Alem Annesi 5

   

Kadın I

Kadın, sırf doğurganlığı nedeniyle Dişil İlke’nin baş yapıtıdır. İnsan, erkek ya da dişi, bir varlık olarak; doğar, yaşar, ölür ve yeniden doğar. Ömrün geneli yanısıra, ömür sürecinin ara dönemlerinde de mevsimsel dönüşümler yaşayan insana oranla kadın, her 28 günde bir evren doğuracak döngüsel doğasıyla Dişi Işın’ın hazine sandığı gibidir. Kadının arketipsel zenginliği onu rakipsiz kılar. Doğurur, büyütür, yetiştirir; değerler üretir ve türetir; eser vücuda getirir, kültür ve uygarlık ortaya çıkarır.

Dönüşümsel Varoluş’un yokoluş kutbu, yeni bir varoluşa olanak tanımak üzere eskiyi ortadan kaldırmak işleviyle kendini gösterir. Embrio oluşturmamış her adet dönemi sonundaki, kadın doğasına özgü çözülme, yok edici süreçtir.

Tekliğin kutupluluğu, karşıtlık/zıtlık ve ayrım olarak değil tekliğin içindeki kutupluluktur. Yaratma ve yok etme kutupluluğu kadının aylık adet görme döngüsünde kendini gösterir.

İlk çağ tapınaklarında adet gören kadınlara uygulanan teknikler arasında vucüdü yatıştıran ve ruhu sakinleştiren meditasyon, hafif bir ipnoz, masaj ve koku tedavisi vardı; bugün bu yöntemler yeniden uygulanmaktadır. Bunların sağladığı içe dönme ve ‘inziva’ gebe kalmada olduğu kadar büyük bir yaratıcı güce yol açabilir. Günümüzün kadınları, yüzyıllar süren baskılardan ve kendilerine dayatılan ‘bebek üreticisi’ rolünden sonra artık bu konuda kendilerine bir seçme hakkı tanımaktadır.

Amerikan yerlilerinde adet gören kadın güçlü bir hayat kaynağı olarak görülmekteydi, bugün de hala öyle. Adet döngüsü; bedeni-zihni-ruhu birbirine bağlar, geçmişte olduğu gibi bugün de bundan yararlanılsa bu döneme özgü derin uyku kehanet özelliği gösteren rüyalara yol açabilir. Yine bu dönemdeki ruhsal açıklık ve hassasiyet derin düşüncede üst mertebelere ulaşılmasını sağlıyabilir. Adetten doğan enerji yükselişi yeni hayatın yaratılması içindir. Çok yıkıcı da olabilir; yıkıcı da olsa kadının kendini gerçekleştirmesine yönlendirilebilir. Yerli kabile kültürlerinde ekin dönemi tarlaya dadanan haşaratı kaçırmak için adet görmekte olan kadınların toprağa oturması çokca başvurulan önlemler arasındaydı.

Ataerkil toplumsal sistem ortaya çıkınca, adet gören kadınlar kirli olarak görülmeye başlandı; çünkü adetten doğan enerji yükselişi yeni hayatın yaratılmasında kullanılmıyordu. Bu yüzden erkekler kadına ayın o günlerinde kuşkuyla bakıyorlardı.

Kadın olmak nedir? Kadın olmak, kadın bedeninin fizyolojisinden kaynaklanan bir psikolojiyle ilgilidir. Kadınsı olmak, alıcı olmaktır. Alıcı olmak varoluşu olduğu gibi kabul etmektir. Kadınlar psikolojik açıdan son zamanlarda ‘saldırgan erkek zihniyetine’ daha çok yaklaşmışlardır. Ama gerçek anlamda “kadınsı olmak” mitsel anlamındaki gibi “alıcı” olmaktır. Erkek bu düzeye “tanrıyla sarhoş olduğu” zaman ulaşır, kadın için bu doğaldır. Bu doğal durum doğurganlık yeteneğinden kaynaklanan, bedenin ve bilinçin doğa üstü tesirlere açık-alıcı niteliğidir.

   

Kaynak: Marianna Dunn Mascetti.

     

Ankara, 08.12.2008