|
göç
1. Demek gene kalabalıklara çıktın? Yanılan yalnızlığım! Dağılışın öyle yoğun bir öfke önlemeğe çalıştığım, suratını asıp tersler bizi, kovar ardından. Bizse o sevemediğimiz kişiler benzeri acınır, yakınlığına bir ağıt, bir de bastırırız yüreğimizde kabaran denizleri. Şimdi gelir kuşları yokluğun; çığlığını en istemli, yetersizliğini en güçlü, umarsızlığını en etkin çağıran çıkışını kapsar izleyerek devrilen günlerini. Sonra korktuğuna varır onlar sonunda, dönüşü ansıyıp seni ya da bırakıp gidişi bir sorun olur bilinmez. Böyle büyür yenilgin yasaklar arasında. Bense neden kararır yıkılan anıtlarım, neden yiter anların ardında, neden öznel bir korkudur onu ateşler benzeri kendime yasaklamam karşıt çıkıp, bunu bilirim. Öyleyse neden suları uykunun gelir geceye böyle? Şimdiyse kuşları akan parmaklarında. Kırlar nasıl bir yeşillikse onlara soluyan, kentlerim de yığınlara öyle bir yerdir karanlık. “Burada seni ele vermeğe, sormadan gizini açmağa, hep seni yaşatmağa zorladın beni. Sımsıkı kapalı dağlarım, durgun karanlığım, uyuyan kayalarım dağıldı bununla. Bir düğüm daha ettin çalılarıma değen, bozkırlarımda esen yaşantının sesini. Sarı otlarıma böyle damladı suçun; beni buluşun, anlamlı kılışın, bir süre aydınlatışın. 2. “Gerçekte, herhangi bir yer hiçbir yerdir; heran hiçbir zaman; herhangi biri hiçbiri. Herhangi bir yerde heran sevdiğim herhangi birisin sen. Seni bir saz dibinde; gölde ---” diye bağırası gelir. Neden gelmesin? O zaman göller sanırım en kıskanç yaratıklardır boğuşan. Bütün gün dururlar göğe. Zaman dedikleri yalın bir görünüm olur hiç eskitmeyen kendini bulutlarda. Kapanır kıskaç gibi parmakları ya, kurtarmak onun anlamını başlıbaşına bir yaşamdır daralan. Biraz da eklemek derinliğini. Aslında odur kıskanç, yermek koşulmuş gibi. Bana gelince bunca günler, bunca geceler hep seni denedim yeterince; gerçekte kendimi. Yoksa o buğulu camları soğuğun, aklaşıp dağılan soluğun bana olamaz. Sence bir sayrılıktır sessiz savaşım. Demek gerekir böyle : Erdem bir eylem olmadığı sürece yararlıdır. Yararlı olmaktan çıktığı an, niteliğini değiştirmek gelir öne, çıkar bir yolda yenilemek her neni. Beklemeden durup sağlam ayaklarına, dayanıp dış kapılarına. Gölgesi tez sarınca ışığını, kendini çıkmaz sokaklarda bulan bir çocuk benzeridir bize gereken yenilenmek : Bu çocuk gücenmeli önceleri, alınmalı. Hep izlemeli yanlışlarını başlıyarak başından. Gecenin geceye çekilmeli koyuluğu, aklığı günün güne : Bu, gürültüsüne, acısına, mutsuzluğuna, yenilgisine değin taşlarını, duvarlarını yeniden kurması demek olmalı-- Yersiz, yurtsuz, yolsuz, adımsız, adamsız bir göç!
(gecebarı, 1961)
|