Hoca

“Hoca” sözcüğünün, genelde sanıldığı ve etimoloji sözlüklerinde açıklandığı gibi Farsça kökenli vb olmadığını burada özellikle belirtmeliyim.

Atatürk devrim ilkelerinin korunması gereğinde Sayın Rüştü Ergun’un (Değişebilmeliyiz, 7.2.1991) gösterdiği duyarlılığa her aydın gibi ben de saygıyla katılıyorum.

Ancak kaygıların dile getirilişinde elmalarla armutların biraz karıştığı sanısına kapıldım. Yanılmadıysam, Sayın Ergun’un önerisine uyarak “hoca” sözcüğünü yalnız devlet dilinden değil yasası varmış deyip konuşma dilimizden bile kaldırıp atmak söz konusu.

Diyelim attık! Böylece Sayın Ergun’un (ve sanırım tüm aydınların) özlemi doğrultusunda “kötü” alışkanlıklarımızdan kurtulmuş, “doğru yönde’ değişebilmiş sayılır mıyız? Yoksa, Yunus Emre’nin “keramet baştadır, taçta değil” dediği gibi Atatürk ilkelerini koruyup sürdürmek de; “yapılan iştedir, lafta değil” inancıyla çalışmak mı daha doğru?

Hem söz açılmışken, “hoca” sözcüğünün, genelde sanıldığı ve etimoloji sözlüklerinde açıklandığı gibi Farsça kökenli vb olmadığını burada özellikle belirtmeliyim.

Günümüzde geçerli dilbilim kuramlarının tersine, bu sözcük tüm insanlığın özgün anadili olan Gök*köG-etürükçe’deki “aydın, bilge, akılcı, öğütçü, önder” anlamlarını içeren “oğhu(z)can > oğhuca” kavramından gelmiş, sonra öbür dillere kaynaklık etmiştir.

Hiç kuşkum yok: Atatürk bugün sağolup, bu çözümlemeyi duysaydı, “hoca” için konmuş olan o sözcük yasağını ha demeden kaldırırdı. Bu sav, alışkanlıklarımızdan kurtulup kendimizi nasıl değiştirebileceğimiz sorusuna başka alanlarda da geçerli bir yanıt olarak değerlendirilebilir.

DOĞAN TÜRKER

Antalya

Cumhuriyet (Antalya baskısı) ― 19 Şubat 1991

 


İlk Ortak dil, Türkçe

ANTALYA, (A.A.)- Araştırmacı Doğan Türker, insanlığın ilk ortak dilinin Türkçe olduğunu ve yeryüzünde bugün konuşulan diğer dillerin Türkçe’nin bozulmasıyla ortaya çıktığını iddia etti. Türker, Antalya Kaleiçi Sanatevi’nde yaptığı sohbette, Türk dili ve Orta Asya’daki Göktürk Yazıtları konusunda, şimdiye kadar bilinenlerin tersine sadece Çinliler’le yapılan savaşların anlatılmadığını, bilinenin dışında, bir dizi anlamların da sözcüklerin içinde gizlenmiş olduğunu örnekleriyle anlattı.

Tercüman ― 22 Temmuz 1991 Pazartesi

 


Türkçe bütün dillerin anası

Araştırmacı yazar Doğan Türker, Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği toplantıda, “Türkçenin biçimsel olarak diğer dillerden önce konuşulmaya başlandığını, diğer dillerin kökenini oluşturduğunu” söyledi.

•  Mısırda çalışmalarını tamamladıktan sonra 1989 yılında yurda dönen ve Antalya’ya yerleşen Doğan Türker, akademik bulgu ve araştırmaların tersine, bütün dillerin, evrimselleşerek değil, görsel bir aşamadan geçerek bugünkü hale geldiklerini ileri sürüyor. Türker, “Diller yanlış okumayla veya bozularak toplumlarının dilini oluşturmuşlardır” dedi.

