|
No.11150 GÖK*KÖG BİTŞİK * * * * * * *
EVRENSEL
YARATILIŞ-VAROLUŞ DÜŞÜNBİLİMİ’NİN * * * Bulgu ve Yazım: DOĞAN TÜRKER 1990 |
|||
|
1. GİRİŞ : |
|||
|
Çağdaş bilim, yer yüzünde yaşamın başlangıcıyla ortaya çıkan canlı varlıkların ve bunların arasında özellikle el becerisi, düşünme ve konuşma yetenekleri olağanüstü gelişen insan türünün, ortak bir kökenden doğa1 evrim sonucu türemiş olduğunu önerir. Buna karşı, dinsel inanç kurumları da tüm yaratılış ile insanın tümel bir tanrı tarafından tasarlanıp yaratıldığını, yönlendirildiğini savlar. Ancak, bu konudaki türlü kuram ve tartışmalara karşın her iki görüş için de bugüne dek doyurucu sayılabilecek bir yanıt saptanmış değildir. İki aykırı seçenekte de bir sonuca varılamamasından doğan belirsizlik kişiyi tedirgin eder. Bilimsel ve dinsel yaklaşımların uğradığı bu başarısızlığın nedeni, ileri sürülen savların ve karşısavların öncelikle özde yanlış varsayımlara bağlanarak yorumlanıp değerlendirilmeye kalkışılmasıdır. |
|||
|
2. AMAÇ : |
|||
|
Bu özet açıklamamın amacı, insanlığın başlangıcından günümüze dek ulaşan ve kendi sınırlı olanaklarımla elde edilebildiğim dil, din, ekin ve bilgi verilerini, yukarıda değindiğim sav ve karşısavlara yandaş olmadan önyargıdan arınmış, hoşgörülü bir usavurmayla yeniden “Göz”den geçirip değerlendirerek, elimizdeki soruna daha ussal ve tutarlı çözümler getirecek olan bir savözü kotardığımı duyurmaktır. Bu yolla insanlık ödkuğunun (tarihinin) karanlıklaırında yitirilip kalmış, unutulmuş ya da unutturulmuş bir gerçek yeniden bulgulanacak ve daha önce yanıtı veri1emeyen pek çok gizem1i soru da kolayca aydınlanmış olacaktır. |
|||
|
3. KAYNAKLAR : |
|||
|
Baştan değerlendirilecek olan veriler ne denli bozunmuş da olsa, özlerindeki varlık kıvılcımlarını bazı kalıtların içeriğinde, bazılarının da biçiminde koruyagelmişlerdir. Bu kalıtsal veri özlerini sağlayan başvuru kaynaklarını şöyle özetleyebilirim: 3.1 Diller 3.2 Dinler 3.3 Ekin - Sanat ürünleri 3.31 Uygarlık kalıntıları 3.32 Söylenceler 3.33 Töre ve gelenekler 3.4 Bilimler - Bilgi ürünleri 3.41 Kurgusal 3.42 Deneysel |
|||
|
4. SAVÖZÜN KONUSU : |
|||
|
Yukarıda sayılan başvuru kaynaklarından elde ettiğim verileri, amaç ilkeleri doğrultusunda alışılmış sav ve karşısav kurallarından bağımsız olarak yorumlayıp değerlendirdim. Yaptığım yeni savöz sonucu ortaya bilinenden başka ama aslına uygun olarak çıkan ödkuğun (tarihin) çerçevesini kısaca şöyle tanımlayabilirim: 4.1 “GÖK*KÖG ETÜRÜKÇE DİLİ” tüm insanlığın özgün anadilidir : Yer yüzünde konuşulan tüm diller, günümüzde geçerli sayılan çağdaş dilbilim kuramlarının öngördüğü sescil (phonetic) evrimin tersine, uzaydan yer yüzüne gelen ‘etürük’ ırkı öncülerine özgü im yazısı’ nın, değişik yörelerdeki topluluk1arca değişik biçimlerde aktarılmasından ve bu imlerin giderek başkalaşan seslerle okunmasından doğmuştur. Dilbilim alanında, insan ırkının çok eski bir çağda ortak bir dili ve bu dilin bir yazısı olabileceği gerçeği kutsal kitaplarda geçen bir masal sayıldığı için, bilimsel dil araştırmalarında ses’ten önce görsel değişim kıyaslaması düşünülmemiş, bu yöntemin kullanılması gözden kaçırılmıştır. (Bu olguyu açıklarken akla gelebilecek ikircikli sorgulamalara değinmiyorum.) Bu bakımdan, dillerin kökeni üzerinde yapılan bilimsel çalışmaların; hint-avrupa, sami vb. gibi sescil ve yapısal akrabalıklara dayandırılan öbeklendirmelerin; ve son yıllarda ortaya atılan ‘nostratic öndil kuramı’ gibi varsayımsal kurgulamaların yeni baştan gözden geçirilmesi gerekmektedir. İleri sürdüğüm yeni savözün doğası gereği, günümüz Batı dünyasında ve bizde kullanılan Latin-Roma abece’sinin Fenike-Yunan yaratısı olduğuna değgin öğretinin de yanlış bir varsayımdan ileri geldiği anlaşılmalıdır. |
|||
|
|
(DT imza) |
1 |
Antalya 1. Noter’i CEMAL KARAKÖY (Resmi mühür & imza)
