Örütbağda 10 yılımız

 
Uzayın derinliklerinden savrulup gelmiş bir göktaşı üzerinde özgün Göktürk yazısındaki yay ve ok damgalarını andıran bir takım imlerin ayrımsanması salt bir yakıştırma olabileceği gibi, inanılması zor bir gerçeğin ta kendisi de olabilir.

Hangisi olursa olsun, kişi oğlunun ok ve yay ile kökten bağı yadsınabilir bir olgu değildir.

Bir görüşe göre, “yaratılışın yay ve okları” zaman ötesinin tözleri ve zamanların ilksel simgeleridir. 

Bunlar, yaratıcı ışığın (ışık söz’ün) hem doğrusal, hem de dönerek dalgalar ve
parçacıklar biçiminde devinen doğasını betimler.

Kuşkusuz, yaratıcı erkten çıkan “ol!..” buyruğunun devinimi ile, erlik okundan
fışkırıp dölyatağında ereğine atılan milyarlarca tohumun devinimi de benzeşir.

Bu kısa yazımızda yay ve ok terimlerinin yerlerini değiştirerek kullandık,
biri öbüründen önce ya da sonra değil çünkü.

O nedenle göksel atalarımız “yaysız ok atılmaz, oksuz yay gerilmez!” demişlerdir.

İşte sözümüz de o kerte eskiye ve bir o denli yeniye uzanır.

Büyük patlamanın baş ılan gıçına…

Onuncu yılımız hepimiz için kutlu olsun. Daha nice yıllara...

 

Hülya Akdoğan

Antalya, 29 Ekim 2012

 

 

ENGLISH