• Türk Dili üzerinde araştırmalar yapan Doğan Türker “Türk dili biçimsel olarak diğer dillerden önce çıkmıştır. Yaptığım araştırmalar bunu doğruladı. Ancak Türk Bilim adamlarına bunu anıatmak zaman alacak. Eskiden konuşmalarının içersinde yabancı kelimeleri kullanan insanlara tepki gösterirdim. Şimdi bir şey demiyorum. Nasıl olsa hepsinin kökeninde Türkçe var” şeklinde konuştu.

antalya / yeni ileri ―Gürsu KUNT― 15 Aralık 1993 Çarşamba

 


Dünyanın ilk anadili Türkçe

ANTALYA, (A.A.)

Araştırmacı Doğan Türker, insanlığın ilk ortak dilinin Türkçe olduğunu ve yeryüzünde bugün konuşulan diğer dillerin Türkçenin bozulmasıyla ortaya çıktığını söyledi. Türker, Antalya Kaleiçi Sanatevi’nde yaptığı söyleşide, “Öbür dillerin sonradan Türkçeden türediğini, araştırmalarım sonucunda topladığım kanıtlara dayanarak bunu iddia ediyorum” dedi.

Hürriyet ― Pazartesi, 22 Temmuz 1991

 


Dünya dilleri ‘titre ve Türkçe’ye dön

HABER MERKEZİ- Araştırmacı Doğan Türker, insanlığın ilk ortak dilinin Türkçe olduğunu  ve yeryüzünde bugün konuşulan diğer dillerin Türkçe’nin bozulmasıyla ortaya çıktığını iddia  etti.

Türker, Antalya Kaleiçi Sanatevi’nde yaptığı söyleşide, Türk dili ve Orta Asya’daki Göktürk yazıtları konusunda, şimdiye kadar bilinenlerin tersine sadece Çinlilerle yapılan savaşların anlatılmadığını, bilinenin dışında, bir dizi anlamların da sözcüklerin içinde gizlenmiş olduğunu örnekleriyle anlattı.

Eski yazılarda genellikle gizli bir anlatımın da bulunduğunu ve sözcüklerin hecelerini döne  döne okumak gerektiğini vurgulayan Türker, “Orhun” diye bilinen yer adının doğru okunduğunda “Or Kon”, yani konma yeri olduğunu, sözü edilen Tonyukuk’un da anlamsız bir özel isimle çağrılması yerine, aslındaki gibi “Otu-Yanık-Ok” diye anılması gerektiğini öne sürdü.

Orhun yazıtlarında anlatılanların Hint, Mısır, Yunan ve hatta İbrani söylencelerinden de “önce” olduğunu söyleyen Türker, bu yazıtlardaki Türk dili ile bilinen tarih öncesinin de ötesinde, karanlıklarda kalmış gizemlerin bile aydınlandığını savundu. Doğan Türker, “Yeryüzünde insanlığın başlangıcında genel dilin evrensel Türkçe olduğunu, bu dilin günümüze kadar geldiğini, öbür dillerin de, sonradan Türkçe’den türediğini, araştırmalarım sonucunda topladığım kanıtlara dayanarak iddia ediyorum” dedi.

Doğan Türker, Köktürk ya da Göktürk adındaki (kök) ve (gök)ün “mavi” anlamına geldiğini, eski Hint, Mısır ve Yunan mitolojilerindeki gök tanrıların da mavi tenli olduklarına işaret ederek, Türk mitolojisindeki Oğuz Han’ın da mavi tenli ve fiziksel tanımlamasının da “Doğa Tanrısı Pan”la özdeş olduğuna dikkat çekti.

Türker, “Eski mitolojilerdeki mavi tenli Osiris, Hathor, Dyaus, Brahma, Zeus, Hermes gibi tanrıların hepsi Oğuz Han’ın çoğaltılmış kopyalarıdır. Türk mavisi olarak bilinen turkuvaz rengi de Oğuz Han’ı tanımlar” diye konuştu.

Güneş ― 22 Temmuz 1991

 


Anadilimize yeni bir bakış

( ... ) Doğan Türker, son yıllarda ana dilimiz üzerinde yoğun çalışmalar içinde. Dünya genelindeki çok eski araştırmaların yanısıra Orhun Anıtları’ndaki bilgilere kadar ulaşmış durumda. Bu araştırmalar Türk dilinin kökeni ile ortaya çıkan ana dilimizi tanıtıyor..

