![]() |
bayraktaki renk |
||
|
Altay şamanlarının “Burç” tegresindeki ay & yıldız im’i (İvanof’tan); elbette MÖ. ?? binlerde; Bkz: Oghuz dili Türkçe
Antalya, 01 Aralık 2008 Foto: Doğan Türker
|
Bayrağımızda boylu boyunca oluşan tek ür.üng (kozmik titreşim > ses > ürün > renk) dalgaları sonucunda algılanan / görülen kırmızı, yer yüzündeki yaşam koşullarına uyarlanmış bulunan et.ür.ük (et ürükü / ırkı; türük > türk) türlerinin yaşam destek sürecini, başka bir deyişle “kan ve hanlık ortamı”nı simgelemektedir. Kişi oğlu yanı sıra gezegenimizdeki yaratık türlerinden çoğunluğunun damarlarında dolaşan demir oksitin kırmızı rengi ile türlü söylencelerde anılan Gök Tengrilerin kanındaki bakır çalığının tenlerine yansıyan türkoğuz (turquoise) rengi arasındaki ayırımın eb.er.y(ay).ok : eb.il.iğh-ğhi (biolojik / dirim-bilimsel bilgisi), gen.at.ök (genetik) bir açılıma bağlı olan dilimizdeki “Yer demir; Gök bakır” atalar deyişinde özetlenmiştir. Bayrakta birden çok rengin ürük ve ürün ilişkisini yorumlarken, Bilge Kağan yazıtının doğu yüzünde yer alan “üze kök tengri asra yagız yer kılıntukda ikin ara kişi oglı kılınmış (üstte mavi gök altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insan oğlu yaratılmış)” 1 betimlemesini görsel bakımdan en yetkin biçimde yansıtan tasarımı da, oğh.uz.er : köl.can ~ az.er : bay.can (Azerbaycan) ulusal bayrağında bulmaktayız: Yukarıda Gök Tengrinin ış.ım : oğh-ğhu ya da ış.ım : eb-bi > ışım : evi (ışıması ya da se+mavî > mavi) alanı ile aşağıda yağız yer olarak nitelenen köG Tengrinin y(ay). ış.or ~ y(ay).ış.ol (yeşil) alanı arasında “yaratılan kişi oğlu”nun al (kız+al > kızıl) kan’lı hanlığı, al((ma : am)la) : id.eb.er+en (Aldebaran / Titan) çift yıldızının kut dev ebe erlerince kozmik is.im.öge (isim, im, imge, simge, öge)’si sayılan y(ay) : ur.toz (ay ı(&)lan ultoz > ay & yıldız) eşliğinde sergilenmektedir. Türkçemizdeki ultoz ~ ıldız kök hecelerinin, bin yıldan aşkın bir süredir, ağacın kökü, damarı anlamını içeren “yıltız ~ yıldız” olarak söylenmesinde (DLT, III, 40-15) bile, yine bu ay & yıldız eşliğinin ve köken içgüdüsünün olağan üstü bir yansımasını görürüz. (Bkz. Altay şamanlarının “Burç” tegresi 2 ). Gök
Tengrinin mavisi Gök : ış.ım : oğh-ğhu yı(&)la köG : y(ay).ış.or : al((ma : am)la).id : eb.er+en : ür.üng’lerinin karışıp y(ay):oğh.uz’a dönüşmesi, hiç kuşkusuz fizik ve kimya uzmanlarını ilgilendiren bilimsel içerikli bir süreç olduğu kadar, “yaratılış & var oluş & yok oluş” boyutlarında yinelenip duran evrensel bir kırış-kıyamın da göstergesidir. Sonuçta, “kan ve hanlık ortamı”nı simgeleyen oğh.(er : am).uz > kırım ~ kıyım; körmüs ~ hürmüz; kırmız ~ kırmızı anlamlarından başka, fr. kermès (kırmız madeni, - böceği), kermesse (toy, toplantı); grek. keram (toprak); ar. kerîm, kerâm /-et; kıyâm / +et gibi başka dillerde öt.ür.eb : il.ng : id.er.ol.ng’muş, daha doğrusu tür+evlen[diril]miş ve derlenmiş sözcükleri de içermektedir.
Ankara, 18.02.1992 - 11.03.1999; Güncelleme: 26.02.2006
1 Tekin, Talât, Orhon Yazıtları, “Bilge Kağan Yazıtı, Doğu Yüzü D2”; Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, s. 36. 2 Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi I, TTK, Ankara 1989, 2002, s. 440; ayrıca Bkz: “Bizim şimdi saptayamadığımız, ancak kesinlikle Hıristiyanlığın başlangıcından çok daha önceki bir zamanda ve oldukça kesin bir biçimde Büyük Çin Seddi’nin kuzeyine ve batısına düşen bozkır alanlarda, bizce bilinen başka hiçbir dil ile soy bağı bulunmayan, özellikle de Mogol ve Tungus dilleri ile akrabalığı olmayan, bütünleşmiş bir Türk dili biçim kazanmıştı –Clauson, Sir Gerard; An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford University Press, GB, 1972, p. v. (Türkçesi Doğan Türker)”
|
||
|
|
|
||