Alem Annesi 1

 

Alem Annesi nedir?

Alem Annesi kavram ve deyimi Asya Bilgeliğinin ürünüdür; Batı’daki karşılığı Ana Tanrıça ya da yalnızca Tanrıça'dır. Her iki deyim ve benzerleri kozmik temel bir gücün kişileştirilmiş ifadesidir. Alem Annesi (The Mother Of The World) ya da Ana Tanrıça, kainatı yaratan Dişil İlke’dir. Dişil İlke, Döngüsel Yasa ile kendini işletir: Evren Doğum (Kozmo Genesis ) – Yaşam – Ölüm – Yeniden Doğum / Diriliş.

 Başlangıçta, evrenin doğumuyla açığa çıkan ana döngüsellik, Zaman ve Mekan’ın da nedenidir ve yaratılışın tüm katmanlarında kendini tekrar eder. Doğar, yaşar, ölür ve yeniden doğarız; günün doğuşuyla uyanan yaşam, geceleyin uyur ve şafakla birlikte yeniden uyanır. Bahar gelince canlanan doğa kışın ölü gibidir ve sonraki bahar yeniden canlanır.. Döngüsel Yasa’nın gezegensel doğayı ve canlılığı yöneten devinimleri, gezegenin kendi ekseni ve Güneş’in etrafında dönmesiyle  bağlantılıdır; Dişil İlke’nin yaşam veren, canlandıran gücü yörüngesel hareketlerle açığa çıkar..

Güneş Sistemi’nin 26.000 yılda tamamladığı Zodyak Kuşağını izleyen Güneş Döngüsü, canlılık alemlerini diri yaşam boyutlarına götüren enerjilerin üretildiği büyük bir dişli ( çark ) hareketidir. Büyük dişlinin her bir burcu kendine özgü bir çağ bilinci yaratır. Uygarlıklar her dönem Alem Annesi’nin bir veya birkaç niteliğini kullanarak varoluşun bir söylemini dile getirir.

 12 burç dilimini içeren yaklaşık 26000 yıllık Güneş Döngüsü 12. Burç ile (Balık) geçiş yapar. Büyük Döngü'nün yörünge çemberini film kareleri gibi düşünürsek, son dilimde uygarlık gemisi başladığı noktaya gelir; her bir burç dilimi ( yaklaşık 2200 yıl ), Aşkın Düşünce’ye ait tümcenin bir sözcüğünü okuyup-yazar. Her sözcük bir 'tema'dır ve döngü sonunda ‘Kozmik Tümce’ ortaya çıkar, Tanrı Söz’ü dür bu...İnsan’ın nihai dirilişi, Büyük Döngü sonundaki  kozmik geçiş sürecinde, Alem Annesi’nin döngüyü devşirme eylemine parelel olarak gerçekleşen, kendi bireysel döngüsünün senteziyle ortaya çıkacak bilinçlilik halidir. Tanrı Söz’ünün bireye özgü yorumudur bu. İnsan, ruhundaki 'hammadeyi' bir döngü boyunca işlemiş ve Yüce Fikr’in özgün bir yorumunu kozmoza beyan etmiştir.

Mu Uygarlığı ve ardılları Güneş Döngü’sünün (Büyük Çark) tamamlanmasını “yılanın kuyruğunu yutmasına” benzetiyor. Son dilimdeki ilerleyiş Kova’ya doğru olduğundan, keskin bir bitiş noktasına gelmeden, Balık Çağı, Kova’nın tesirleriyle kucaklaşır (*). Bu kavuşum esnasında 13. bir burcun etkisinden söz edilir.

13. Burç büyük bir olasılıkla, Kozmik Söz’ü’ devşirerek Öz’ünü damıtan, ve 'tohum' halinde şifreleyen bir tesir kaynağıdır; ve tohum, yeni bir bing-bang ve yeni bir doğuş anlamına gelir.                 


(*) Yılanın kuyruğunu yutması zamanın alfa-omega pozisyonudur, baş ve sonun iç içe girmesi. Doğan Türker, hece çözümlemeleri: baş - ılan – gıç > baş ile gıç, baş olan gıç > başlangıç; “Başlangıç” sözcüğü zamanın baş ve sonunun biraraya geldiği ve yeni bir alfa durumuna geçildiği üçlü bir durumun olağanüstü ifadesidir. Öte yandan, “baş” ve “gıç” heceleri arasındaki ”ılan” bağlacının “yayılan”-“yılan” damgası oluşu, döngü sonundaki Balık-Kova kavuşumunun tanığı 13. Burç Yılancı’nın da bu sihirli kelime içine şifrelenmiş olduğunu düşündürüyor!  

 

Ankara, 08.12.2008