiğini gösteren bazı sözcüklerin çözümünü kapsadı. 

Konuşmacının yorumları, bir lisans ya da doktora derecesi için hazırlanan adaylar tarafından ilgiyle karşılandığından, toplantının süresi bir saati aştı.

 

(*) Hint-Avrupa İdeolojisi

     


   

Etimologun başlıca görevi, söz konusu kelime ile adlandırılan görsel işareti açıklamaktır. Kelimelerin menşeyi ile ilgili incelemeler, geleneksel etimoloji yöntemiyle “el yordamıyla” ve “körü körüne” yapılmaktadır. (…) Derlenmiş olan malzeme baz alınarak, tahmini prototip açıklanmaya çalışılıyor ki, çoğu zaman “ortalama aritmetik” bir şey olmaktan öteye gidemiyor. Etimoloji bununla sınırlıdır. (…) Bu aşamada, kelimelerin nedensellik bağları belirlenemez. Daha ileriye gitmek için ise, sadece işitme duygusuna dayanan, “görmeyen” yöntemler yetersiz kalmaktadır.” … “Etimolojik araştırmalarda, inceleme genellikle sesbilim alanına odaklanmış oluyor; bu durumda tespit edilmiş olan tarihsel sesbilim süreçlerine dayalı olarak, açıklanmakta olan sözcüğün genel manzarası oluşturuluyor. Fakat sözcüğün morfolojik evrimi ile ilgili sorular (bulunan praform tarihî planda tek heceli bir yapı mı, değil mi; morfolojik açıdan kök mü, türev mi?) hep yanıtlanmamış kalıyor.”

Süleyman, Olcas, Yazı’nın Dili, çev. A. Acaloğlu, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İst. 2001, s. 94 ve 288.


Bilimsel usavurma Greklerin belitsel yöntembilimini izleyen tümdengelimli ya da tümevarımsal esemeye dayanmaktadır. Son zamanlarda Goedel açık yanıtları olmayan sorular yasal olarak sorulabileceği için tümdengelimli esemenin eksik kalması gerektiğini; bilinen olgulardan bir kuram genellemeye çabalayan tümevarımsal esemenin de, deneyiminin dışındaki kanıtı ya da geleceği tümüyle içeremeyeceği için hiçbir zaman bütünüyle doğru olamayacağını ustaca bir açıklama ile matematikçilere kanıtlamıştır. Eseme güvenilmezdir. Pek çok  temel buluş bilimsel eğitimle kamburlaşmamış uygulamacı yaratıcılar eliyle yapılmıştır.

Drake, W. Raymond, Gods and Spacemen in the Ancient East; Signet Books, N.Y. 1973,  p. 12-13.


u Bilimi yanılmaz kabul eden bir felsefede, teolojinin tüm sakıncalarını (dinin bağnazlığını, düşünce üzerinde kurduğu denetimi ve sağladığı aldatıcı güvenliği) yeniden canlanmış bulmak hiç de olanaksız değildir

Reichenbach, Hans, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, çev. Cemal Yıldırım, 3. basım, Bilgi Yayınevi, Ankara 2000, s. 41

 

ENGLISH