sorumla

 

1.

 

Sorumla: vuruşmaktan yorulmamışlar mıydı daha

    sanki dün gibi devlenip hem karşı  tam aramızda

 

birikimi süpürülen doğrun’ boşuna taşınmasından

atılmasından geçmişlerde kıyıda köşede bıraktıklarından

    herhal daha çalışmaktan yorulmak acıkmaktan

daha çalışmak yine yorulmaktan üst üste bıktıklarınca

 

konup zor tüneklerine payan destekli

    çatışmaktan da savaşmaktan da umutlar hiç artık

          tükenik istekler olurlar mıydı ya da?

 

Kırış kıyam otun ortasında bile yalarlar özveri yaralarını

sarıp oğarak göğermiş berelerini göğüslerinin yüzlerinin

    sıyrık aşıklarını parmaklarının kanlı dudaklarıyla

 

Düşlenip ardında sıkıntılara kapalı göz kapakların

    seviştikleri an arasız imgelenen birleşim

özveriler ortak özlemler olgun yerleşik güzelliklerde

 

yinleri de basan ter mi uğraşından yoksa korkulardan

    kimi yansırsa capcanlı çoğu çıkar bulanık

          gölgelerden soluyarak kavuşmamışlar mıydı?

 

Gülerlerdi az sonra azgın saldırganlığına göğün açlıkla

    ve dingin dostluğuna yorgunlukta göz mü göre

 

dayanıksız kuşaklardan mıydılar bitemiye horlanarak

    ardakalabilen varlık anıları doğal takıları

          kemikleri karma karışık o kuyularda?..    

 

2.

 

Belki çekilmeliydiler direnmeden baskınına sözlerin

     kaydırıp kayalardan titrek kızgınlıklarını usulca

kaba serin gölgesine kayınların anımsayageldikleri

     nice derin çok suskun nedeni çağ ne denli sürekli

 

Yoksa kestirmeden ayıklanamayan yasaları töreleri

     karıp çorup günü birlik yiğitliği mi yeğlemeliydiler

     birden döne döne başlar da bir enç dinç gider ayak?

 

Bırak aysın evrimlerin en budaklı yalkımı

    yittiğinde uz tanıdık amraklarıyla kavuşunca gün

azormanlardı yunmuşlar çorotlaklardı ot sarmış çoktan

sığsularla saklı yaşamı donatmalıydılar yaşayabilirlerken

     yürekler ölüme adaklandıklarınca yenilgi tüm yeterli

 

sunakları yıkılan koçatlar mıydı dün kazıp tabulamadıkları

küfleri tütsülenecek kara geçmişin izi daha sorumla

     gizemli tasarımlarını mı doğa kaçınmıştı açmaktan?

 

Söyle hangi sonsöz sevince ağırlar

          devlenip tozları ya da ay ada taşından da

     yanıtsız dilsiz körüsüz inileyiverirler :

 

Yoğ! Bin kez yoğ!

 

          Ben yalnız aktaranım

     aslını astarını susup pusan sesingökcanlar bilir

Doğan inc’ayın incileri gibi saklanan içleri

          kösnük uzama döküle

 

 

 

(nisan 1992)

 

 

 

yırlar / poems