Kate Soper

 

Felsefeci Ahmet İnam şöyle diyor: “Diotima, Şölen diyalogunda Sokrates’e sevgiyi öğretmiş bir bilge kadındır; kulağını çeke çeke. Sevgi nedir diye tartışılıyor. Biliyorsunuz sevgi felsefenin içinde olan bir şeydir, çünkü sevgi ve hikmettir felsefe. Diotima diyor ki; sevgi güzellik içinde, tene ve cana göre doğurmadır. Müthiş bir tanım ki bence bunu ancak bir kadın söyliyebilirdi

 “Buradaki ‘doğurmayı’ eski Yunanlının poiesis dediği şey olarak yorumluyorum” diyor Ahmet İnam ve şöyle devam ediyor: “Poiesis; vücuda getirme, meydana getirme, üretme, medeniyet yaratma, kültür yaratma, eser ortaya koyabilme demektir

Ahmet İnam’ın 26 Aralık 2008 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Bilim ekinde yayınlanan yazısının hemen bitişiğinde çağdaş bir kadından söz ediliyor; Kate Soper. Londra Metropolitan Üniversitesi görevlilerinden olan Kate Soper gereksinim ve tüketim kuramı ve çevresel felsefe uzmanı. “What’s Nature? Culture, politics and the non-human = Doğa Nedir? Kültür, politika ve insan dışı” adlı kitabın da yazarı olan Soper, kısa bir süre önce alternatif hedonizm üzerine bir araştırma projesi tamamlamış.

 Düşün insanı Kate Soper’a göre insanların kazanç elde etme ve büyüme bağımlılığından kurtulmalarıyla yaşam, daha kötü değil, çok daha güzel olacak.... Soper’in ilginç ve ilginç olduğu kadar da gerçekçi yaklaşımından özet:

“Gerçekte, çalışmanın ve maddi değerlerin ağır bastığı günümüz yaşamının insanlara pek de keyif vermediği ve daha az çalışıp, daha az ürettiğimiz sürdürülebilir bir topluma geçişin, bizleri çok daha mutlu edeceğini ortaya koyan bir yığın kanıt var. Örneğin, araştırmalar, mesleğe bağlı hastalık ve bunalım oranlarının çalışma süreleri ile bağlantılı olduğunu ve belli bir gelir düzeyine ulaşıldığında daha fazlasının insanın mutluluğunu artırmadığını ortaya koyuyor.”

“Ekonomik sistemimizin yoğun iş tempomuz nedeniyle yitirdiğimiz birtakım yaşamsal zevkleri bizlere para karşılığında satıyor olması, içinde bulunduğumuz durumun saçmalığını açıkça gözler önüne seriyor.”

 “İnsanlar yaşamın yalnızca çalışıp harcamaktan ibaret olmayıp daha farklı bir boyutunun olabileceğini giderek fark etmeye başlıyorlar. Alabildiğine gergin bir yaşam biçeminin olumsuzluklarından etkilenen insanlar, sahip oldukları değerleri ve ulaşmak istedikleri hedeflerini yeniden gözden geçirdiklerinde daha basit bir yaşam südürmeye karar veriyorlar.”

“Tüm bunlar kentsel ve kırsal yaşamın dönüşümden geçmesine neden olacak, insanların daha derinlikli düşünmelerine ve koşuşturma nedeniyle ihmal edilen cinsel yaşamlarına daha fazla zaman ayırmalarına olanak sağlıyacaktır. Nitelikli yaşam konusundaki farklı görüşler, daha az gelişmiş ülkelere de esin kaynağı olup, onların gelişme ile ilgili eğilim ve hedeflerini yeniden gözden geçirmelerini sağlıyabilir. Buna bağlı olarak da kaynak kullanımı ve karbon salınımı azalacaktır.”

“Durağan durum ekonomisine geçme fikri ilk bakışta insanın gözünü korkutabilir. Ancak Herman Daly’nin da belirttiği gibi, bugünkü üretim, çalışma ve tüketim temposunu, değil önümüzdeki yüzyıla dek, birkaç on yıl daha sürdürebileceğimizi düşünmek bile abesle iştigal etmek olur. Bu konuya dürüstçe yaklaşmak özellikle de politikacıların sürdürülebilir bir toplum yaratma hedefine odaklanmaları durumunda ortak bir bilincin gelişmesinde son derece etkili olabilir.”    

Gezegeni ve yaşamı kurtarabilmek için, sürdürülebilir bir toplum ve yaşam biçemi üretmek konusu başta politikacıların göreviymiş gibi görünüyorsa da politikacıları yönlendirme gücünün kadında olduğunu düşünüyorum. Diotima’nın müthiş tarifine uygun olarak, kadın vücuda getirir,  meydana getirir, üretir, medeniyet yaratır, kültür yaratır, eser ortaya koyar; Kate Soper’in yaptığı gibi.. Tüm kadınların bu konuda düşünce üretmelerine acilen gereksinim olduğuna inanıyorum. Kadınlık ve Ana’lık misyonu yapan tüm sitelerin benzer bir düşünce faaliyetini teşvik etmelerini öneriyorum. Türk kamu oyunun Dünya’daki “Düşünce Kuruluşları”ndan son yıllarda haberi oldu. Olasılıklar üzerinde fikir üretmenin yaratıcı düşünceyi ne denli hareketlendirdiği artık çok iyi biliniyor.

 Kaynakların en az kullanımıyla gereksinimlerimizi karşılama ve yaşamı daha mutlu kılma olasılıkları üzerine bir düşünce/kampanyası açmak ve Kate Soper ve gibilerini topluma daha yakından tanıtmaya ne dersin?

 

Ankara, 04.01.2009