|
dönüm
sesler sanki hangi açık denizlerdendi o açık denizlerden durup bizi çağıracaklardı vardıklarında belli sona köpüklerinde köpüren kıyıların susardı ağızları sağır ağrılarında sayrıların yakmışlardı evlerini fırınlarını sıcak kokan ekmeklerinin tatlı gürültüsü yayılan adım başında atladığı atlayamadığı çamurlu gölekleri sokağın sarı ışıkları altında susup ellerini saçlarında dolaştıran gözleri ağır çalışmalarda ağıran onun beğendiği beğenmediği onun gözleri tozlu odalar çatlak duvarlarından sarkan yeğni düşlerinde süslediği apak yalın kolların tükenmiş tüm ayaklanmalara bir taş aramaktan yoksa minicik çocuklarla dönüp derin denizlerini mi durduracaklardı seslerini mi duyuracaklardı sularının sürüklediği büyük gemilerinde kutsal hiçin atıldığında göreli isteklerin uzandığı ussal gömütlere zaman dedikleridir tanrı : ona sonlanan köpüklerin.
(gecebarı, 1961)
|