Anadolu-Hitit Ana Tanrıçası Arinna’yı gösteren altın takı, 4.3 cm., İ.Ö. 14 - 13. yüzyıl, Metropolitan Museum of Art. (Akurgal, Ekrem; Anadolu Kültür Tarihi, Tübitak,
Ankara 2000, s. 171) 

 Alem Annesi 4

 

Özün sahibi söz sahibidir. Anadolu Hitit Uygarlığına ait, resimdeki Ana Tanrıça betimlemesi, kozmik devinimin eşsiz bir anlatımı. Oğul-cuk “S(öz)”ün ta kendisi; yaşamı dolduran-olduran, kozmik eril ve dişilin biricik kompozisyonu, Ana’sının dizi dibinde oturup duruyor.

Türkçe'de "özü sözü bir insan" tanımlaması erdemli insan için kullanılır. Betimlemede, bu deyişin aşkın biçimi gösterilerek, insana ulaşması gereken "menzil" işaret ediliyor. Tanrıça'nın sağ elinin işaret parmağına dikkatli bakıldığında "menzil"açıklık kazanıyor. 

 Daha önceki bölümlerde de kısaca değinildiği gibi, "menzil" üstün bir "bilinç" düzeyidir; üstün bilinç, evrimin doğal yollarındaki koşu sonucunda ulaşılmış hiç bir 'narkotik' müdahale içermeyen bilinç üstü idrak halleridir. Ne ki, söz konusu idrak halleri Büyük Devre'nin sonunda tıpkı zodyak çemberinin kendi film karelerini özümsüyerek anlamı kristalleştirmesi gibi, varlık-bireyin de, ona hizalı kalarak, kendi  içindeki sadece gerçek ve sonsuz olarak var-olan şeyin tam olarak bilincine varmasıdır. (*) Kendi kendisinin saf varoluşu hakkında bu örtüsüz farkına varış, menzilin ta kendisidir. Menzile ulaşmak, bireyin kendi içinde, kendi kendisinin "embriyo"sunu oluşturması anlamına da gelir... Varoluş yolculuğunun nihai hedefindeki "varlıklı" olmak halidir bu; hazineyi bulmak,  zengin olmak, servet sahibi olmak yani.... Oğulcuk, varlıklı-lık halini simgeler!              

Geniş kenarlı şapka Burçlar Kuşağını ve Güneş Döngüsü’nün ilahi fikri devşirme işlevini düşündürüyor. 4,3 cm lik bu minik Hitit takısı, yaratılışla ilgili kavramların sadece sanatsal bir anlatımına değil, aynı zamanda muazzam bir evren anlayışının günlük hayatla ne kadar iç içe ve bütünlüklü olduğuna da kanıt.

Anadolu, Ana Erkil Kültürün en yoğun birikimlerine sahip bir coğrafya. Anatolia, Yunanca Güneşin Doğduğu Yer anlamına gelmekle beraber, Türkçe dönüşümüyle de çelişmiyor: Dişil Işın’ın düştüğü coğrafya... Anası bol coğrafya... Kuşkusuz, bu denli yoğun Ana Tanrıça figürü Anadolu'nun göç yolu üzerinde olmasından  kaynaklanmakta... Kök kültürler burada harmanlanmış.

Anadolu’nun bağrında gizlenen uygarlık tohumları gün yüzüne çıkarken, Dişi Işın’ın ilhamı şairin dizesinde Ana Erkil sürecin dönüşünü muştuluyor sanki:    

“Anadolu tanrıların müzesidir şimdi; ancak,
          Bu yer tekrar tanrıların ana yurdu olacak.”
(**)

     

   

        

Ankara, 08.12.2008

          

------------------------------------------------------------------------- 

(*) L’homme et son devenir selon La Vêdânta (Vedanta’ya göre İnsan ve Oluşumu), 3. Bölüm.

(**) Kubilayhan Yalçın, Yayınlanmamış Şiirler, 2001.