Kelimeleri ince eleyip sık dokuyan bir titizlikle geriye doğru gidip analiz ederek kökenlerine inen Türker, pek çok konferansa da katılıp bilgiler veriyor. 

ANTÇEV (Antalya Çağdaş Eğitim Vakfı) ve Rehberant (Antalya Rehberler Birliği) davetlisi olarak ‘Ana Dil’e Yeni Bir Bakış’ adlı sonuncu konferansına ait ilginç bilgilerle dolu bir DVD gönderen Türker, “Mustafa Kemal tarafından kurulan Türk Dil Kurumu başlıbaşına bir olaydır.

Çünkü o günlerde bazı tepkiler de oluşmuş. Eleştiriler yoğun. Yabancı dillerin daha iyi olduğunu söyleyenler bile çıkmış ortaya” diyor.

İlgiyle izlenen konferansta dil konusunda bugünkü eğitim sistemimizde neler yapılabilir konusuna da eğilen Türker, Mustafa Kemal’in 17 Temmuz 1921’de 1. Maarif Kongresini açış konuşmasında söylediği ‘Rastgele bir yabancı kültürü kabullenmek şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını tekrardan başka bir işe yaramaz’ şeklindeki sözlerinin altını önemle çiziyor..

Son yıllarda daha çok önemseyip benimsememiz gereken ana dilimiz için yapılan bu çalışmalar gerçekten takdire değer. İlgilenen okurlarım, araştırmacı yazar Türker’in son derece ilginç olan bu çalışmalarına www.gokkogbitsik.com ve doganturker@gmail.com adresinden ulaşabilirler.

Doğan Bey’i bu çalışmaları nedeniyle kutluyor ve kolaylıklar diliyorum.

Erdal Özdür ERDAL ABİ / BURSA hakimiyet, Pazar, 30 Ocak 2011

 


KURTUL ALTUĞ / NABIZ

Osmanlı’ya dönüş hevesleri (!)

Liselere Osmanlıca öğretmeyi bir marifet sayan Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu marifeti önümüzdeki yıl programa alacağının kuşkusunu taşıyan “Sıra Güzel Türkçemiz de” başlıklı yazımdan sonra yurtiçinden ve yurtdışından çokça mesaj aldım. Aşağıda okuyacağınız biri Hamburg’dan diğeri yurtiçinden gelen iki mektup gelecek için umutlarımı arttırdı. İşte o Türkçe sevdalısı iki yurttaşın mektupları:

“Sayın Kurtul Altuğ, dünkü yazınız, Atatürk ile onun izinde çağdaşlaşmaya çalışan bağımsız Türk ulusunun, yalnızca toplumsal, ekonomik ve siyasal alanlarda gelişen özdeksel yapısına değil; geleceğinin güvencesi olan dil, kültür ve inanç gibi tinsel varoluşuna da nasıl topluca saldırılmakta olduğunu göstermektedir. 1960 devriminden önce Demokrat Parti’nin, 1980 darbesinden sonra Nato’cu örgütün, Türk dili ve tarihi ile ne ölçüde bilim ve akıl dışı bir biçimde uğraştıklarını biliyoruz. “Türkçem, benim ses bayrağım” diyen F. H. Dağlarca, o yıllarda Dil Devrimi’ne ilişkin düşüncelerin şöyle dile getirmişti: “Türk Dil Kurumu’nu kurarken Mustafa Kemal’in tek mutsuzluğu vardı, Türkçe’yi sevdiğini daha Türkçe söyleyememek; kimilerinin şimdi tek mutluluğu var, Türkçe’yi sevdiklerini daha Osmanlıca söylemek...” Görkemli bir ağacı içinden içinden kemirip duran kurtçuklardır o kimileri. Benim güzel dilimize gönül verişim, 1958’den sonra Dağlarca’nın çıkardığı Türkçe dergisinde başlamış olup, 2002 yılından bu yana internet üzerinde (www.gokkogbitsik.com) adresinde süregelmektedir.” En içten saygılarımla / Doğan Türker.

Aydınlık ― Perşembe, 18 Nisan 2013