|
|
|
|||
|
No.11150 |
|||
|
|
|||
|
4.2 “OĞUZCAN TÖRESİ” insanlığın tüm dinsel inançlarının tek özgün kaynağıdır : Evren-insan-yaşam üçlemesindeki ögeler arası değer ilişkisini yaratıcı ve yok edici bir tümel erk gücü göstergesinde, ussal ve tinsel bir bileşke olarak örgütleyen bu düşün = inan dizgesi (theo-geno-sophy) aslında son kerte olumlu, doğal ve gerçekçi bir bilgi kılavuzuydu. Uygulamada bireyi topluluğa bağlayan, değer dengelerini belirleyen etürük uluslar töresinin ilkelerini de oluşturuyordu. Gök*köG etürükçe dilinde yazılı olduğu üzere: Bu evrensel nitelikli düşün-inan dizgesine bağlı etürük birliği, çağlarca yıl önce, nedeni şimdiki yer yüzü ile birlikte geçmişte yaşanılan gezegenler arasında göçmek ya da yerleşmek konusunda patlak veren bir tartışma sonucu göksel çatışrna olarak özetlenebilecek bir kırış-kıyamla dağılmıştır. Oğuzcan töresi de, üye ulusların çatışan amaçlarına koşut yönlerde anlaşılmaz biçimlere dönüşmüştür. Ancak, altın çağın bu acıklı son’una karşın, Oğuzcan törelerinin özü yokedilemeyen etkisi, içerdiği köklü değerler nedeniyle yer yüzündeki din, inanç ve geleneklerde günümüzde bile süregelmektedir. Bu savöze örnek olarak şu olguyu açıklayabilirim: En son İslam ve ondan önceki Hıristiyan dinine kaynaklık ettiği, tek tanrıcı din inancının yayılmasını sağladığı geçerli bir savmış gibi ileri sürülen İbrani (İng: He.br.ew; ar: Ya.hu.di) dini Y.u.da’cılık (J.u.da-ism) ile ilgili adların hepsi Oğuzcan’ın yazılışı bozunmuş okunuşundan gelir. Tevrat ya da Torah olarak anılan kutsal kitap adları bile aslında insanlığın anadili etürükçemizdeki kutsa1 at.avrat.ok töresi’nden başka bir şey değildir. Bu bulguların ‘phonetic’ ya da ‘semantic’ değil ama yukarıda önerdiğim görsel çözümleme yöntemimle daha iyi anlatılacağını anımsatmalıyım. |
|||
|
5. SAVÖZÜN KANITI : |
|||
|
Orta Asyada Or(k(h)on): or-oğuz-kon: Oğuz Hanın konduğu yer’in yöresinde bulunan gök*kög etürük dilinde im yazılı bengütaş’lardır. Bengü taş (levh-i mahfuz) adından da anlaşılacağı üzere, Orkhon yazıtları her nekadar bu konuda uzman bilginlerin dediği gibi İ.S. 8. yüzyılda dikilmiş bile olsa ve her nekadar daha öncesine özgü belgeler bulunmasa da, taşıdıkları nitelikler bakımından asıl sayılması gereken kaynağı kesinlikle insanlık ödkuğu kadar eskidir. Kaldı ki, bu yazıtların da bilinen, sıradan okunuşları altında anlam ve önemi çok büyük olan gizemli bir okunuş biçemi daha yatmaktadır. Bu değişik okunuşla, savözümün en güçlü kanıtlarından biri olarak ortaya çıkan yeni anlatımda, Bilge Otuyanıkok’un sesi nice çağlar öncesinden bugüne yankuğlanmaktadır: Bu yırıda O(ğu)z(h)an Bilge Otuyanıkok yer yüzünde otboğaç etürük ırkının (dinozorların) yokoluşu ile önderlik ettiği ana-uç boyların (amazonların) anakaralara yayılışını anlatmaktadır. Çağdaş bilimin verilerine göre bu kıyam ve yeni türler öyküsünün yer alışı milyonlarca yıl önce olmuştur. |
|||
|
6. KAPSAM : |
|||
|
Gök*köG Bitşik öğelerinin araştırılması ve özgün yapısının yeniden kurulması için insanlığın yaşam ve usa vurma deneyimini yansıtan Dil, Din, Bilim, Toplum, Ekin ve Sanat verileriyle etkinliklerinin incelenmesi, bunların yeniden yorumlanıp çözümlenerek tümlük içinde uyurnlu eşgüdümünün sağlanması yapılacak olan çalışmalar kapsamındadır. |
|||
|
7. SONUÇ : |
|||
|
Gök*köG Bitşik Düşünbilimi, 21. yüz yıla girerken güzeli, doğruyu ve birliği özleyen tüm insanların beklediği Yeni Çağ anlayışı için gerekli olan insancıl değerleri, yaratıcı bakış açısını, en önemlisi de Hoşgörü’yü yenileyecek insancıl bir öğretidir.
|
|||
|
Doğan Türker tarafından 15.6.1989 - 1.1.1991 tarihleri arasında Antalya’da yapılan çalışmanın özetidir. (DT - imza)
|
2 |
Antalya 1. Noter’i
|
|
|
|
|
||
|
|
No. 11150 |
|
|
© COPYRIGHT NOTICE:
This work by Doğan Türker |