|
gecebarı
Böyle isteyip hiç ses çıkarmıyorum.
Çıkmıyor
hiç, indirdikleri köprüden, köpüren
derelerden.
Geçiyor, geçmesini hiç istemiyorum,
çıkmasını
hiç.
Böyle : köprüden, köpüklerden,
derelerden.
İstemediğim, çıkarmadığım ağır ağır
kapanıyor.
Geceden; bir daha açılmıyor,
kapanıyor,
kapanmasını bakıp göremiyorum.
Belki açılıp gene kapanmış oluyor,
bilemiyorum.
Bir daha çıkmıyor; ağır ağır
göklerden.
Hiç devinmiyorum, duruyorum, salt
durgunluk
duruyor. Kıpırdamadan, gözler gibi
Karanlıklar gelip karanlıklar
gidiyor. Karanlıklar
gelip gidiyor. Gelip devinmiyor
hiç, gidiyor,
salt uyuşukluk, gidip karanlıklar
geliyor :
isteklerden, beğenilerden,
bilmeklerden
Aldanıyor. Bakmıyorum hiç; yüzüne,
ellerine,
gözlerine. Cansız, kımıltısız,
istemiyorum.
Duruyorum hiç ses çıkarmayıp,
istiyorum, açılıp
kapanmış, gelip gitmiş
Salt durgunluk, uyuşukluk :
beklemek. Kanıyor,
kuşkulanmıyor hiç, inanıyor
bilerek. Biliyorum,
korkuyorum, bakmıyorum hiç.
Aldanıyor,
kanıyor gene : bir daha çıkmıyor.
Geceden
Gözleri doluyor. Kolay değil
sanıldığı gibi, kolay
gibi gelir başlangıçta. Geliyor,
gelmesini hiç
beklemiyorum, olmasını hiç.
Başlayıp sürüyor,
bitmesi uzak : tutkulardan,
korkudan,
kuruntulardan
Gelmiyor, susup uzaklaşmak
gerekiyor. Belki
çıkıp çarpışmak, duyup savaşmak.
Bilmiyorum,
korkmuyorum, yaklaşmak gerekir,
durmuyorum.
Ağır ağır kararıyor karanlık
sözüne, sevgisine,
beğenisine. Kapanıyor, inancını
yıkıp kuramıyor
Savrulan, dağılan, yıkılan.
Kurtuluşunu
istemiyor, bunu. Bunalıyor,
kurtuluşu dağılıyor;
geliyor, aldanıp gene geçiyor
indirdikleri
köprüden, köpüren derelerden.
Uyaramıyorum
Uyarmak istemiyorum, kurtarmak hiç.
Kurtulamıyor, salt
bakıyorum, duruyorum,
devinmeden, beklemeden. Bunalıyorum
böyle
isteyip hiç aramadan. Çıkıp
çarpışmıyorum hiç,
varıp savaşmıyorum
Hiç : istekler, beğeniler,
bilmekler. Gene dolup
karanlıklarla tutkular, inançlar,
korkular,
kuruntular, başlıyor bir daha.
Cansız, kımıltısız.
Geceden; bir daha çözülmüyor,
daralıyor, bir
daha daralmasını bakıp kutluyorum.
(gecebarı, 1961)
|