Alem Annesi 6

   

Kadın II

Kadının Evreleri: Geleneksel olarak, kadının üç olgunluk evresinden geçtiği kabul edilir: Genç kadın, tam olgunluğa ulaşmış kadın ve yaşlı bilge kadın. Her evre kendine özgü psikolojik ve fiziksel deneyimlerle ayırt edilir ki bunlar tanrıça mitolojisindeki temel arketiplere biçim vermiştir. Tanrıça mitlerinde ifadesini bulan bu arketiplerin her biri, her kadının hayatında geçerlidir ve onun psikolojisini doğrudan etkiler. Arketipleri anlamak Dişil İlke’nin  kendi aynamızdaki yansımasını anlamak demektir. Örneğin, davranışlarımızdaki ufacık bir ayrıntı, bir mit aracılığıyla görüldüğünde çok daha büyük bir önem kazanabilmekte, uzun zamandır çözmeye çalıştığımız bir bilmecenin anahtarını verebilmektedir. Arketiplerin doğasındaki değişkenlik Tanrıça Mitolojisi’ndeki değişkenliğin nedenidir ve her kadının kendi tecrübe ve özelliklerini tanıması, kendi gerçek benliğine giden yolu bulabilmesinde  yardımcıdır.

Ayın evreleri kadının üç çağıyla karşılaştırılabilir: Hilal genç bakireyi, dolunay cinsel potansiyelini tam manasıyla gerçekleştirmiş kadını, son dördün de ileri yaşın bilgeliğini temsil eder. Çoğu zaman güçlü bir tanrıça, kadınlığın üç yönünü birden temsil eder. Örnek: Diana- Artemis.

Tanrıça mitolojisinde, anlattıkları hikayeler sayesinde erkek ve kadın kahramanların varoluşun bulmacalarını çözmelerine yardımcı olan, onlara önemli konularda değerli öğütler veren birçok bilge kadın vardır. Cinsel etkinlik yıllarından olgunluk dönemine geçişin eşiği menapozdur. Bu dönemde bedende simyasal bir tepkime meydana gelir ve bu değişim psikolojik olarak olgunluğa ve bilgeliğe varacak bir altüst oluş olarak yaşanır. Kadın fiziksel ve psikolojik gelişimin tüm aşamalarını yaşadıktan sonra artık kendisi olmaya hazırdır: Peçesiz ve hayatın sırlarına açık. İşte bilge kadın arketipi burdan kaynaklanır, çünkü kadın bu aşamada bile nihai noktaya ulaşmış sayılmaz, tersine iç benliğini arama yolunda onu bir serüven daha beklemektedir. Tıpkı denizdeki dalgaların aralıksız hareketi gibi bilincin hareketleri de hiçbir zaman son eşiğine varmaz. Ruhumuzdaki aralıksız hareketi anlıyabilmek ancak dünyevi benliğimizi anlıyarak olur. Bilgelik insan arayışının bir sonu olmadığını, amaçla arayışın aynı şey olduğunu bilmektir. Bilge kadın arketipi bizlere, kadına ömür boyu eşlik eden sezgisel bilgeliği gösterir, ama bu bilgeliğin bir enerji odağı olarak işlev gördüğü, insanın kendisini güvenle ona teslim ettiği dönem, hayatın ileriki yıllarıdır.

Menapoz adet döneminin sonu ve kadının doğurganlık yıllarının ardından belki de en büyük özgürlüğe, bağımsızlığa ve otoriteye ulaştığı yıllardır. Hindu, Afrika ve Amerika yerli kültürlerinde orta yaşlı kadına saygı duyulur önemli konularda onun bilgece öğütlerine başvurulurdu. Burada sözünü ettiğimiz bilgelik, şeylerin bugün ve her zaman ne olduğuyla ilgili içgüdüsel bir bilgeliktir, eşyanın tabiatını hem şimdiki biçimiyle hem de birbiriyle ilişki içindeki gelişimiyle izlemeye yönelik doğuştan gelen bir yetenektir. Bu sezgisel bilgeliğe Yunanca “sofia” denir. Sofia bilgeliğin cisimleşmesi, dişil ilkenin en yüce biçimiydi.

Annelik tecrübesi, döngü içinde yaratma ve yok etmenin çelişkili  birliği ve yaşlanmanın getirdiği yüce bilgelik, insan ömrünün çizdiği kaviste iç-içe geçtiğinden herhangi bir anda farklı psikolojik özellikler çakışabiliyordu. Bu yüzden yaşı ne olursa olsun kadın, kaleydeskopu andıran psikolojik bir çeşitlilikle, bütün bunları ve daha birçok özelliği aynı anda sergiliyebliyordu. Mitolojide: İsis.

Ölüm tecrübesi de bilge kadın arketipiyle ilgilidir, çünkü gerçek bilgelik, hayat ve ölümün hayat yolunda birlikte yürüdüklerinin farkına varmaktır. Ölüm belki de büyük bir yanlış anlamadır. Bilge kadın arketipi, mitler aracılığıyla ölümün gündelik hayattaki gerçek yerini açıklar ve yaşlı kadınların, hatta bütün kadınların, bu geçişi hayat döngüsünün başı ve sonu olarak kabul etmelerine yardımcı olur. Ölüm hayatın sonunu değil, ilerideki yeni hayatın başlangıcını oluşturur.

         

Kaynak: Marianne Dunn Mascetti. Kadınlığın Mitolojisi.

Ankara, 08.12.2008