|
|
|
|
Straight over Hill and Dale
... and Covered a Distance Traditional narration in Turkish folk tales...
Traditional narration in the beginning of Turkish folk tales... |
İnsanoğlu, A noktasından B noktasına ilk adımını attığı günden beri, uzam’da başardığı bu eylemi uzaman kavramı içinde de yinele(yebil)me düşüyle yaşayıp durmuştur (!).. Nedeni, uzay ile zamanı iki ayrı kavram gibi algılamış olup, çoktan yaptığı bir işi hiç yapmamış gibi ona özlem duymasıdır. Oysa, bu iki kavramın özdeşliği ya da birlikteliği, A. Einstein Genel Görecelik Kuramı’nı ortaya atmadan nice binlerce yıl önce, bizim kendi ana dilimiz Gök*köG Türkçesi içinde zaten belirtilmişti: uzam ıl(&)an uzam+an, günümüzdeki az değişik deyişle “uzay ile(n) uzaylar” ya da kısaca uzay - zaman”. Özgün dilimizde adların çoğul takısı, onların sonuna eklenen ve ses uyumuna göre değişen +an, +on, +en heceleridir ¹ . Bugün kökeni Arabça sanılan zaman sözcüğünün aslı da bizim bu uzam+an sözünden başkası değildir. Bunun için masalcılar sözlerini “Az gittik, uz gittik; dere tepe düz gittik... Bir arpa boyu yol gittik...” diye sürdürürler. Bununla, somut nesneler dünyasından soyut im.öge’ler dünyasına geçmek, böylece zaman makinasıyla uzamanlar içinde dolaşmak için maddeden antimaddeye dönüşerek, bütün uzamı tekil bir arpa boyu(t+u)na indirmek gerektiği kuralını dilimizin organik dizgesi içinde –bilmeden de olsa– iletirlerdi. Bu ileti çağdaş bilime ancak 20. yüzyılda, o da kuantum-mekaniği dalındaki derin çalışmalarla kazandırılmış oldu: “Daha önce hiç kimse tarafından dile getirilmemiş, apaçık oldukları ve herkes tarafından her çeşit usavurmanın temeline oturtularak bilinçsizce kullanıldıkları için doğru oldukları {varsayılan} gerçeklikler yıkılıyor artık... Tözün son özellikleri fiziksel dünyadan kaybolup gitmektedir... Yeni öğreti, zamanın mutlak niteliğini, dolayısıyla da evrensel bir zamanın varlığını yadsır... Hareket halindeki dizgelerin herbirinin kendine özgü zamanı vardır, bunda zamanın akış hızı aynı değildir... Bağıllık ilkesinden çıkarılan sonuca göre, mutlak dinginlik yoktur. “Zaman bütün uzamsal boyutlara karışır. Bize göre hareket halinde olan bir cismin geometrik biçimini belirleyemeyiz. Her zaman, kinetik biçimini belirleriz. Böylece uzamsal boyutlarımız gerçekte, üç boyutlu bir uzamda değil de dört boyutlu bir uzamda yer alır.” ² Solda iki çizim verilmektedir: İlki, bir noktadan belli uzaklıktaki bir yere koşan, yürüyen ve emekleyen adamın zaman değişkenliklerini; ikincisi de, iki yer arasındaki bir doğru üzerinde uçan uçağın engebeli yer yüzü ve düz deniz üzerindeki iz düşümünün belli bir zamanda aştığı uzam değişkenliklerini gösteriyor. Bunları inceleyip, henüz doğmamış olduğumuz ya da artık yaşamadığımız süreçlerde, “Bir varmış, bir yokmuş... Evvel (u)zaman içinde, kalbur saman içinde...” göz kırpıp duran uzam ıl(&)an uzam+an ³’ lara, madde ya da antimaddenin hangi kalbur’una 4 bürünerek gide(bile)ceğimizi söyleyebilir miyiz?.. [ evet !.. ]
Antalya, 02.12.1993 ; Güncelleme 28.06.1996 ¹ Bu ilginç sonek için bir’ikk’üç (birkaç) örnek: ob.y(ay)+an, çoğul bay(lar), yani bayan; ob-bu : (u)z.am+an, o ya da bu uzaman(lar)da, arasıra, bazan; (ob-bu : u)z.at+an ~ buzıt+an, buzat(lar), zaten, bizzat; > eur. opposite, in opposition to; (y(ay)) : ıl+an, yıllar / yılan / +ı(y)la / +i(y)le, ı+l+a imleriyle & > ing. ampersand; am.(oğh).uz : (er)+en, amaz+on, magus, magi, kız+an, müz’ler; er+en; tör+en; şöl+en; at+on, am+on, eski Maszr (Mısır)’da Gök tengriler, tatara, titiri... gibi. Aynı çoğul takısı günümüzde öbür dillerde, özellikle Almancada, çok yaygın biçimde kullanılmaktadır > alm. tag+en, woch+en, dam+en, elter+n; ayrıca ış.ol.at : er+en > ing. child+r+en; (o)ğh.(uz : y(ay)).er+ en > far. yârân / zerin; osm. yaren / zeren; alm. herren / jurgen; jahren. ² Jakobson, Roman; Sekiz Yazı (çev: Mehmet Rifat - Sema Rifat), s. 19-20, Düzlem Yayınları, İstanbul, 1990. [ Not: Çeviri yazıda {söylenmemiş} diye geçen sözcüğü, konumuzun içeriğine göre yüklendiği anlamı pekiştirmek amacıyla {varsayılan} olarak değiştirdim; suç benim. DT.] ³ “As we know from modern physics, space is not something independent of the objects and masses that are situated within it. Space is, in its existence, determined by those bodies; where they are not, where nothing is –in the material sense– there, too, space ceases, collapsing to zero” –Lem, Stanislaw, “Non Serviam”, reprinted in The Mind’s I, Hofstadter, Douglas R. & Daniel C. Dennett, Bantam Books, USA, 1988, p. 298. “In space-time, everything which for each of us constitutes the past, the present, and the future is given en bloc... Each observer, as his time passes, discovers, so to speak, new slices of space-time which appear to him as successive aspects of the material world, though in reality the ensemble of events constituting space-time exist prior to his knowledge of them” –Louis De Broglie, quoted in Schilpp, P.A.(ed.), Albert Einstein: Philosopher-Scientist, Evanston,USA, 1949, p.114. “Creation does not take place within time; rather, time is an effect of creation. Things do not exist within space; things are space. There is no time except that which is defined by creation; there is no space except that which is defined by volume. The material universe is an inter-penetrating hierarchy of energies at different levels or orders of density, to which our senses have but limited access” –West, John Anthony, Serpent in the Sky, Julian Press, USA, 1987, p.58. 4 Buradaki özüm öz Türkçe kalbur sözcüğü ış.am+an ~ ışım can ata(lar)mızın binlerce yıl öncesinden bu yana anlata geldikleri masallardaki uzam-uzam+an ölçeğidir; “{Eski uzamlarda olanlar} geçmiş zaman içinde, ölçeği de saman {yolu Süt köl+aktozu ~ galaktisi} içindedir. O nedenle evrene şimdi bakınca onun geçmişini görürüz” bilgisini bize iletir. Buğdayı samandan, akı karadan, uzamı zamandan ayıran kalbur > fr. calibre; eng. calibur ~ caliber olur; ünsüz k ~ g dönüşümü & r ~ l paçalı (metatezi) sonucu arab dilinde “gırbal” biçimine girmiştir.
|