bunluğu yansıyan

       

Yeri belirsiz bir tavan, bir duvar, bir ev

Aldanman, seni aldanmağa iteliyen umarsızlığın bununla bitse, gittikçe çöküp ağırlaşan
          durgunluk bilincinin gerisinde sonlansa, bir kuşku
Örülse dalgın bir yüzle sıyrılıp.
O zaman kara, koyu; kül rengi duman
Dağılır; kurtulamadığın ama kaçmak istediğin, ağırlığını içinde duyduğun tutsaklığın

Yüzündeki çizgilerde izlenen acı, yaşantının en büyük yankısıdır. Yaşaman, savaştığın
          bitmez tükenmez kanılar değil de ne? Neden yeri belirsiz bir ev, gölgeli bir
          aydınlık, eksik bir umut
Kurarsın; neden öznelliğini, ilkelerini, görüşlerini, seni, kendini yıkan sessiz bir tutkuda
Neden giderek yaklaşan?

Yalnız bir kişi, boğuk bir ses, gizli bir özlem

Aşırı bir duyarılık içinde, bir inanç, bir sorun çözümlemen gereken, bir karşılık
Başında durup yığınların beklediği bulanık gölden. Daha gecikince yetersizliğin unulmaz
             olur; yoksunluğun, yanlışın
Nasıl düzelir? Kabullenerek mi korkuyla, yılgın bir çekimserlikle aşarak mı günlerini?
Boyun eğdiğin o büyük yasa
Nasıl düzelir? En ufak kıpırdanışı içindeki gücün, yeni bir yönde çabası kişiliğinin,
          bir suç kadar mutlak
Yasaklanmış sana; yeşeren bilgisizliğinde zorla aydınlık gereksinmen, mutluluk istemen.
Usun, duyguların, güzel ve gerçek diye; güzelin ve gerçeğin salt kendi anlamlarında
          oluşan varlığına körletilmiş. Nasıl?
Düşünmek istemeyişin, düşünmeden bu korkuyu kabullenişin, korkunun bu karanlığını
          göremeyişin, nasıl düzelir?

Yersiz bir davranış, olanaksız bir çevre, yaşamsız bir yön

Güne duran karlı yamaçlar benzeri zamana karşı direnip dönmesini beklediğin
Hiç dönmeyecek ki! Yetersizce düşlediğin utku, korkarak özlediğin özgürlük,
          çekinerek gözlediğin dönüş, kuşkusuz inancını çökertecek.
Karşılıksız, istemeden yaşanan
Çağcıl bir yel yansır burada karanlıkta, bir kıvılcım

Küle giden.

 

 

(1961 yılı Haziran ayında çıkan gecebarı adlı bitikimde yer alan bu yırı, 27 Mayıs 1960’tan önceki bunalımlı baskı günlerinde yazmıştım. Aradan geçen yarım yüzyılı aşkın sürede, insansı özümüzün genel tanımı bakımından değişen, düzelen bir durum var mı? –DT. )

 

yırlar / poems