gecebarı üstüne ...

       ... Bu kitapdaki şiirler yoğunlaştıran, özleştiren bir tutumla değil, ırmak gibi çağıldayıp okuyucuyu dört yanından saran sözcük akınlarıyla yazılmıştır. Yaşayışımızın geçmiş kuşaklardan beri süregelen ilkel yanını, düşünüşümüzün somut yönlerini deyimleyen bu şiirler, çoğunlukla mısra sınırından taşıp düzyazı kuruluşlarına yaklaşan bir işçilikle yazılmışlardır.... Gecebarı, şiirimizde çok ayrı bir yeri olacağını sezdiren bir ozanın ilersi için büyük umutlar veren başarılı bir denemesidir. (KONUR, Vatan, 23.8.1961)


       ... Doğan Türker’e dıştan bakıldı mı (birçoklarının yaptığı gibi) bireyci bir ozan görünür. Oysa pek çok toplumcu ozanlarımızdan daha toplumcu bir ozan. Anlaşılan bir dili, ortak bir konuyu ileri sürmekle toplumcu olunmaz aslında. Bir şiiri herkesin anlaması, ozanı toplumcu kılmaz, olsa olsa çok okunmayı sağlar, çok okunmak da toplumculuk değildir. Kısacası Doğan Türker’e dıştan bakanlar onun bireyci bir ozan olduğunu söyleyeceklerdir. Yani, çağını, sorunlarını, insanı bir yana attığını ileri süreceklerdir. Ona bakmasını bilenlerse, her şeyden önce, bir ozanla karşılaştıklarını hemen söyleyeceklerdir, sanıyorum. Doğan Türker’e bunu dedirtecek nedenlerin başında dil, söyleyiş, sonra da bunların bir bileşimi olan biçim geliyor. Bir ozan, önce söyleyişi, diliyle kendini belli eder...
          Toplumculuktan söz edişim, Gecebarı’nın böyle bir yönü olduğu içindir. Kapanık, karanlık, ilk anda kendini vermiyen bir yön bu...
          Doğan Türker adı, yeni bir ad, ama şimdiden bir evreni var... Yeni bir ozan karşısındayız diyorum. Bu da yetmeli...
(İLHAN BERK, Türk Dili, Cilt XI, Sayı 122, Kasım 1961)


       ... Doğan Türker gerçekten umut verici şiirlerle geldiler... Gecebarı’ndan bir seçme yapmak çok güç. Doğan Türker mısra şairi değil; hiç değil. Kitabın başındaki şiirlerine bakarak onun mısra kurmayı bilmediğini bile söyliyebilirsiniz. Ama sayfalar çevrildikçe uzamıya başlıyor mısralar, yoğunlaşıyor, sonunda alışık olmadığımız çeşitten bir düzyazı şiire ulaşıyoruz...
       ... Genç kuşak, kapalı şiir akımı içinde, Doğan Türker’le ilk toplumcu şairini veriyor... Üstelik, yepyeni, kimseye benzemiyen bir şair...
(MEMET FUAT, Varlık Yıllığı, 1962)


       ... Gecebarı çoğunlukla iyi. Hatta, zaman zaman iyinin de üstünde. Ama bu, daha çok mısraların iyi ve güzel olmasından ileri geliyor. Örneğin, bazı şiirler çok zayıf olduğu halde güçlü mısraların bulunması şiirin durumunu kurtarıyor ve ona başarılı dememize neden teşkil ediyor... Halk havalarından ya da halk duygularından ortaya çıkan şiirlerde bir düzen ve bu düzenin önünde bir düşünce beliriyor...
          Doğan Türker’i kutlamak gerek. Nedeni var, bir takım ozanlara bu şiirleriyle çıktı diye... (BÜLENT HABORA, Yelken, Nisan 1962)


         ... Char’ın, Michaux’nun şarkılaşması bunun kolaylıkla gerçekleşebileceğini gösteriyor. O halde, Oktay Rifat’tan başlıyarak, Doğan Türker’e kadar bizimkilerin de şarkısı söylenebilir bir gün... (ÖZDEMİR İNCE, “Paris Mektubu”, şiir sanatı, Mart l966)


 

 

ozan üstüne ...

       

 

 

 

yırlar / poems