Mübeccel Şora’dan Bildiriler:

  

Bonciorno Sinyora;

  • Bilinç üstü bilince yansır, orada olmıyan birşey bilinçte yankı bulamaz diye düşünüyorum;
    ayrıca, biz dediğimiz şey biriktirilen, damıtılan düşünce ve kanılardan oluşmuş değil mi?
    Bu boyutu özümsiyemezsen nasıl geçiş yaparsın?
    Yaklaştığın gerçekliğin sezgi ve bilgileri için yer açman gerekir öyle değil mi?

  • Bir fikrin merkez bulması dönme hareketi yapar ve çekim gücü yaratır. Kendi etrafında dönen bir kadının etek kıvrımları gibi; eteğin her kıvrımı bu öz fikrin kendi ile ilgili açısını eyleme geçirerek bilinçlere çekim yapar ve fikrin doğuşunu, oylum bulmasını hazırlar.

  • Teklik bilinci nedir? Aynı anda tüm varlık alemlerine aynı enerjiyi (bilgiyi) geçirebilme gücüdür.

  • Vesveseyle kaosa eşlik edersin; dinginlikle hakikatin yansımasına eşlik edersin. Hangi tarafa eşlik etmek istediğine karar vermelisin!

  • Uygarlık adına yaratılan konforla süs köpeklerine dönüldü. Yaratılan konfor ve her türlü aksesuardan güç almadan kendi gücünü farkedip sadece ona güvenerek yol almak! İşte bütün mesele bu.

  • Gereksiz oyuncaklarla eyleşme! Zaman ve mekanın enerjisini iyi kullan.

  • Sezgilerine güven! Açık ve kapalı her türlü dış baskı ve zora koşmalar karşısında uyanık ol! 

  • Dervişlik nedir, bilir misin? Dervişlik, özden akan ışığı mekana yayma dolaşımıdır. Dervişlik, ışığın mekanda dolaşımıdır. Yüce El, nerede yeni bir yapılanmaya giriyorsa, ateşli oklarını oraya gönderiyor;çağdaş dervişlik günlerine hazır ol! Her limanda seni bekleyen bir ‘hancı’ bulacaksın. Bu vatana ya da ‘yeryüzüne’ borcumuz bu iş! Hancı ve yolcu olmak! Bekleyen ve beklenen olmak! Olun siz de bir ok.

  •  Bu vatana borcumuz var! Vatan; varlık alanı, var olma alanıdır; bize verilmiş bir zenginliktir. Ona doğuştan borçluyuz. 

  •  En üstün çapraz “Yer” ile “Gök”ü birleştiren enerji örümüdür: Yerdeyken göksel titreşimi yaymak... Kahramanlar, yer-gök arasındaki enerji örümünün sinir uçlarıdır. Yeryüzündeki koşullar ne olursa olsun onlar bulundukları koşulda göksel titreşimleri yayarlar. “Koşullar düzelirse yayarız” gibi şartları yoktur. Bu nedenle kahramandırlar; yayarlar ve koşulları iyileştirirler.

  • Kaplar (Bedenler), kişilikten kaynaklanan yoz enerjiyle yüklü; yoz enerji yükü, varlığı bütünlüyen unsurlar arasında çözülme yapıyor; kozmik geçişi yöneten güçler, arındırma yaparak çözünüme uğramış varlık unsurlarını birleştiren programları devreye sokuyor ve bireysel iradeyi varlıksal gerçeğinin merkezine odaklayıp Tümel İrade’yle de bütünleştirmiş oluyor.

  • "Melamet Hırkası"nı giymiş olanlar, “İm”leri okuyabilmişler! Hazır olanlar, huzurda duranlar...
    İşte bu dur "Ruh-ül Kuds" ile müjdelenenler.

  • Geçiş’e giren insanın kalbi tüy ile tartılır.

  • "Arş" ve "Kürsi" yetkin insanın bedenidir.

  • Gezegende yitmekte olan yaşam koşullarını yeniden canlandırmak üzere, köklerini Dünya Ana’nın plasentasından söken kadın ve adamlar Gök’e bağlanıyorlar. Cennet Ağaçları’nın köklerini yeryüzüne uzatıp yeni ağaçlar bitirecekler. Cennetin ağaçlarının yeryüzünde yeşermesi, yiten gezegensel yaşamın cennet yaşamıyla yeniden yaratılmasıdır.

  • Yaşam yiterken dirilmeyenler n’ yazık ki düştükleri çukurda debelenirler.

  • İman, Mutlak Varlık'ın insan tarafından onaylanmasıdır; O'nu hayatın dinamik akışında, süreç içinde görmek, varlığını onaylamak ve doğrulamaktır.

  • "Kıyamet"in kaotik olaylarının artması, en yoğun noktasında, gezegeni yöneten Yüce El'i bir ulus bilinci içinden harekete geçirir.

  • O, insana içinden sesleniyor! Bu durumda, iç sesine güvenmek önemli; çünkü, içimizdeki "çocuk saflığıyla" İlahi Güç söyleşiyor. Mutluluğumuzun ve kararlarımızın kaynağı içimizde yani gerçek sezgilerimizde ve özgür iradenin karar gücündedir.

  • Yalnış da olsa, kendi kararın ve hareketin önemli; Kozmik Hiyerarşi yanlış da olsa özgür iradenin yolunu düze çıkarır.

  • Zaman yok; geçmiş ve gelecek yok! Her şey anda. Her şey anda yaşanıyor.

  • İsa misyonu bireysel bir misyon değil, gelinen bir nokta bir bilinç niteliğidir.

  • Kendi terimlerinizle konuşun; Türk Ulusu'nu ifade eden kendi terimlerinizi koyun, yoksa kendiniz bulun. Dili temizlersiniz; yabancı terimleri kullanmayın, bulamıyorsanız kendiniz üretin. O zaman dil birliği ile bilinç birliği, ülkü birliği sağlanmış olur.

  • Endişelenmeyin, duygusallaşmayın; duygusallık en kaba şekliyle bedene bağlılığın çok sıkı sürdüğünün göstergesidir. Karşınıza çıkan bir davranışı sana yapılmış bir hareket gibi algılamazsan, kendi dışında gerçeğe yönelik değerlendirirsen, ne sana ne karşı tarafa zarar gelmez.

  • Geçiş, büyük ve küçük yörünge salınımlarıdır; geçiş durumu yüksek sezginin görümlerine imkan tanır.

  • "Ne varlığa sevinirim; ne yokluğa yerinirim" Bu söz, özgürleşmiş benliğin en üst derecesini ifade eder.

   

15 Şubat 2009